Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23545 E. 2023/13985 K. – Konut Sigorta
Konu: Konut Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/23545
- Karar No
- 2023/13985
- Karar Tarihi
- Konu
- Konut Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Maddi Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/569 E., 2021/576 K. DAVA TARİHİ : 17.08.2018 HÜKÜM/KARAR : Kabul/Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/646 E., 2021/189 K.
Taraflar arasındaki konut sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Yüksekova ilçesinde terörle mücadele amacıyla 13.03.2016 ila 30.05.2016 tarihleri arasında sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, bu süreçte yaşanan olaylarda müvekkiline ait olan Hakkari ili Yüksekova ilçesi 348 Ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan dört katlı bina, müştemilat, garaj ve tandır evinin ağır hasar gördüğünü, dava konusu taşınmazların davalı nezdinde sigortalı olduğunu, davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek açılan belirsiz alacak davasında 5.100,00 TL maddi zararının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 640.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava tarihi itibarıyla 2 yıllık zamanaşmı süresinin dolduğunu, davacının poliçe akdedildiği esnada taşınmazın bulunduğu bölgede terör olaylarının yaşandığını, daha önce ilan edildiği gibi yine sokağa çıkma yasağı ilan edilebileceğini bilmekte iken rizikonun bilinmezliği ilkesine aykırı olacak şekilde poliçe akdedildiğini, bu hususun iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre davacının bildirim yükümlülüğüne uymaması nedeniyle poliçeye dayalı talepte bulunamayacağını, davacının 5233 sayılı Kanun gereğince Yüksekova Kaymakamlığına başvurması gerektiğini, sigorta sözleşmesinin taraflarının rizikonun gerçekleşeceğini bilmelerine rağmen konu rizikoları kapsayacak şekilde sözleşme yapmalarının kanuna karşı hile niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı arasında imzalanan dört adet konut sigorta poliçelerinin 01.03.2016 ile 01.03.2017 tarihlerini kapsadığı, Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, adresinde bulunan dairelerin ve eşyanın teminat altına alındığı, somut olayda, terör örgütü üyeleri tarafından yapılan eylemlere mukabil güvenlik güçlerince operasyonlar gerçekleştirildiği, operasyonlar sırasında sivil vatandaşların zarar görmemesi için sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, bu sırada güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasındaki çatışma sırasında dava konusu bina ve eşyaların zarar gördüğü, meydana gelen zararın terör klozu teminatı dahilinde olduğu, olay tarihlerinde Yüksekova ve diğer bir kısım yerlerde sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinin, güvenlik güçlerinin terör örgütü üyelerine yönelik operasyonlar yaptığının ulusal televizyon ve basında yer aldığı, rizikodan önce poliçe tanzim edilmesinin tek başına kötü niyeti göstermeyeceği, davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi, riziko analizi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiğinden dava konusu olayda sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği ve sigorta sözleşmesinin geçersizliğini doğuracak bir sebebin bulunmadığı, hasar tespit komisyonunca davacıya eşya zararı için ödeme yapılmış olup eşya zararı bedeli talebinin bulunmadığı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce davacıya bina zararı yönünden ayni veya nakdi ödeme yapılmadığının bildirildiği, toplam zararın sigorta teminat limitleri içerisinde yapı bedeli olarak 640.000,00 TL olduğunun ayrıntılı, gerekçeli ve konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapordan anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 640.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 16.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, eşya zararı yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının poliçe akdedildiği esnada taşınmazın bulunduğu bölgede terör olaylarının yaşandığını, daha önce ilan edildiği gibi yine sokağa çıkma yasağı ilan edilebileceğini bilmekte iken rizikonun bilinmezliği ilkesine aykırı olacak şekilde poliçe akdedildiğini, bu sebeple poliçelerin iptal edildiğini, davacının rizikonun bilinmezliği ilkesine aykırı olacak şekilde doğacağını bildiği zararı kazanç elde etmek maksadıyla sigortalattığını, davacının iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettiğini, davacının 5233 sayılı Kanun gereğince Yüksekova Kaymakamlığına başvurması gerektiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca dava konusu olaydan zarar görenlerin zararlarının ayni olarak giderileceğini, mahkemece bu hususta eksik inceleme yapıldığını, mahkemece