Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21903 E. 2023/13712 K. – Rücuen Tazmina
Konu: Rücuen Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/21903
- Karar No
- 2023/13712
- Karar Tarihi
- Konu
- Rücuen Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/638 E., 2020/3936 K. DAVA TARİHİ : 04.06.2004 HÜKÜM/KARAR : Ret/Davacı Vekilinin İstinaf Başvurusunun Kısmen Kabulü/ İlk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılarak Yeniden Esas Hakkında Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Kısmen Kabulü Yönelik Olarak Davalı vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2004/886 E., 2018/709 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 23.06.2021 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Asıl karar davacı ve davalı vekili, ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının henüz tebliğ edilmeden davalı vekili tarafından temyiz edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraflara tebliğ edilmesi üzerine kararın davacı vekili tarafından da temyiz edildiği, reddedilen miktar gözetildiğinde davacı yönünden kararın temyizi kabil olduğu, bu nedenle davalı tarafından da kararın temyiz edilebileceği anlaşılmakla; davalı veklinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine dair verilen 23.06.2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Kars 14 üncü Mekanize Tugay Komutanlığında görevli olduğu dönemde kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucunda muvazzaf askerlik hizmetini yapmakta olan er ün ağır şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, olayda yaralanan tarafından müvekkili idare aleyhine Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/668 Esas sayılı dosyalı ile tazminat davası açıldığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, karara istinaden başlatılan Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2003/1001 Esas sayılı dosyasına müvekkili tarafından toplam 810.301.550.000 ETL ödeme yapıldığını, davalının kusuru ile hazine zararına sebebiyet verdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 801.353.400.000 ETL'sinin ödeme tarihi olan 25.12.2003 tarihinden itibaren 8.948.150.000 ETL'sinin ise ödeme tarihi olan 04.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'in, er 'ün yaralanmasına ve bu nedenle davalı idarenin tazminat ödemesine sebep olan trafik kazasında bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili için Askeri Mahkemenin kararında tayin edilen kusurun, doğrudan doğruya trafik kazasının meydana gelişi ile ilgili olan kusur olmadığını, müvekkilinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 230 uncu maddesine göre cezalandırılmasından bu durumun anlaşıldığını, trafik kazasının sürücü 'ün tamamen kusurlu davranışları sonucu meydana geldiğini, olayın meydana gelişinde aracın eski olup olmamasının, erlerin kasa üzerinde taşınıp taşınmamasının bir öneminin bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenlerle trafik kazasının meydana gelişinde konvoya komutanlık yapan müvekkilinin kusurlu kabul edilmesinin haklı ve doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; rücuya esas olan Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/668 Esas sayılı dosyasına ait kararın davacı vekili tarafından ibraz edilemediği, ilgili mahkemeden de karara ulaşılamadığı, dolayısıyla davacı tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; olaya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dava dosyası içerisinde mevcut olduğunu, rücuya esas olan Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/668 esas sayılı dosyasına ilişkin kararın ve karara ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilamının dosyaya sunulduğunu, davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödemelere ilişkin ödeme belgelerinin de dosya arasında mevcut olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin delil toplama görevini tam olarak yerine getirmeden davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince dosyaya sunulan deliller değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/668 Esas, 2002/887 Karar sayılı ilamı ve bu karara ilişkin onama ilamının dosya arasında mevcut olduğu, hükmolunan tazminatın ödenmesine ilişkin tahakkuk müzekkerelerinin ise davacı vekilinin 01.03.2016 tarihli dilekçesi ekinde sunulduğu, bu kapsamda alınan bilirkişi raporu ile de davalı idarenin 101.287,70 TL rücuen tazminat alacağının olduğunun tespit edildiği, bu nedenle Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/668 Esas ve 2002/887 Karar sayılı kararının ibraz edilmediğine ilişkin gerekçenin yerinde olmadığı, tüm dosya kapsamı itibarıyla davacının davasının da ispatlandığı, ancak davalının kamu görevlisi olması, dava konusu olayda birden fazla kişinin ölmesi ve yaralanması, davalının meydana gelen olayda hafif kusurlu olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenen tazminattan takdiren %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nolu alt bendi uyarınca kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, 60.772,62 TL rücuen tazminatın 1.118,52 TL'sinin 25.08.2003 tarihinden, 59.654,10 TL'sinin 19.12.2003 tarihinden 19.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde 810.301,55 TL ödemenin rücuen tazmininin talep edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda bu miktarın eksik ve hatalı olarak 60.772,62 TL olarak belirlendiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelere rağmen rücuen tazminat talebine konu alacağın hangi sebep ve delile dayanarak indirildiğinin anlaşılmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın amacının kurumun uğradığı zarar dolayısıyla müvekkiline zararın rücu ettirilmesi olduğunu, ancak davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin dekontlara ulaşılamadığını, İlk Derece Mahkemesince davacıya dekontun sunulması için süre verildiğini ve dosyaya sunulan herhangi bir evrak olmadığından davanın reddedildiğini, yargılamanın asıl müsebbibi olan bu belgenin dosyada olmadığını,belgenin varlığı kabul edilerek kısmen kabul verilmesinin yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın kesin olarak verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının komutanı olduğu askeri konvoyla mühimmat taşındığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucunda, dava dışı er 'ün yaralanması nedeniyle davacı aleyhine açılan dava sonucunda ödenmek zorunda kalınan miktarın, olayda kusurlu olduğu iddia edilen davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 41, 43, 50 ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, rücu istemine ilişkin açılan eldeki davada davalının kusuru oranında sorumlu olmasına, aynı olay nedeniyle açılıp kesinleşen Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/280 (bozma öncesi 2000/125) esas sayılı dosyasında davalının kusurunun belirlenmiş olmasına, davalının kusuruna isabet eden miktardan hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesinde isabetsizlik olmamasına, rücuya esas olan mahkeme ilamının ve ödeme belgelerinin dosya arasında mevcut olması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; a. Davacı, müteselsil sorumlu sıfatı ile üçüncü kişiye ödediği paranın halefiyet esasınca rücuen tahsilini istediğine ve davalı önceki davada davalı olarak yer almadığına göre iadenin kapsamı, davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalının payına düşen kısmıdır. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez. Çünkü sözü edilen giderlerle davalının eylemi arasında uygun sebep sonuç bağı yoktur. Mahkemece yapılacak iş, icra giderleri ile hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faize ilişkin istek bölümünün hesaplanıp reddine karar vermekten ibarettir. Bu ilkelere aykırı düşüncelerle istemin tümü üzerinden davalının kusuruna isabet eden miktarın hüküm altına alınmış olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
b. Dava, davalının da kusuru nedeni ile devletin ödediği tutarın, kusurlu olan sorumluya rücuuna ilişkin olup; rücunun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 50 inci maddesi, hâkimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hâkim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51 inci maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hâkim, rücu kapsamını takdir durumundadır.
Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet de onunla birlikte değerlendirilmesi gereken önemli ögelerdendir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı yararına hakkaniyet indirimi yapılmış ise de indirim oranının az olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda; olayın oluş şekli ve özelliği, zararın oluşumu, yapılan işin mahiyeti, davalının işinin yoğunluğu gözetilerek daha yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken bu yönün gözetilmemesi doğru görülmediğinden kararın davalı yararına bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Değerlendirme bölümünün (2/a ve b) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA,
492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.