Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/756 E. 2026/2488 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/756
Karar No
2026/2488
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2024/215 E., 2025/407 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin eczane sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı Kurumun 01.04.2016 tarihli yazısı ile Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin 2016 yılı Protokolünün (5.3.10.), (4.3.6.), (5.3.8.) ve (5.3.5.) maddeleri uyarınca yersiz ödeme bedeli ve cezai şart bedeli olarak toplamda 2.787.472,23 TL'nin müvekkilinin hak edişinden kesilmesine karar verildiğini, kesinti işleminin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek; davalı Kurum işleminin iptalini, çekişmenin giderilmesini ve borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum işleminin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2021 tarihli kararıyla; davaya konu tahrifat ve sahtecilik eylemleri nedeniyle davacı eczacının yargılandığı ceza yargılaması neticesinde, davacı eczacı aleyhine 415 reçeteyi sahte olarak oluşturmak, 3.975 reçetede ise tahrifat yapmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetine karar verildiği, kararın 17.01.2020 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olguya ilişkin tespitlerin hukuk hâkimini bağlayacağı, ceza mahkemesindeki tespitler gereğince davacı eczacının reçetelerde sahtecilik ve tahrifat yaptığının sabit olduğu, bilirkişi heyetinden alınan raporda da davalı Kurum işleminin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 06.02.2023 tarihli kararıyla; davacının yargılandığı ceza davasında 415 reçeteyi sahte olarak oluşturmak ve 3.975 reçetede ise tahrifat yapmak eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık, belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın aşamalardan geçerek kesinleştiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince; hukuk hâkiminin, maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hâkimi tarafından yapılan tespitlerle bağlı olduğu, davalı Kurum işleminin taraflar arasındaki 2016 yılı Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol ve yürürlükteki mevzuata uygun olduğu, davacı eczacının tacir olduğu ve istinaf dilekçesindeki beyanından denetim yapılan 4 yıllık dönemde cirosunun 5.740.759,86 TL olduğunun anlaşılması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 22/1 maddesi gereğince cezai şarttan indirim yapılmasının gerekmediği, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 10.01.2024 tarihli ilamla; uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, hükme esas alınan 18.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafından hasta ve yakınına teslim edilmeyen reçeteler ile sahtecilik ve tahrifat yapılarak davalı Kuruma fatura edilen reçete bedellerinin hesaplanarak davalı Kurum zararının tespit edilmesi ve Protokol maddeleri ile bu maddelere denk gelen sonraki Protokolün lehe düzenlemeler içeren maddelerine göre uygulanması gereken cezai şartın belirlenerek, davalı Kurum işleminin Protokol hükümlerine uygun olup olmadığının denetlenmesinin sağlanması gerekirken, hasta ve hasta yakınına teslim edilmeyen reçeteler ile sahtecilik ve tahrifat yapılan reçete bedellerinin toplamda 93.915,99 TL olduğu tespitinin yapıldığı halde, bu bedele ilişkin 191,25 TL ve 5 kat geri kalan bedel yönünden 10 kat uygulanan cezanın ne şekilde 2.693.556,24 TL bulunduğunun nedeni açıklanmadan ve hesaplama yapılmadan, davalı Kurum yazısındaki cezai şart bedelinin aynen rapora alındığının anlaşıldığı, Mahkemece davacının sözleşme ile üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği ve sözleşmeye aykırı davrandığı anlaşıldığından, davalı Kurum tarafından davacıya cezai işlem uygulanmasının yerinde olduğu, ancak davalı Kurum tarafından yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen raporun bir çok eczacıya ilişkin düzenlendiği dikkate alınmak suretiyle yeniden denetime uygun bilirkişi raporu alınarak, davacı eczacının hasta ve hasta yakınına teslim edilmeyen reçeteler ile sahtecilik ve tahrifat yaparak davalı Kuruma fatura