bir aylık fesih hakkının değerlendirilmediğini, müvekkilinin ancak ihbar ile durumu öğrendiğini, ihbarla beraber poliçelerin iptal edildiğini, poliçenin doğal akış içerisinde riziko adresi veya yakınında bir acenteden yaptırılmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, hesap yönünden de bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, poliçe özel şartlarına göre teminat dışı hallerin, muafiyetlerin eksik sigorta araştırılmasının yapılmadığını, mahkemece keşif yapılmadığından dava konusu taşınmaz ile sigorta ettirilen taşınmazın aynı olup olmadığının tespit edilemediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 6502 sayılı Kanun'un 3 ve 73 üncü maddeleri gereğince Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu, davacı tarafından davalıya 01.06.2016 tarihinde ihbarda bulunulmuş olup davacının süresinde 10.08.2016 tarihinde Sigorta Hakem Komisyonuna başvuru yaptığı, yapılan itiraz incelemesi sonucunda 02.08.2018 tarihli karar ile dosyadan el çekildiği, davanın ise 17.08.2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, yine davanın belirsiz alacak davası olarak açılması ve dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden zamanaşımı süresinin dolmaması nedeniyle talep artırım dilekçesinde talep edilen miktar yönünden de zamanaşımı süresinin dolmadığı, talep artırım dilekçesinin davalı vekiline 09.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilinin talep artırım dilekçesine karşı 06.12.2019 tarihli dilekçe ile beyanda bulunduğu, rizikodan önce poliçe tanzim edilmesinin tek başına kötü niyeti göstermeyeceği gibi anılan bölgede uzun yıllardır terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin operasyonlarının devam ettiği dikkate alındığında davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi ve riziko analizi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği, sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik delil bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı ve gerekçeli olduğu, poliçe özel şartlarına uygun şekilde tanzim edildiği, delil tespiti dosyasında alınan fen bilirkişi raporunda sigortalı bina ile dava konusu binanın aynı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından eşya zararının Valilikçe ödendiğini belirtildiği ve İlk Derece Mahkemesince de bu hususta hüküm tesis edilmediği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce dava konusu binanın sigortalı olması ve yıkımın gerçekleşmemiş olması nedeniyle davacının bina zararının ayni olarak karşılanmadığının bildirildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) nolu alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından konut sigorta poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait binanın, terör olayları sonucunda zarar görmesi nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1453 ve devam eden maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacının bildirim yükümlülüğüne, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davranışı bulunmamasına, davalının eşya zararının Devletçe karşılanmış olması nedeniyle eşya zararına ilişkin talebi bulunmamasına, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından davacının bina zararının ayni olarak karşılanmadığının bildirilmesine, dava konusu taşınmaz ile sigorta ettirilen taşımazın aynı olduğunun delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporundan anlaşılması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosyanın incelenmesinde; davacıya ait olan zemin dahil dört katlı binada bulunan 4 adet bağımsız bölümün davalı nezdinde konut sigorta poliçesi ile sigortalandığı, delil tespiti dosyasında alınan inşaat bilirkişi raporunda her bir katın 298,15 m2, toplam inşaat alanının 1.192,60 m2 olduğunun bildirildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortalı bağımsız bölümlerin toplam 1.192,60 m2 olduğu kabulü ile olay tarihi itibarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Yaklaşık Birim Maliyetleri esas alınarak bağımsız bölümlerin yeniden yapım maliyetlerinin belirlendiği anlaşılmaktadır. Ancak her bir bağımsız bölüme ilişkin olarak düzenlenen sigorta poliçelerinde bağımsız bölümlerin metrekaresi 160 m2 olarak yazılmış ve bu alana göre sigorta primi tahsil edilip sigorta teminat tutarı belirlenmiş olup anılan bu alan üzerinden hesaplama yapılması gereklidir.
Şu durumda İlk Derece Mahkemesince.; sigorta poliçesine göre sigortalı bağımsız bölümlerin 160 m2 olduğu kabulü ile sigortalı bağımsız bölümlerin yeniden yapım maliyetinin belirlenmesi konusunda daha önce rapor düzenleyen bilirkişi kurulundan ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) bendinde açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.