Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/10216 E. 2023/13533 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/10216
- Karar No
- 2023/13533
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1489 E., 2020/945 K. İHBAR OLUNANLAR : 1-... 2-Yüksekova Kaymakamlığı DAVA TARİHİ : 09.08.2016 HÜKÜM/KARAR : Davalı istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeni hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/486 E., 2019/337 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkiline ait konutun Konut Paket Sigorta Poliçesinin G.L.K.H.H. Terör sigorta teminatı ile sigortalandığını, konutun bulunduğu Hakkari İli, Yüksekova İlçesinde 13.03.2016 tarihinden 30.05.2016 tarihine kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, bu süreçte müvekkilinin konutunun yaşanan çatışmalar nedeniyle kolluk kuvvetlerince boşaltıldığını, sokağa çıkma yasağı devam ettiği süreçte yaşanan çatışmalar nedeniyle müvekkilinin evi ve eşyalarının kullanılamaz ... geldiğini, sigorta şirketinin eksper göndererek zararı tespit ettirdiğini, fakat herhangi bir ödeme yapmadığını, oluşan zararlardan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik konut için 2.250,00 TL, sigortalı eşyalar 1.000,00 TL tazminatın rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 31.05.2018 havale tarihli dilekçe ile talep sonucunu 155.000,00 TL' ye çıkarmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; oluşan zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında Devlet tarafından karşılanacağını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1445 ve 1446 ncı maddeleri gereğince davacının ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmediğini, olağanüstü hal ilanının ve evin zarar gördüğünün davacı tarafça öğrenilmesine rağmen müvekkili şirkete bildirilmediğini, poliçe yenilemesinden sonra hasarın ihbar edildiğini, dava konusu talebin teminat dışı olduğunu, TTK'nın 1447 ve 1448 inci maddelerine aykırı olarak bilgi verme yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile 155.00,00 TL tazminatın dava tarihi olan 09.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava değeri belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası şeklinde dava açılamayacağını, davacının alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu konutun hukuki vasfı belli olmadığı gibi hukuken geçerli bir tapu kaydının olup olmadığının, davacının anılan konutta mülkiyet hakkının olup olmadığının belli olmadığını, imar izni bulunmayan ve o yerde mülkiyet hakkı olmayan davacının hukuken korunacak menfaatinin olmadığını, operasyonlardan önce bölge halkının evlerini boşaltarak güvenlikli olan bölgelere göç etmeleri nedeniyle eşya zararından bahsedilemeyeceğini, davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılamayacağını, bilirkişi raporunda açık tebliğe rağmen hata yapıldığını, 2015 yılı tebliğinin uygulanması gerektiğini, fakat raporda 2016 yılı tebliğinin esas alındığını, yapı sınıfının ise 3A ve birim m2 fiyatının ise 590,00 TL olması gerektiğini, poliçede teminat altına alınan metrekareden daha fazla olacak şekilde teminat altına alınmayan inşaat alanı üzerinden hesap yapıldığını, poliçede 170 m2 üzerinden teminat verilmesine rağmen bilirkişi tarafından 220 m2 üzerinden hesaplama yapıldığını, davacının zararının 5233 sayılı Kanun kapsamında Devlet tarafından karşılandığını ve bu husus dikkate alınmadan karar verildiğini, poliçenin başlangıçtan beri hükümsüz olduğunu, TTK'nın 1435 ve 1439/2 nci maddeleri gereğince müvekkilinin tazminat ödeme borcunun ortadan kalktığını, dava konusu hasarın bölgedeki terör eylemleri ve bu eylemler neticesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı esnasında meydana gelen ve hırsızlık faaliyetlerinden kaynaklandığının iddia edildiğini, poliçede temin edilen hırsızlık teminatında Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarına işaret edildiğini, A.4.7 maddesi gereğince terör eylemleri nedeniyle yapılacak müdahaleler sonucunda meydana gelecek zararların teminat dışı olduğunu, Yangın Sigortası Genel Şartları A.4. maddesinde de teminat dışı kalan hallerin sayıldığını, ıslah ile arttırılan alacak için faizin ıslah tarihinden başlayacağını, bu nedenle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yanlış olduğunu, davacının beyanlarına göre alacağın Sulh Hukuk Mahkemesinde tespit edilmiş olması nedeniyle belirlendiğini ve likit ... geldiğini, bu durumda kısmi dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, terör örgütü üyeleri tarafından yapılan eylemlere mukabil güvenlik güçlerince operasyonlar gerçekleştirildiği, operasyonlar sırasında sivil vatandaşların zarar görmemesi için sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, bu sırada güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasındaki çatışma sırasında dava konusu konutun zarar gördüğü, meydana gelen zararın, poliçenin atıfta bulunduğu Yangın Sigortası Genel Şartlarının A/4.maddesinde düzenlenen, savaş, her türlü savaş olayları, istila, yabancı düşman hareketleri, çarpışma, iş savaş, ihtilal, isyan, ayaklanma ve bunların