ettiği reçete bedellerinin davalı Kurum yazısındaki sayı ve bedele bağlı kalınmaksızın hesaplanarak, davalı Kurum zararının tespit edilmesi ve 2016 yılı sonrası yürürlüğe giren Protokollerin lehe hükümlerinin de dikkate alınarak yersiz ödeme bedeli ve cezai şartın ne kadar olması gerektiğinin hesaplama yaparak belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda, dosyaya alınan vergi kayıtlarına göre, davacının teftişin konusu olan dört yıldaki cirosunun 5.740.759 TL olduğu, 2016 yılında uygulanan 2.693.421,34 TL tutarındaki cezai şartın dört yıllık cironun yarısı kadar olduğu, iki yıllık ciro kadar bir cezai işlemin davacıyı iktisaden mahvedecek düzeyde olduğu, iki yıllık gelirini kaybeden ya da kaybedecek davacının ticari varlığını sürdürmesinin beklenemeyeceğini, .... Bölge Eczacı Odasının 12.11.2021 tarihli yazısına göre davacıya ait eczanenin faaliyetinin 04.03.2022 tarihinde son bulduğunu, bu durumda %50 nispetinde cezai şart indiriminin hak ve nesafete uygun olduğunu, 2.693.421,34 TL cezai şartın %50'si olan 1.346.710,67 TL ile 93.915,99 TL reçete ve hastaya teslim edilmeyen ilaç zararı ile birlikte davacının sorumlu olduğu toplam tutarın 1.440.626,66 TL olduğu, hakkaniyet indirimine konu olan tutarın 1.346.710,67 TL olduğundan davacının bu tutar üzerinden borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği, hakkaniyet indirimi bundan yararlanan için vekalet ücreti hakkı doğurmadığından davacı yararına yargılama gideri ve ücreti vekalete hükmedilmesine yer olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun davacı aleyhine 01.04.2016 tarihli yazıyla uyguladığı toplam 2.787.427,23 TL tutarındaki cezai işlemin 1.440.829,01 TL tutarındaki bölümü yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; 07.11.2025 tarihli tashih kararıyla; hükümde yazı hatası sonucu borçlu olmayan tutar yerine borçlu olunan tutara yer verildiği gerekçesiyle; hüküm kısmının (2) numaralı bendinin (4) numaralı satırında geçen ''1.440.829,01 TL'' ibaresinin ''1.346.710,67 TL'' olarak tashihine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, davalı Kurumun zararı olmadığı gibi müvekkilinin kazancı da olmadığını, müvekkili tarafından gerçeğe aykırı reçete düzenlenmediğini, taraflar arasında imzalanan Protokolün tek yanlı hazırlandığını, İlk Derece Mahkemesince müvekkilinin eczanesinin 4 yıllık cirosunun net geliriymiş gibi hesaplanarak cezai şarttan %50 indirim yapılmış olmasının hak ve adalete uygun düşmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; davacı lehine cezai şarttan yapılan %50 indirim oranının yüksek olduğunu, TTK'nın 22/1 maddesi gereği cezai şarttan indirim yapılmasına gerek bir durum bulunmadığını, davacının sözleşmeye aykırı davrandığının sabit olduğunu, müvekkili Kurum işleminin mevzuata uygun bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının, Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamındaki kişilerin Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç teminine ilişkin 2016 yılı Protokolünün (5.3.10.), (4.3.6.), (5.3.8.) ve (5.3.5.) maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle, uygulanan cezai şart ve yersiz ödeme bedelinin tahsiline ilişkin işlemin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda gösterilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalan ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ise incelenemeyeceği, eczanenin ticari işletme, eczaneyi işleten eczacılarında TTK'nın 12/1 maddesi hükmü gereğince “tacir” olduğu, kararlaştırılan cezai şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticari hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığının tespiti gerektiği, nitekim aynı ilkeye Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2022 tarihli ve 2022/(13)-3-666 E, 2023/546 K. sayılı ilamında da yer verildiği, davacı hakkında dava konusu olan kesintinin bir kısmının niteliği itibariyle cezai şart olması nedeniyle Mahkemece tenkis uygulamasının yerinde olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/756, K. 2026/2488, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-756-e-2026-2488-k-809f8d0adc64