Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5335 E. 2023/13308 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5335
Karar No
2023/13308
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2019/298 E., 2021/258 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında hayat sigorta poliçesinden kaynaklı alacak davasında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 17. Hukuk (Kapatılan) Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların eşi/babası ...'un davalı bankadan çektiği 12.000,00 TL'lik banka kredisine teminat amacıyla hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, poliçe vadesi içinde davacılar murisinin öldüğünü, davalı sigortacıya poliçe teminatının ödenmesi için başvurulduğu halde başvuruya cevap verilmediğini, davacı tarafa herhangi bir bildirim yapılmadan poliçenin tek taraflı feshinin hukuka aykırı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 12.000,00 TL. tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Hayat ve Emeklilik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı ile davacılar murisi arasında vefat tarihini kapsayan poliçenin bulunmadığını, riziko tarihinde geçerli poliçe bulunmadığından zarardan sorumlu tutulamayacaklarını, geçerli poliçe bulunduğunun kabulü halinde ise, poliçede dain-i mürtehin kaydı olan bankanın dava açma hakkı olduğundan davacıların aktif dava ehliyetinin de olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı banka davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.01.2016 tarihli ve 2014/1004 Esas 2016/45 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile 12.000,00 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline ve davacılara miras payları oranında ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 07.05.2018 tarih 2016/15057- 2018/4642 sayılı kararı ile ''Dava, hayat sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf, murisin davalı bankadan 14.06.2012 tarihinde kullandığı 5 yıl vadeli tüketici kredisine teminat amacıyla davacılar murisi için 1 yıllık hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini; gerekli bilgilendirmelerin yapılmaması nedeniyle, kredi vadesi içinde sigorta poliçesinin yenilenemediğini ve hak kaybına sebep olan davalıların bu ihmali davranışı nedeniyle, düzenlenen ilk poliçedeki vefat teminatını ödemek zorunda olduğunu iddia ederek dava açmıştır. Davacı taraf, ilk poliçeden sonra yenileme yapılmadığını ifade etmişse de, dosya kapsamında sadece ilk sayfaları bulunan "yıllık kredi hayat sigorta poliçesi" adıyla 14.06.2012-14.06.2013 vadeli, 14.06.2013-14.06.2014 vadeli ve 14.06.2014-14.06.2015 vadeli 3 yıllık 3 ayrı poliçe olduğu görülmektedir. Ancak, 14.06.2014-14.06.2015 vadeli poliçe için saptanan primin ödenmemesi nedeniyle, bu poliçenin 17.07.2014 tarihinde davalı sigortacı tarafından iptal edildiğinin ve ölüm tarihini kapsayan poliçe olmadığının bildirildiği görülmektedir. Mahkeme tarafından, mevcut dosya kapsamına göre davacıların tazminat alacakları yönünden belirleme yapılması için rapor tanzimi amacıyla dosyanın yollandığı bilirkişi tarafından verilen 24.08.2015 tarihli ön raporda; "rapor tanzim edilebilmesi için taraflar arasında düzenlenen tüketici kredisi sözleşmesi ile söz konusu sözleşmenin ölüm tarihi itibariyle borç bakiyesini gösteren banka kayıtlarının dosyaya sunulmasının gerektiğinin" bildirilmesi üzerine, bu rapordaki eksik belgelerin yollanması için davalı bankaya müzekkere yazılmış; cevap verilmemesi üzerine de meşruhatlı ve kesin süreli tebliğe rağmen belgelerin sunulmayışı, davacılar için kazanılmış hak kabul edilerek, dava edilen bedel hüküm altına alınmıştır. Mahkemenin bu uygulaması, usule aykırı olduğu gibi davalı savunmalarına ilişkin hiçbir araştırma yapılmayışı da hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219 ve 220. maddelerinde "tarafların belgeleri ibraz etme zorunluluğu ve ibraz edilmeyişinin sonuçları" konusunda yapılan yasal düzenlemeler gereği, taraflar arasında ihtilaflı olmayan bir hususa ilişkin belgenin sunulmamasının, karşı taraf lehine belge içeriğinin doğru kabulünden başka bir sonuç yaratmayacağının açık olduğu; davalı banka ile davacılar murisi arasında kredi sözleşmesi olduğunun tarafların kabulünde olduğu dikkate alındığında; sadece kredi belgelerinin sunulmayışının, hayat sigorta poliçesi nedeniyle davacıların tazminata hak kazanması sonucunu doğurmayacağı izahtan varestedir.

