Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/14953 E. 2025/17218 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/14953
Karar No
2025/17218
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1807 - 2022/1911 İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/777 -2022/307

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Konya 2.İcra Müdürlüğünün 2017/3258 Esas sayılı dosyasından ihale ile Konya ili, ... ilçesi, ... Mah. ... Cad. No:121 adresindeki iş yerini satın aldığını, müvekkilinin bu iş yerini 25.01.2019 tarihinde ...'ye 0001-0110-04121325/1 poliçe numarası ile sigortalattığını, iş yerinde oturan... isimli şahısla ilgili icra dairesinden tahliye işlemleri başlatıldığını ve bu kişinin taşınmazını tahliye ederken iş yerine kasten büyük hasarlar verdiğini, taşınmazdaki kişinin kiracı olmadığını, müvekkili ile arasında bir kira ilişkisi olmadığını, iş yerinin icradan ihale ile alındığını ve ihale kesinleştiği için taşınmazdaki kişinin işgalci durumunda olduğunu, sigorta şirketinin müvekkilinin zararlarından poliçe kapsamında sorumlu olduğunu, müvekkilinin asgari 115.000,00 TL zararı bulunduğunu, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, 1.000,00 TL'nin başvuru tarihi olan 11.02.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ... adına kayıtlı poliçenin teminat limitinin 300.000,00 TL olduğunu, davacının iş yerinde meydana gelen hasar nedeniyle müvekkili şirkete 11.02.2019 tarihinde ihbarda bulunduğunu, ihbar nedeniyle müvekkili şirket tarafından olayla ilgili inceleme yapıldığını, sigortalının hasar tarihinden 3 ay önce dava konusu iş yerini ... Ltd. Şti'den satın aldığını, satın aldığı esnada iş yerini nakliyecilik işi için kullanan...'nin 3 ay boyunca iş yerini boşaltmadığını ve herhangi bir kira ödemesi de yapmadığını, bu nedenle icra yoluna başvurarak tahliye emri çıkarttırmak suretiyle iş yerini boşalttığını beyan ettiğini, davacının beyanına göre 06.02.2019 tarihinde iş yerini icra memurları ile teslim almaya gittiğinde iş yerinin hasara uğratılmış olduğunu, sigortalının beyanında da hasara neden olan kişinin 3. kişi olduğunu, iş bu nedenle kiracının kötü niyetli olarak vermiş olduğu hasarın poliçe teminatı kapsamında olmayacağını sigortalıya bildirdiğini, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Türk Borçlar Kanunu'nun 310. maddesine istinaden sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan işyeri el değiştirdiği için yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olduğu için kiracı...'nin 3. şahıs olarak nitelendirilerek sigorta poliçesinin teminatının kapsamına alınarak ödeme yapılmasının mümkün olmadığı, ... ... 3.şahıs olarak kabul edilebilmesi veya kiracıdan kaynaklı hasarların tazmin edilebilmesi için söz konusu poliçe yapıldığında veya sonrasında, hasar oluşmadan önce sigorta şirketi ile görüşülerek poliçenin detayında bunun belirtilmiş olması gerektiği, ayrıca ilgili poliçede 3. şahıslara ait muhteviyat/emtea/demirbaş/makine vb.tüm kıymetler teminat haricidir ibaresinin yer aldığı, yangın, yıldırım infilak teminatı hariç olmak kaydıyla, riziko adresinde yapılan inşaat/montaj/tadilat/dekorasyon vb. çalışmalar nedeniyle işbu sigorta sözleşmesi ile teminat altına alınan risklerde meydana gelecek hasarların teminat dışı kaldığı, Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları Madde 3 A-1) Kasten ika olunan veya bilerek sebebiyet verilen zarar ve ziyan taleplerinin karşılanmayacağının belirtildiği, Türk Ticaret Kanunu madde 1439/2'de belirtilen sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat ve bedel ödeme borcu ortadan kalkar hükmüne istinaden mal sahibi ...'ın poliçeyi yaptırırken ve sonrasındaki gelişmeler değerlendirildiğinde beyan eksikliği olduğunun değerlendirildiği, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda ... Sigorta A.Ş. tarafından 0001-0110 ... nolu poliçe numarası ile işyeri sigorta poliçesi ile sigortalanan işyerinde oluşan hasarların poliçe teminatı kapsamında olmadığı değerlendirildiğinden herhangi bir ödeme yapılmasına gerek olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının taşınmazı ihale yoluyla aldığını, taşınmazda bulunan kişi ya da şirketin işgalci konumuna düştüğünü, taraflar arasında açık iradeyle kurulmuş kira akdi olmadığını bilindiği kadarıyla işgalci kişinin kiracı değil eski malik olduğunu, beyan yükümlülüğüne de aykırılık bulunmadığını, ret kararının hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş yeri sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1429. maddesi sigortacı aksine sözleşme yoksa sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez hükmünü amirdir. Yine 1412. maddesi de kanunda sigorta ettirenin bilgisine ve davranışına hukuki sonuç bağlanan durumlarda sigortadan haberi olması şartı ile sigortalının, temsilci söz konusu ise temsilcinin can sigortalarında da lehtarın bilgisi ve davranışı dikkate alınır düzenlemesini içermektedir. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmalleri sonucu oluşan rizikolar herhalde teminat kapsamındadır. Kasıtlı davranışlar sonucu meydana gelen rizikoların teminat kapsamı dışında kalması için kanun koyucu rizikoyu gerçekleştiren kişilerin hukuki statüleri ve rizikoyu gerçekleştirmekteki amaçlarına göre bir ayrım yapmış ve bu doğrultuda ortaya çıkan rizikonun teminat kapsamında olup olmayacağını belirlemiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 1429. maddesinin birinci fıkra ikinci cümlesi mutlak emredici nitelikte olup aksine sözleşme yapılması mümkün değildir. Somut olayda sigortaya konu taşınmazda dava dışı... isimli şahsın kiracı olarak oturduğu, tahliye sürecinde sigortalı taşınmaza kasten zarar verdiği anlaşılmaktadır. Anılan kişi TTK 1412. maddede sayılan kişilerden olmadığı gibi 1429. maddede kasıtlı eylemleri amaca bakılmaksızın doğrudan teminat dışı sayılan kişilerden de değildir. Yani sigorta ettiren ya da sigortalı sıfatını haiz kişilerden değildir. Bu kişi sigorta ettirenin ya da sigortalının hukuken fiillerinden sorumlu olduğu kişi olarak kabul edilse bile eylemin tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği de kanıtlanamamıştır. Öte yandan taraflar arasında düzenlenen poliçede bulunan Kötü Niyetli Hareketler Klozunda “yangın sigortası genel şartları hükümleri saklı kalmak kaydıyla; grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri klozunda belirtilen olaylarla ilgili olmaksızın, sigortalı ve sigortalının usul ve füruu dışındaki herhangi bir kimsenin kötü niyetli hareketleriyle bu olayları önlemek ve etkilerini azaltmak üzere yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucu sigortalı şeylerde doğrudan meydana gelen yangın ve infilak sonucu hariç bütün zararlar teminata ilave edilmiştir” düzenlemesi mevcuttur. Kloz içeriğinde belirtildiği üzere somut olay değerlendirildiğinde, taşınmaza verilen zararın grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri klozunda belirtilen olaylarla ilgili olmadığı yine zararın sigortalı ve sigortalının usul ve füruu dışındaki bir kimsenin kötü niyetli hareketleriyle gerçekleştiği görülmektedir. Buna göre davaya konu rizikonun kötü niyetli hareketler klozu kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler ve sigorta sözleşmesindeki kloz gereğince dava konusu rizikonun teminat kapsamında bulunduğu gözetilmeksizin dava dışı zarar sorumlusunun üçüncü kişi olmadığı gerekçesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Derece mahkemelerinin sigorta ettirenin bildirim yükümlülüğüne uymamış olması sebebiyle de davanın reddi gerektiği gerekçelerine gelince; sigorta sözleşmesi yapılırken sigorta ettirenin bildirim yükümlülüğüne uymamasının yaptırımının düzenlendiği Türk Ticaret Kanunu'nun 1439. maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır. Davacı ... ettiren sigorta sözleşmesi yapılırken taşınmazda dava dışı... isimli şahsın bulunduğunu ve tahliye sürecinin başlatıldığını davalı ... şirketine bildirmekle yükümlü olduğu halde bu durumu bildirmemiştir. Riziko da dava dışı şahsın eylemleri neticesinde gerçekleşmiştir. Yani davacı ... ettiren bu konudaki yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Ancak bu ihlal kasıt derecesinde olmayıp ihmal düzeyindedir. Çünkü hakkında tahliye kararı olan her kiracının taşınmaza zarar vereceği kesin olmadığı gibi davacının böyle bir zararın meydana geleceğini bildiği de ispatlanmış değildir. Hal böyle olunca derece mahkemelerince bildirim yükümlülüğüne uymamanın ihmal düzeyinde kaldığı bu hususun ancak tazminattan indirim sebebi olarak değerlendirilebileceği gözetilmeksizin kasıtlı olduğu benimsenerek davanın reddine gerekçe yapılması doğru bulunmamıştır.

VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE 2 .Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2025 tarihinde Üye ... ve Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sigorta poliçesi ile teminat kapsamına alınan kötü niyetli hareketler klozunda, “Yangın Sigortası Genel Şartları hükümleri saklı kalmak kaydıyla; grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri klozunda belirtilen olaylarla ilgili olmaksızın, sigortalı ve sigortalının usul ve füruu dışındaki herhangi bir kimsenin kötü niyetli hareketleriyle bu olayları önlemek ve etkilerini azaltmak üzere yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucu sigortalı şeylerde doğrudan meydana gelen yangın ve infilak sonucu hariç bütün zararlar teminata ilave edilmiştir.” şeklinde ki düzenlemeden de anlaşıldığı üzere sigortalı ve sigortalının usul ve füruu dışındaki herhangi bir kimsenin kötü niyetli hareketleriyle bu olayları önlemek ve etkilerini azaltmak üzere yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucu ortaya çıkan zararlar teminat kapsamına alınmıştır. Böylece teminat kapsamı; “yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucu sigortalı şeylerde doğrudan meydana gelen” zararlar ile sınırlandırılmıştır. Bir başka ifade ile sigortalanan yerde kötü niyetli hareketleri önlemek için yetkili organların müdahalesi sonucu bir zarar doğacak ki bu teminat kapsamı içerisinde olsun. Somut dosyaya baktığımızda davacının sigorta şirketinden talep ettiği zararlar davacıdan önceki malikle kira sözleşmesi olan kiracının davacının tahliye kararı alması sonucu tahliye sırasında kiralayana doğrudan verdiği zararlardır. Burada “yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler” den bahsedilemeyeceğine göre tazminat talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesinin Kararı ONANMASI gerekirken zararın teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek kararın BOZULMASI yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14953, K. 2025/17218, T. 24.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-14953-e-2025-17218-k-5ab6e65c1389