gerektirdiği inzibati ve askeri hareketler nedeniyle meydana gelen zararlar olarak kabul edilemeyeceğinden, zararın terör klozu teminatı dahilinde olduğu, ayrıca olay tarihlerinde Yüksekova ve diğer bir kısım yerlerde sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinin, güvenlik güçlerinin terör örgütü üyelerine yönelik operasyonlar yaptığının ulusal televizyon ve basında yer aldığı, davalı şirketin acentesinin olaylardan önce konut sigortası poliçesi tanzim etmesinin, davalıyı muhtemel risklere karşı uyarmamasının davalı ... ile acente arasındaki ilişkiyi ilgilendirdiği, rizikodan önce poliçe tanzim edilmesinin tek başına kötü niyeti göstermeyeceği, kaldı ki anılan bölgede uzun yıllardır terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin operasyonlarının devam ettiği, davalının TTK'nın 18/2. maddesine göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi, riziko analizi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiğinden dava konusu olayda TTK'nın 1435. maddesi anlamında sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, diğer Kanunlar uyarınca yardımda bulunulmasının sigortacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davalının ıslah edilen miktar yönünden temerrüt faizine ve zamanaşımına ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, delil tespiti dosyasında her ne kadar yapı sınıfı için 4-B tespiti yapılmışsa da hasarın ilgili tebliğe göre 4-B sınıfından olmadığı, sigorta poliçesinde yapı taban alanı brüt 200 m2 olarak yazılmış ise de dosya kapsamında yapı ruhsatının olmadığı, davacının verdiği 2017 yılı emlak beyannamesinde yapı taban alanını 170 m2 olduğu ve zarar tespit raporlarında da 170 m2 olduğunun belirtilmesi ve davacı tarafından sigorta poliçesinde belirtildiği gibi 200 m2 olduğunun ispat edilemediği ve yine aynı binada bulunan daireler için açılan tazminat davalarının görüldüğü dosyalarda hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da poliçede belirtilenin aksine daire yapı alanının 170 m2 olarak esas alındığı ve davacı tarafça da istinaf edilmemesi nedeniyle daire yapı alanın 170 m2 olduğu yönünde güçlü delil oluşturduğu dikkate alınarak daire yapı alanının 170 m2 olduğunun kabul edildiği, sigorta poliçesinde yeni değer klozu bulunduğundan eskime/amortisman payının düşülmemesi gerektiği, ancak davacı yanca istinaf talebinde bulunulmadığı, bu nedenle yıpranma payının düşülmesi yoluna gidildiği, açıklanan nedenlerle bilirkişi raporunda bulunan veriler de değerlendirilmek suretiyle sigortalı dairenin yeniden yapım bedeli 170 m2 x 750,00 TL (2016 yılı 3-B sınıfı yapı yaklaşık birim maliyet 750,00 TL) = 127.500,00 TL olacağı, % 10 oranında eskime payı düşülmesi ile (1.275,00 TL) 126.225,00 TL olacağı ve bu miktardan %5 oranında terör muafiyeti olan 6.311,25 TL indirilmesi ile davacının sigorta poliçesi limiti dahilinde 119.913,75 TL bina tazminatı talep edebileceği, eşya hasarı yönünden yapılan incelemede ise, 4. kat mobilya ve elektrikli eşya bedeli ile ilgili olarak bilirkişi raporundaki tespitin bir evde bulunması gerekli makul eşya fiyatına tekabül etmesi nedeniyle yerinde olduğu, fakat poliçede eşya teminatının 35.000,00 TL limitli olduğu dikkate alındığında ancak bu miktarı talep edebileceği, bu miktardan da % 5 oranında terör muafiyeti indirimi (35.000,00-35.000,00 x 5/100= 33.250,00) sonucunda 33.250,00 TL eşya tazminatı talep edebileceği, böylece davacının talep edebileceği konut ve eşya tazminatı toplamının ise 119.913,75 TL + 33.250,00 TL= 153.163,75 TL olacağı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 153.163,75 TL'nin dava tarihi olan 09.08.2016 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava değeri belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası şeklinde dava açılamayacağını, davacının alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, tapusu/imar izni bulunmayan konutun ve o yerde mülkiyet hakkı bulunmayan davacının hukuken korunacak bir menfaatinden de söz edilemeyeceğini, davaya tüketici sıfatıyla bakılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda açık Bakanlık tebliğine rağmen yapı sınıfının yanlış tespit edilmesi ve hasar tarihine göre uygulanacak Bakanlık tebliğinde yanılgıya düşülmesi ve zarar tespit komisyonu raporunda yapı sınıfı 3B olarak belirlenmiş olmasına rağmen bilirkişi raporunda 4A yapı sınıfı olarak kabul edilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu, 5233 sayılı Kanun kapsamında davacı tarafın zararının Hakkari Valiliği tarafından karşılandığını, bu durum dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, poliçenin başlangıcından itibaren geçersiz olduğunu, zararın teminat dışı olduğunu, ıslah ile arttırılan alacak için faizin ıslah tarihinden başlayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; konut sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435 ve 1439 uncu maddeleri, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 7 ve 9 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 5233 sayılı Kanun’un Uygulanmasına Dair Yönetmelik 23 üncü maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.