Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/217 E. 2026/3312 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/217
Karar No
2026/3312
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1861 E., 2025/1380 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/513 E., 2021/786 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; davalının eski damadı olduğunu, kızı ile evlendiklerinde birikimi olmayan davalının her zaman parayı sıkıştığında ev idaresi için kendisinden belli zamanlarda değişik miktarlarda ve yerine tekrar aynı şekilde koymak üzere, döviz, altın, ziynet, TL gibi cinslerde borç para aldığını beyanla; davalıdan olan 362.000,00 TL'lik alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak olan yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece talebini kalem kalem açıklaması istenmiş olup, 02.11.2020 tarihli dilekçesi ile davalının 60 ay evinde oturduğu için kira bedeli yıllık zamların hesaplanmış hali ile aylık 2.000,00 TL'den 120.000,00 TL, 01.10.2009 tarihinde aldığı 92 adet çeyrek, 11 adet yarım, 1 adet tam altın, 27.09.2009 tarihinde aldığı 205 YTL kurdan Euro döviz karşılığı 920.000,00 TL, 27.09.2009 tarihinde 8 çeyrek altın, 1 yarım altın ve 100 Euro, 01.10.2019 tarihinde 10 adet tam altın, davalının evlenen arkadaşına takmak ve bebek doğumuna takmak için 2 çeyrek altın borç aldığını beyan ederek 29.03.2021 tarihli dilekçesi ile manevi tazminat taleplerinin 5.000.00 TL olduğuna ilişkin beyanda bulunmuştur. II. CEVAP Davalı; davacının kızı ... ile 11.07.2019 tarihinde boşandıklarını, davacının bu boşanmayı sindiremediğinden, eldeki davayı açtığını, davacıya karşı hiçbir borcu olmadığını, davacıya hiçbir şekilde imzalı kağıt vermediğini, dosyaya sunulan kağıtların aynı evde yaşanılan zamanda, eski eşi ile ilgili aile için belgeleri olduğunu, bu belgelerin çalındığını düşündüğünü, davacının kızı ile evli oldukları zamanda, davacının ısrarı ile beraber ailece yaşamaya başladıklarını, aralarında asla bir kira ilişkisi olmadığını beyanla; davacıya hiçbir borcu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığı, ziynetler bakımından davalı imzasını taşıyan belgelerin bulunduğu, ancak bu belgelerde sadece "aldım" ibaresinin yer aldığı, sunulan belgelerde taraflar arasında borç ilişkisinin varlığını gösteren herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, dinlenen davacı tanığı ... tarafından taraflar arasında borç ilişkisi olduğu beyan edilmiş ise de tek başına bu tanığın soyut beyanının taraflar arasındaki borç ilişkisi varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, kaldı ki tanığın borç ilişkisinin mahiyeti ve miktarına dair ayrıntılı bilgisinin olmadığı, dava dilekçesi ile iddia olunan alacak kalemleri ispat olunamadığı değerlendirilmiş ise de davacının dava dilekçesinde açıkça kızının boşanırken mallarını alamadığını beyan ettiği, malları tahsil etmeye yönelik talebi olduğunun yazıldığı, yine cevaba cevap dilekçesi ile bu yöndeki iddiaları kabul etmemiş ise de defaatle davalı tarafından kandırıldığını ve dolandırıldığını beyan ettiği, ancak davacının bu yöndeki iddialarını ispatlar mahiyette delil ileri sürümediği gibi hayatın olağan akışı çerçevesinde davacının bu yöndeki iddialarının mümkün olmadığının değerlendirildiği, davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de manevi zararının bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıya ait taşınmazı, davacının kızının ve davalı eski damadının aile konutu olarak kullandıkları, aile konutu olarak kullanılan taşınmaz bakımından ecrimisil bedeli, masraf ve fatura bedellerinden evlilik birliği dönemi içinde yalnızca davalının sorumlu tutulmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi tüm giderlerden davalının sorumlu olduğunu gösterir taraflar arasında düzenlenmiş yazılı delil sunulamadığı, davacının mernis kayıtlarının mevcut sonucu değiştiremeyeceği, manevi tazminatın dayandırıldığı zarar taleplerinin kişilik haklarının ihlaline ilişkin olmadığı, davacının davalıya borç olarak verdiğini iddia ettiği ziynetler yönünden, bu ziynetlerin düğünde takılan ziynetler olmadığı, dava dilekçesi ekindeki belgelerde davalının imzasının bulunduğu ve imzanın inkar edilmediği, "aldım" yazılarak imzalandığı belgelere dayalı olduğu, yerel Mahkemenin ekli belgelerde taraflar arasında borç ilişkisinin varlığını gösteren herhangi bir açıklamanın bulunmadığı ve bu haliyle davacı yanın davalı ile arasında borç ilişkisi bulunduğu iddiasını kanıtlayamadığını kabul ettuğu, yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bu yazılı belgelerin açıkça "borç" açıklaması içermediğinden tek başına iddianın ispatı için yeterli olmadığı, dinlenen tanık beyanlarında ise davacının kızı olan