Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/227 E. 2026/3430 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/227
Karar No
2026/3430
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/444 E., 2025/1649 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Tavşanlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/101 E., 2024/4 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davalının müvekkilinden aldığı altınlar karşılığında sözleşmede belirtilen tarihlerde kararlaştırılan meblağlar üzerinden ödeme yapacağı, ödemelerin sözleşmede kararlaştırılan tarihlerde yapılmaması halinde 117,44 çeyrek altın ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak davalının borcunu ödemediğini, bunun üzerine takip tarihindeki kur üzerinden 117,44 çeyrek altın bedeli için takip başlatıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, aynı alacak için 2019 yılında takip yapılmış olduğundan davanın bir yıllık süre içerisinde açılmadığını, davacı tarafça sunulan belgenin sol tarafında bulunan yazılar ile isim tarih ve imzanın müvekkiline ait olduğunu, kendisinin bu rakamları başka ticari işleri ile ilgili ödeme planı olarak yazdığını ve yan tarafı boş diyerek kağıdın kendisinde kalacağını düşünerek tarih ve imza atarak hatırlatma kağıdı şeklinde düzenlediğini, sonrasında kağıdın davacının eline geçerek sağ taraftaki "1 büyük altın, toplam 20.077, sıra ödemeler eksiksiz yapıldığı taktirde ödenecek rakam (20.077) ödenmediği taktirde (117,44) çeyrek altın ödenecek" yazılarının eklediğini, sözleşmenin müvekkili ile kimin arasında yapıldığının belli olmadığını, yazılı olan tüm rakamların ve bilgilerin kendi içinde birlikteliği bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar dava dilekçesi ekinde üzerinde 17.07.2017 tarihli bir belge ibraz edilmiş ise de, icra takibinde söz konusu belgeye dayanılmadığı, itirazın iptali davalarında geçerli olan takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereği alacaklının takipte dayanmadığı bir belgeye itirazın iptali davasında dayanamayacağı, yine söz konusu belge üzerinde davacının adı ya da alacaklının davacı olduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, davacı tarafça belgenin davalı tarafından kendilerine verildiğinin ispat edilemediği, tüm bunlara bağlı olarak söz konusu belgenin senet ya da yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafça dava dilekçesinde "yemin" deliline dayanılmış olduğu, davalı asilin duruşmada yemini eda ettiği, buna göre; davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; belgede davalının isminin bulunduğu ve belge üzerinde imza da bulunduğu anlaşılmakla birlikte, belgede alacaklı sıfatını haiz olan muhatabın açıkça belirtilmediği, belgeden sıralı ödemelerin kime yapılacağının anlaşılamadığı, bu itibarla muhatabı belli olmayan söz konusu belgenin yazılı delil başlangıcı değil adi yazılı belge niteliğinde olduğu, davacının iddiasını tanık beyanları ile de ispat edemeyeceği, davacının yemin teklifi üzerine davalının yemini eda ettiği, bu nedenle sonuç olarak davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece harç tam olmasına rağmen, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, takibe konu borcun temelini oluşturan vakıalara ilişkin dosyaya sundukları belgelerden her şeyin anlaşılır olduğu göz önüne alındığında Mahkemece verilen kesin sürenin usulüne aykırı olduğunu, davalının takibe konu belge üzerindeki imzasını ikrar ettiğini, davalının senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, ispat yükü davalıda olmasına rağmen, davanın ispatlanamaması nedeni ile davalıya yemin teklif ettirilmesinin yok hükmünde olduğunu, ortada yazılı bir belge olduğu halde Mahkemenin yazılı delil başlangıcının olmadığını belirtmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesi ekinde sundukları belge ile takip talebinde borcun sebebi olarak gösterdikleri 117,44 adet çeyrek altın alacağı arasında miktar yönünden fark olmadığını, sundukları belgeden borcun sebebinin anlaşıldığını, takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi borcun miktarı yönünden olup, takip konusu borç ile dayanak belgedeki borç miktarları arasında fark bulunmadığını, takip konusu ile dava konusu aynı olup 117,40 adet çeyrek altın alacağı olduğunu, takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesinin Mahkemece yanlış yorumlandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı icra takibinde dayandığı belgelerle bağlıdır. Takip konusunu değiştiremez ancak alacağın varlığını kanıtlamak için süresi içerisinde mahkemeye bildirdiği delil listesindeki delillerin mahkemece incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir.

Davaya dayanak Tavşanlı İcra Dairesinin 2022/564 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 158.774,85 TL (117,44 çeyrek altın karşılığı) asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 159.489,34 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, Uyap'ta yapılan incelemeye göre takip talebine belge eklenmediği, davacı tarafça söz konusu takibe yapılan itirazın iptali için açılan eldeki davada "117,44 çeyrek altın ödenecek" ibareli davalı tarafından imzalanan belgenin delil olarak gösterildiği, dolayısıyla davada dayanılan belgenin alacağın varlığının kanıtlanması için sunulduğu ve takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesinin ihlal edilmediği anlaşılmıştır. Davalı davaya dayanak sunulan belge altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ikrar etmiş ancak belgede yer alan "1 büyük altın, toplam 20.077, sıra ödemeler eksiksiz yapıldığı taktirde ödenecek rakam (20.077) ödenmediği taktirde (117,44) çeyrek altın ödenecek" ibarelerinin sonradan eklendiğini ve belgede kimin alacaklı olduğunun belli olmadığını savunmuşsa da; söz konusu belgenin aslı davacı elinde olup dosyaya sunulduğundan davacının lehine düzenlendiğinin kabulü gerektiği, belgede yer alan ve davalı tarafça kabul edilmeyen ibarelerin sonradan eklendiği hususunun davalı tarafça ispatlanamadığı, yemini ispat yükü kendisine düşen tarafın teklif edebileceği, davacının alacağını dosyada yer alan 17.07.2017 tarihli yazılı belge ile ispat ettiği, bu durumda teklif edilen ve eda edilen yeminin hükümsüz olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/227, K. 2026/3430, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-227-e-2026-3430-k-60573b37cd31