Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/174 E. 2026/3429 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/174
Karar No
2026/3429
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1230 E., 2025/1784 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/113 E., 2022/13 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının 12.07.2018 tarihli... Bankası'na ait 103.600,00 TL tutarlı dekontla müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, dava dışı bir şirket tarafından müvekkilinin sahibi olduğu şirket emrine keşide edilen bir çekin tahsil edilmek üzere davalıya cirolanarak bankaya gönderildiğini, davalı tarafından söz konusu çekin 12.07.2018 tarihinde bankaya ibraz edildiğini ve 103.605,28 TL'nin davalı hesabına aktarıldığını, davalının kendi hesabına geçen bu parayı 7 dakika sonra müvekkilinin hesabına gönderdiğini ve makbuzlarını sunduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki söz konusu para alışverişinin bu şekilde meydana geldiğini, aralarında borç alacak ilişkisi bulunmadığını, davalının icra takibine konu etmiş olduğu makbuzun bahsedilen işleme ilişkin olduğunu, davalının müvekkilinden borç para verdim diye talep etmiş olduğu paranın bizzat müvekkilinin parası olduğunu ileri sürerek; İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2019/2409 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibin durdurulmasını, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin davacıya borç verdiğini, verilen bu borca karşılık davacının müvekkiline dava dışı şirketin keşidecisi olduğu 12.07.2018 keşide tarihli (ileri tarihli) çeki verdiğini, davacının keşide tarihi yaklaştığında müvekkilinden çek bedelini borç olarak yeniden istediğini, müvekkilinin bankadan çek bedelini alarak borç notu ile davacıya gönderdiğini, davacı tarafın çekin tahsil amacıyla müvekkiline verildiğini belirttiğini, ancak çekin alınan borçlara karşılık müvekkiline verildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 688. maddesi uyarınca çekin üzerinde "bedeli tahsil içindir", "vekaleten" gibi şerhlerin bulunmasının şart olduğunu, davanın müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakılmak için açıldığını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davalı taraf tahsil edilen çekin daha öncesinde davacıya verilen borçlara karşılık kendisine cirolandığını savunmuşsa da; banka dekontları incelendiğinde, üzerlerinde borç ibaresinin olmadığı, böylece davalı vekilinin söz konusu çekin gönderilen bu borç paralara ilişkin olarak kendisine teslim edildiği iddiasını kanıtlayamadığı, taraf vekillerinin yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettikleri, davalının davacıdan alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı, bunu bilmesine rağmen davacı hakkında icra takibi başlattığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne; davacının İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2019/2409 E. sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmiş; davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava menfi tespit davası olup, alacağın varlığı ve tutarı hususlarında ispat yükünün davalıda olduğu, ancak davalı tarafça ispat sağlanamadığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davanın miktar itibariyle senetle ispatı gerekirken davacının tanık beyanlarına dayanarak hatalı karar verildiğini, husumetli tanık anlatımlarının hükme esas alındığını, müvekkilinin davacıya icra takibine konu bedeli borç olarak verdiğinin ''borç'' şerhi düşerek yaptığı havaleyle sabit olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takipten borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerindedir. Davalı taraf ''borç'' şerhi bulunan banka dekontuyla parayı borç olarak gönderdiği hususunu ispatlamış olup; bu durumda borçlu olmadığını ya da borcun ödendiğini ispat yükü davacı tarafa geçmektedir. Somut olayda davacı; şirketi adına keşide edilen çekin tahsil için davalıya verildiğini ve çek tahsil edildikten sonra hesabına gönderildiğini ileri sürmüşse de, çek bir ödeme aracı olup çekin yalnızca tahsil amacıyla verildiği hususunu ispatlayamamış olup bu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/174, K. 2026/3429, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-174-e-2026-3429-k-b2e5b4217d6a