tanığın beyanının aradaki husumet ve davalar nedeniyle tek başına yeterli olmadığı, diğer davacı tanıklarının beyanlarının duyuma dayalı olduğu, bu ziynetlerin davalıya borç olarak verildiğinin yazılı delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; taraflar arasında kira ilişkisinin bulunduğunu, müvekkilinin iki katlı bir apartmanda oturduğunu, davalının alt katında oturmaya başladığını, tüm faturaların müvekkili adına kayıtlı olduğunu, mernis adresinde daire numaralarının farklı olduğunu, davalının kendi köpeğini evden ayrıldıktan sonra müvekkile ait olan bahçedeki kulübede bilerek ve isteyerek uzun zaman bıraktığını, müvekkilin tanıklarından olan kızı Bağışşans'ın davaya konu taşınmazda oturduklarını ve kira ilişkisinin bulunduğunu teyit ettiğini, ziynet eşyalarının borç verildiği hususunun yanlış değerlendirildiğini, davalının tanıklarının beyanlarının çelişkili olduğunu, davalının imzasının inkar etmemiş olduğu yazılı belgelerdeki altınların düğün esnasında takılan altınlar olmadığını, düğün altınlarının davalının abisine verildiğinin tanık beyanları ile sabit olduğunu, altınların davalıya verildiğine ve davalının da iade edeceğine dair beyanının olduğu yazılı belgeler tarafların yatta düğün yapabilmesi için müvekkilin kızından habersiz olarak davalıya vermiş olduğu altınlar olduğunu, manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıya ait taşınmazın haksız kullanılması nedeniyle kira bedelleri (ecrimisil), taşınmazın fatura bedelleri, taşınmaza ait diğer masraflar, taşınmazın eklentisi niteliğinde olan köpek kulübesinin kullanım bedeli ile davalının davacıdan borç olarak almış olduğu ziynet eşyalarının bedellerine ilişkin alacak ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Eldeki uyuşmazlıkta kira bedeline ilişkin olarak tarafların arasında kira sözleşmesi bulunmadığı, davacının Kumburgaz Polis Merkezi Amirliği'nde düzenlenen ifade tutanağında davacı tarafından açıkça 2011 tarihinden 2016 yılına kadar davalı, kızı ve kendisi olmak üzere birlikte yaşadıklarını beyan ettiği görülmekle, 60 aylık (evin) kullanımı ile köpek kulübesinin kullanımı ve fatura bedelleri ile eve ilişkin diğer harcamalara dair taleplerinin Mahkemece reddine karar verilmiş olması doğru görülmekle, davacı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Davacı yanın para, döviz ve ziynet alacaklarına ilişkin taleplerinin incelenmesinde ise; davacı tarafından dosyaya sunulun ve el yazısı ile yazıldığı görülen, davalı tarafça imzası inkar edilmeyen belgelerde " 1 tane 100 Euro=205, 920 YTL=4*100 10*50 1*20 nakiti aldım 27.09.2009" ,"Bütün Atatürk altınlarının aldım 01.10.2009","8 çeyrek, 1 yarım, 100 Euro, nakiti aldım 27.09.2009", "92 çeyrek, 11 yarım, 1 tam yukarıda sayılı Atatürk altınlarını 2009 yılı bitmeden geri koyacağım", "16 bilezik, 1 beşi bir yerde, 14 ayar set 3'lü aldım 08.04.2010", "1 çeyrek arkadaşına aldı, 1 çeyrek Yonca bebek alındı, aldım" vb. ifadelerin yazılı olduğu görülmüştür. Adi senet, bir borç ve hak doğurmak ya da bir borcu veya hakkı kanıtlamak amacıyla düzenlenen, resmi makamların katılmadığı, taraflarca düzenlenen, borçlunun imzasını içeren yazılı belgedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun‘‘Adi Senetlerin ispat gücü’’ başlığı altında 205/1 maddesinde ‘‘Mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkar edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler ,aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılırlar.’’ amir hükmüne yer verilmiştir. Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Kanun’un "İspat yükü" başlıklı 6. maddesi uyarınca; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Davacı yan belgelerde yazılı ziynet ve paranın borç olarak alındığını ileri sürmüş, davalı yan ise dosyaya sunulan belgelerin aynı evde yaşanılan zamanda, eski eşi ile ilgili aile içi belgeler olduğunu, bu belgelerin çalındığını düşündüğünü savunmuş olup, belgelerdeki imzasını inkar etmemiştir. Ne var ki, davacının elinde imzası inkar edilmemiş belge asıllarının bulunması, para ve ziynetin borç olarak verildiğine karine olmakla, bu hususun aksinin davalı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. 3. Hal böyle olunca, Mahkemece, dava konusu edilen ve davacı tarafından dosyaya asılları sunulan, imzası davalı yanca inkar edilmeyen belgelerin yukarıdaki açıklamalar kapsamında değerlendirilerek, ayrıca tarafların ceza dosyalarındaki beyanları da dikkate alınmak suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin ev, köpek kulübesi kullanım bedeli ile fatura ve diğer harcalamalara yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/217, K. 2026/3312, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-217-e-2026-3312-k-5d65e37ae552