Bu durumda mahkemece; davacılar murisi için düzenlenen, iki kez yenilenmek suretiyle devam eden üç ayrı poliçenin tüm nüshalarını içerir örnekleri ile 14.06.2014-14.06.2015 vadeli poliçenin iptaline ilişkin kayıtların getirtilmesi, anılan vadeli poliçe priminin ödenmesi konusunda davacılar murisi sigortalıya bilgilendirme yapılıp yapılmadığının sorulması ve bilgilendirme yapılmışsa buna ilişkin belgelerin getirtilmesi; yine, davacılar murisi ile davalı banka arasında imzalı tüketici kredisi sözleşme örneğinin ve krediye ilişkin tüm belgelerin getirtilmesi, ayrıca muris tarafından kullanılan krediden ödenmeyen kısım bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı da sorularak bakiye kredi borcu için yapılmış takip olup olmadığının saptanması; tüm bu delillerin toplanmasından sonra, davalı bankanın hayat sigorta poliçesinin düzenlenmesinde acente sıfatıyla yer aldığı da dikkate alınarak davalı bankaya husumet düşüp düşmeyeceğinin tartışılması; toplanan delilere göre, davacılar murisinin ölüm tarihini kapsayan geçerli poliçe olup olmadığının değerlendirilmesi ve 14.06.2014-14.06.2015 vadeli poliçenin iptalinde, davalı sigortacının prim ödenmemesi halinde mevzuat gereği yapması gereken bildirimleri yapıp yapmadığı da gözetilerek poliçe geçerliliğinin irdelenmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme, yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.'' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuş; Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.11.2019 tarihli ve 2018/5672 Esas, 2019/10712 Karar sayılı ilamıyla davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin miktardan reddine karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile söz konusu eksikliklerin giderilmesi amacıyla yapılan yazışmalar sonrasında, davacıların murisine 15.07.2014 tarihli SMS ile prim tahsilatının yapılamadığı ve primlerin ödenmemesi halinde poliçenin iptal edileceğine dair bilgi verildiği, daha sonra 18.07.2014 tarihinli SMS ile prim ödemesinin yapılmadığı gerekçesi ile sigorta poliçesinin iptal edildiğine dair bilgilendirme yapıldığı, dava konusu hayat sigortası poliçesinin yıldan yıla yenilemeli ve 1 yıl süreli olması ve davalı sigorta şirketi tarafından poliçenin prim tahsilatsızlığı/temerrüt nedeniyle iptal edilmesinin Hayat Sigortası Genel Şartları C-1 maddesi hükümlerine uygun olduğu, murisin vefat tarihini kapsayacak şekilde geçerli bir poliçe bulunmadığı, acentenin müvekkili adına borçtan doğrudan sorumluluğu bulunmadığı, TTK.nın 119/2. maddesi hükmüne göre, davanın açıldığı tarihi itibariyle davalı bankaya husumet yöneltilebilme imkanı bulunmadığından dolayı davalı yönünden davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiği, son duruşmada hazırlanan duruşma tutanağının sehven anılan davalıyı da kapsayacak şekilde davanın reddi şeklinde yazıldığı, söz konusu hata daha sonradan fark edilmişse de kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılamayacağı ilkesi gözetilerek bu hususun sadece gerekçede yazılması ile yetinildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; somut durumda sigorta şirketi ile bankanın gerekli bildirimi süresi içerisinde yapmaması, bu hususta aydınlatıcı şekilde bilgi verilmemesi, sigortalının yükümlülüğünü yerine getirmemesine sebebiyet vermişse bu durumda sigortacının sözleşmeden doğan sorumluluğundan kurtulamayacağını, zira kimsenin kendi kusurundan menfaat elde edemeyeceği, murise gerektiği gibi ve aydınlatıcı bildirim yapılmadığı, bildirim yapma sorumluluğunun davalı banka ve sigorta şirketinde olduğunu, taraflardan her birinin üzerine düşen yükümlülükleri gerektiği gibi yerine getirmemesi halinde müterafik kusurun varlığı söz konusu olacağından davanın tümden reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar müvekkillerin murisine SMS ile prim tahsilatının yapılmadığı ve primlerin ödenmemesi halinde poliçenin iptal edileceğine, sonrasında ise ödemenin yapılmaması nedeniyle poliçenin iptal edildiğine dair bilgilendirme yapıldığı belirtilmişse de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, bildirim yapıldığı varsayımında dahi işbu kayıtların süresi içerisinde dosyaya sunulmadığından hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar bozma ilamı doğrultusunda yerel mahkeme tarafından ilgili kayıtların ve belgelerin sunulması için davalı tarafa süre verilmişse de ilgili kayıtların toplanması açıkça iddia ve savunma yasağına aykırı olup iş bu kayıtların hükme esas alınmaması gerektiğini, davalı tarafça verilen kesin sürelere rağmen delillerin sunulmadığını, davalı banka yönünden davanın husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmişse de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, bankanın da sigorta şirketi ile birlikte sorumlu olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; hayat sigorta poliçesi kapsamında teminat alacağı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Hayat Sigortası Hazine Müsteşarlığı'nın 17.01.2009 tarih ve 27113 sayılı Resmi Gazete’de yayımladığı Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 5 inci maddesinin 2 nci fıkrası, Hayat Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun1487 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, davalı banka yönünden husumet yönünden ret kararı verilmesinin temyiz edenin sıfatına göre mümkün olmamasına göre; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

6502 sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2. maddesi gereğince davacılar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine

11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/5335, K. 2023/13308, T. 11.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-5335-e-2023-13308-k-e20743c664e0