Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/143 E. 2026/3427 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/143
Karar No
2026/3427
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1253 E., 2025/1947 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/58 E., 2022/8 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl davada; müvekkilinin banka kanalıyla davalıya borç verdiğini, davalının borcu ödememesi üzerine aleyhine takip başlatıldığını ancak takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek; İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün 2018/175 E. sayılı takibe yapılan itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödetilmesine karar verilmesini, birleşen davada ise; davalının uzun süredir müvekkiline olan borcunu ödemediğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, söz konusu ödemelerin yapıldığına dair WhatsApp kayıtları bulunduğunu ileri sürerek; İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün 2018/177 E. sayılı takibe yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen davada; müvekkilinin kendi arkadaşı olan ... ile bulunduğu bir toplantı esnasında yapılan bir rica üzerine tanık sıfatı ile imzaladığı bir sözleşme ile olaya dahil olduğunu, yapılan sözleşme gereği dava dışı ...'ın Türkiye'de hesabının olmaması nedeniyle müvekkilinin kendisine emaneten gönderilen paraları Metin'e teslim ettiğini, davacının kötüniyetli takip başlattığını, alınan paraların ...'a teslim edildiğine dair belgenin de ibraz edileceğini, aynı alacak için ... aleyhine de takip başlatıldığını, davacının müvekkilinin yapılan sözleşmeye taraf olmadığını bildiği halde kötü niyetli takip başlattığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davaya konu her iki dekontun açıklama kısmında da açıkça borç verildiği yazılı olup bu karinenin aksini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, uyuşmazlık miktarı nazara alındığında ise tanıkla ispat sınırının üstünde olup senetle ispatı gerektiği, birleşen davaya konu takip dosyasının dayanağı olan "...'den 30.000,00 USD aldım" yazılı ve davalının imzasını içerir belge delil başlangıcı niteliğinde olup; kural olarak ispat yükünün davacı tarafta olduğu ancak davalının parayı aldığını inkar etmediği, parayı emaneten dava dışı ...'a iletmek için aldığını iddia etmiş olup ispat yükünü üzerine aldığı ancak bu savunmasını ispatlayamadığı, davalı paraların olduğu gibi dava dışı ...'a aktarıldığını savunmuşsa da bu hususu da ispatlayamadığı, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada davalı; dava dışı ...'la davacının arasındaki yazılı sözleşmeye dayanmışsa da, sözleşmeyi davalının da tanık sıfatıyla imzaladığı ancak sözleşmede iddialarını ispatlayan bir düzenlemeye yer verilmediği, havalenin borç olarak gönderildiği havale dekontu, davalının beyanı ve tarafların Whatsapp yazışmalarındaki dekont görüntüleriyle sabit olup, davalı iddialarını senede karşı senetle ispat kuralı kapsamında ispatlayamadığından asıl davada davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, birleşen davada ise paranın dava dışı ...'a verilmek üzere alındığı iddiası nedeniyle ispat yükünün yer değiştirdiği ancak savunmasını ispatlayamadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davalı vekili; müvekkilinin yalnızca davacı tarafından hesabına gönderilen paraları davacının isteği üzerine ...'a teslim ettiğini, bu hususun ...'ın beyanlarından da anlaşıldığını, bahse konu paranın davacının isteği üzerine çeşitli yerlere ödendiğini gösterir telefon ve mesaj kayıtlarını içerir telefonun o tarihlerde bozuk olması üzerine bu belgelerin istinaf aşamasında dosya içerisine alındığını, borcu söndüren belge ve delillerin her aşamada herhangi bir hukuki engele takılmadan sunulabileceğini, aksi düşünülse dahi davacının iddia ettiği ödüncü talep edip 6 hafta beklemeden takip başlattığını, birleşen dava yönünden davacı tarafça sunulan belgedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, temyiz başvurusunun kabulü halinde ıslah yoluyla imzaya itiraz edileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada; ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; havale bir borç ödeme vasıtası olup; aksinin havaleyi gönderen tarafından ispatlanması gerektiği, davacının 06.03.2017 tarihinde ''borç olarak veriyorum'' açıklamasıyla 140.000,00 TL ve 14.08.2017 tarihinde ''borç olarak yatırılan'' açıklamasıyla 59.500,00 TL'yi davalıya gönderdiği, bu durumda borçlu olunmadığını ya da borcu ödediğini ispat yükünün davalı tarafta olduğu ancak davalının savunmasını ispatlayamadığı, istinaf aşamasında sunulan Whatsapp konuşmalarının içeriğinin borcu sona erdirir nitelikte olmadığı anlaşılmakla asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Birleşen dava yönünden ise; ''...'den 30.000 USD aldım'' ... imzalı belgenin takip dosyasının dayanağı olduğu, belgede 30.000 USD'nin borç olarak verildiğine dair bir ibare olmadığı, davalının 30.000 USD'yi aldığını kabul etmekle birlikte söz konusu paranın borç olarak alınmadığı, tarafların ortak tanıdığı Mehmet Koçak'a teslim edilmek üzere alındığı ve Mehmet'e teslim edildiğini savunarak gerekçeli inkar /vasıflı ikrarda bulunduğu, bu durumda belgede yazılı paranın davalıya borç olarak verildiğini ispat yükünün hala davacı üzerinde olduğu anlaşılmakla, Mahkemece ispat yükünün davalı üzerinde olduğunun kabulüyle karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir. 3. Bozma nedenine göre; davalı vekilinin birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Birleşen dava yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 4. Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/143, K. 2026/3427, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-143-e-2026-3427-k-5fe6eb15f76a