Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/3067 E. 2026/6274 K. – Sigorta Başlang

Konu: Sigorta Başlangıç Tarihinin Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3067
Karar No
2026/6274
Karar Tarihi
Konu
Sigorta Başlangıç Tarihinin Tespiti

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/84 E., 2025/367 K.

Taraflar arasındaki sigorta başlangıç tarihinin tespiti davasında İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce 25.12.2024 tarihli ve 2024/14494 Esas, 2024/13789 Karar sayılı kararla Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairemiz bozma kararına İlk Derece Mahkemesince direnilmesi üzerine karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 373. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede; I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... unvanlı işyerinde çalışmaya başladığı 10.12.1988 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğu, çalışma olgusunun yöntemine göre kanıtlanması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 29.09.2022 tarihli ve 2017/338 Esas, 2022/482 Karar sayılı kararla davanın kabulüne davacının ... unvanlı ............ sicil numaralı işveren yanında 10.12.1988 tarihi itibariyle 1 gün süreyle çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 30.05.1991 tarihi olarak tescili gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli ve 2017/338 Esas, 2022/482 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 02.10.2024 tarihli 2022/3361 Esas, 2024/1676 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2024 tarihli 2022/3361 Esas, 2024/1676 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizin 25.12.2024 tarihli ve 2024/14494 Esas, 2024/13789 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının, dava dışı ... unvanlı işverenin ... sicil no.lu iş yerinden davacı adına 10.12.1988 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, işyerinin inşaat mahiyetli olduğu, kanun kapsam döneminin ise 10.12.1988-22.08.1989 tarihleri arasında olduğunun bildirildiği, işyerinden hiç dönem bordrosu verilmediği, yöntemince yapılan komşu işyeri araştırması kapsamında sadece emniyet ve belediye zabıtası aracılığıyla yapılan araştırmalarda sadece inşaatın yapıldığı adreste şu anda market işletmeciliği yapan işverenin oğlu ...'ın tespit edilerek bu kişinin dinlendiği, öte yandan inşaatın dava konusu tarihte mevcut olup olmadığına ilişkin belediyeden inşaat ruhsatı, iskan vs.nin araştırılmadığı, dinlenen davacı tanık beyanına ve diğer dosyada toplanan delillere göre eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verildiği anlaşılmıştır. 3.Mahkemece, davacının eylemli çalışmasını ortaya koyacak şekilde iş yerinin inşaat işyeri olduğu gözetilerek, söz konusu inşaatın ruhsatı ve yapı kullanım izni bilgileri ilgili Belediye Başkanlığından sorularak araştırılmalı,dinlenen tanık ... adına dava konusu işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesinin olup olmadığı ile anılan tanığın hizmet döküm cetvelinin Kurumdan sorularak celbedilmeli, ayrıca davacının çalışmasını bilebilecek kişilerin taraflardan sorulmak suretiyle belirlenerek bu kişilerin de sigortalılık ve çalışma kayıtları getirtilerek dinlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. 4.Kabule göre de 5510 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesinde "Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir" hükmü öngörülmüştür. Anılan yasa hükmüne göre Mahkemece davacının 10.12.1988 tarihinde (1) gün süre ile çalıştığının ve 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 30.05.1991 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespitinin yanı sıra 10.12.1988 tarihindeki (1) gün süreli çalışmasının da prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile tanık olarak dinlenilen ... anlatımında ... isimli işveren yanında davacı ile birlikte çalıştıklarını, 1988 yılı kasım ayında 1989 yılı ortalarına kadar fiilen çalışmalarının olduğunu, beden işçisi olduklarını ifade etmiştir. Bu tanığın Bakırköy 18. İş Mahkemesi'nin 2016/41 sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinde adına verilen bildirgeye istinaden sigorta başlangıç tarihi 10.12.1988 tarihli olarak tespit edildiği, bu kapsamda davacının iddia ettiği dönemde tanığın yargı kararı ile çalıştığı tespit edildiğinden anlatımına itibar edildiği, bozma ilamından önce dosya arasına alındığı üzere tanık ...'ın anılan dönemde çalıştığına ilişkin Bakırköy 18. İş Mahkemesi'nin 2014/97 esas sayılı dosyası üzerinden karar verilmiştir. Bu hali ile tanığın 10.12.1988 tarihinde çalıştığı ve bu işletmenin faal olduğu yönündeki hususlar temyiz incelemesi neticesinde onanmak suretiyle kesinleştiği, esasa ilişkin yeni tanık dinlenmesi hususuna gelince hizmeti mahkeme tarafından tespit edilen tanığın anlatımı ve bozma ilamından önce dayanılan bildirge, sicil numarası, grafoloji incelemesine ilişkin kayıtlar bir günlük tespit iddiası yönünden ispata yeter görüldüğü gerekçesiyle direnilerek davanın kabulüne, davacının ... unvanlı ........... sicil numaralı işveren yanında 10.12.1988 tarihi itibariyle 1 gün süreyle çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği, 30.05.1991 tarihi olarak tescili gerektiğinin tespitine, davacının tespitine karar verilen bir günlük hizmetinin uzun vadeli sigorta kolları kapsamında hizmet süresine eklenmesine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 10.12.1988 olarak tespiti talebiyle açılan davada, yerel mahkemece verilen direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmediği ve davanın ispatlanamadığı, hükme esas alınan tanık beyanlarının tek başına yetersiz olup tarafsızlıklarının ortaya konulmadığı, kamu düzeninden olan hizmet tespiti davalarında re'sen araştırma ilkesi uyarınca bordrolu ve komşu iş yeri çalışanlarının, iş yerinin kapsam ve kapasitesinin titizlikle araştırılması gerektiği, davacının dava konusu dönemde 18 yaşından küçük olması nedeniyle çalışmasının çıraklık kapsamında olup olmadığının incelenmediği, davacıya verilen sigorta sicil numarasının işe giriş tarihindeki serilere uygunluğunun kontrol edilmediği, tanık beyanlarının bilgiye vakıf olma derecesi yönünden denetlenmediği, salt yetersiz tanık beyanı ve imza incelemesine dayalı hüküm tesisinin hatalı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigorta başlangıç tarihinin tespitine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; 3. Direnme kararı yerinde bulunarak, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin (1) numaralı ve 373. maddesinin (5) numaralı fıkraları uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/3067, K. 2026/6274, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-3067-e-2026-6274-k-f2d0a85b7d6e