Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10411 E. 2026/6416 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10411
Karar No
2026/6416
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/185 E., 2025/2347 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. İş Mahkemesi

SAYISI : 2023/215 E., 2023/301 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ürün satışlarından yapılan ilk prim tevkifatları dikkate alınarak 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur kapsamındaki sigortalılığının 18 yaşını ikmal ettiği ve bitirdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.02.1997 tarihi olarak başladığının tespitine karar verilmesi ve aksi Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II.CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının tevkifat kesintisine istinaden 18 yaşını ikmal ettiği 27.01.1997 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.1997-31.12.1997 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortası olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hizmetinin tescil tarihine kadar değil de 31.12.1997 tarihi itibariyle sınırlı tutulmasının hatalı olduğunu beyanla davanın tescil tarihi olan 01.06.2000 tarihine kadar kabulünün gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacının devam eden tarımsal faaliyetine ve tevkifata istinaden 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti, aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, anılan Kanun'un yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, sigortalılık açısından davanın yasal dayanağı 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 2, 5, 7, 9, 10, 36. maddeleridir.

Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2014 tarihli 2013/21-620 E. 2014/203 K. sayılı ilamında belirtildiği gibi “2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2. maddesi, Kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden, 22 yaşını doldurmuş erkekler, 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların 2926 sayılı Kanun'a göre sigortalı sayılacağı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de Kanun'un 2. maddesi kapsamına girenlerin 22 yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılacakları kabul edilmekte iken 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda, 2. maddede yer alan 22 yaş koşulu kaldırılmış, ayrıca 5 maddede yer alan (Kanunun 2. maddesi kapsamına girenlerin 22 yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar) düzenlemesi ( 2. madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar) şeklinde değiştirilmiştir.

Bu aşamada, değişikliğin yürürlük tarihi konusunun da incelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

Bilindiği üzere, kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre her kanun kural olarak, gerek özel hukuk ve gerekse kamu hukuku alanında, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Değişiklik hükmünün kanunların kabulünden önceki olaylara uygulanması Anayasaya ve kazanılmış haklara aykırıdır.

Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da ilke olarak geçmişe etkilidir (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. ... Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73).

Ancak, yeni kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara da uygulanacağı yönünde açık hükmün bulunması halinde henüz kesinleşmemiş uyuşmazlıklara da yeni kanun uygulanmalıdır.

Nitekim 6270 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 7 maddesine eklenen 10. fıkra ile “24.7.2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile değişik, mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesi hükmü 02.08.2003 tarihi öncesi için de uygulanır." düzenlemesi getirilmişken, 5. madde hakkında bu konuda bir düzenleme getirilmemesi karşısında, kanun koyucunun iradesinin, 22 yaş koşulunun on sekiz yaşa indirilmesine ilişkin 5. maddedeki değişikliğin geçmişe uygulanmayacağı yönünde olduğunu kabul etmek gerekir.

Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2006 gün ve 2006/10-367 E., 2006/386 K. sayılı; 06.04.2005 gün ve 2005/10-183 E., 2005/241 K. sayılı; 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun'un 5/1 maddesi, yukarıda açıklanan çerçevede değerlendirildiğinde, anılan hükmü değiştiren ve 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin geçmişe etkili olacağına dair, ayrı ve açık bir hüküm bulunmadığı gibi; olayda yukarıda belirtilen istisnalardan biri de söz konusu değildir. Bu nedenle, 4958 sayılı Kanun ile getirilen on sekiz yaşa ilişkin hükmün yürürlükten kaldırılmasının, değişiklik öncesi sürelere uygulanması söz konusu olmayacaktır.

Eldeki dava dosyası incelendiğinde Mahkemece 27.01.1979 doğumlu erkek davacının tevkifat kesintisine istinaden 18 yaşını ikmal ettiği 27.01.1997 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.1997 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiş ise de 27.01.1979 doğumlu davacının uyuşmazlığın ilişkin bulunduğu dönemde yürürlükteki 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre diğer koşullar yanında 22 yaşını doldurulması da gerekmektedir Davacının Mahkeme kabulünde olan 01.02.1997-31.12.1997 tarihleri arası dönemde ve talep dönemi olan davacının tevkifat kesintisine istinaden 18 yaşını ikmal ettiği 27.01.1997 tarihini takip eden ay başı olan 01.02.1997 tarihinden davacının tescil tarihi olan 01.06.2000 tarihi arası tabi olduğu 22 yaş kuralını sağlamadığı, 27.01.1997 tarihinde 18 yaşını doldurduğu, 4958 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle yaş şartının 18 yaş olarak belirlendiği, ancak Kanunların geriye yürümemesi kuralı gözetildiğinde Kanun'un ancak 06.08.2003 yürürlük tarihi itibari ile başlangıç bakımından değerlendirilmesi mümkün olup Mahkemece bu hususun gözetilmemesi isabetsizdir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan Vekili ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla

06.05.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

I. TEMEL UYUŞMAZLIK:

1. Çoğunluk ile aradaki uyuşmazlık, "tevfikat kesintisi yapılan 1999 yılında 22 yaşını doldurmayan sigortalının, anılan tarihte yürürlükte olan 2926 sayılı Tarım Bağ-kur Kanunu'nun 5 nci maddesi uyarınca, yaşı nedeni ile sigortalı sayılıp sayılmayacağı, 24.07.2003 tarih ve 4956 sayılı kanunun 56 ncı maddesi ile yaşın 18 olarak kabul edilmesi nedeni ile bu yasal değişiklikten sonra 1994 yılındaki tevfkifattan dolayı sigortalı sayılıp sayılmayacağı, lehe düzenlemenin geçmişe uygulanıp uygulanmayacağı" noktasında toplanmaktadır.

2. Çoğunluk görüşü ile "uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince kendi adına tarımsal faaliyette bulunan 22 yaşını doldurmuş erkeklerin zorunlu sigortalı sayılacaklarının düzenlendiği, bu şekilde çalışma yapanların köy ve mahalle muhtarlarının Kuruma bildirmesinin gerektiği, Kurumun da bu şekilde çalışmaları re'sen tespit görevinin bulunduğu, aynı Kanun'un 5. maddesine göre zorunlu sigortalı olmaktan kaçınılamayacağı, 2926 sayılı Kanun'da sigortalılığın tespiti davasının açılması ile ilgili bir ön koşulun düzenlenmediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/21-620 Esas, 2014/203 K. sayılı kararına göre talep edenin 22 yaşını takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılacağına ilişkin koşulun mevcudiyetine karşı 01.08.1976 doğumlu davacının tevkifat tarihinde 22 yaşını doldurmadığı" gerekçesi ile 18 yaşından itibaren tevkifat bulunan davacıyı sigortalı kabul eden ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

3. Kanunlar kural olarak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren, yürürlükte bulundukları dönem içinde ortaya çıkan olay ve ilişkilere uygulanırlar. Hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Kişilerin davranışlarını düzenleyen kurallar onlara güvenlik sağlamalıdır. Bu güvenliğin sağlanabilmesi her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin uymasına bağlıdır.

4. Hukuk devletinde devlet, hukuk güvenliğini sağlama yükümlüdür. Hukuki güvenlik ilkesi kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların Geriye Yürümezliği İlkesi” uyarınca yasalar kural olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olamaması hukukun genel ilkelerinden "‘Kazanılmış Hakların Korunması” ilkesinin gereğidir.

5. Yasa koyucuyu önceye etkili kural getirmekten engelleyen genel bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.

6. Önceye etki kavramı, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki zamana uygulanabilirliği konusu ile ilgilidir. Önceye etki özgürlükçü bir anayasanın temel koşullarına, hukuk düzeninin güvenilirliğine aykırı düşer ve bu yüzden kural olarak caiz değildir. Kişiler hukuka uygun davranışlarından dolayı daha sonra zarar görmeyeceklerinden emin olmalıdırlar. Önceye etki yasağı hukuk güvenliği ve vatandaş için güveninin korunmasını sağlar. Kazanılmış olan haklara saygı ancak bu şekilde gerçekleşir. Önceye etki yasağı, yaşamları Anayasal garanti altında olan fertlerin beklenmedik hak kayıplarına uğramasını engellemek için tanınmıştır. (Sözer, A. N. Kanunların Önceye Etki Yasağı: Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Bir Değerlendirme. Https://journal.yasar.edu.tr/wp-content /uploads/2014/01/9 s: 2477 vd). Anayasadaki “hukuk devleti ilkesi” yasa koyucuya bir yasanın kabulünden önceki zaman bakımından aleyhe sonuçlar doğuran bir yasa kabulü için dar sınırlar çizmektedir (ÖZEKES ..., Özel Hukuk-Kamu Hukuku ve Yargılama Hukuku Bakımından Kanunların Zaman İtibariyle Uygulanması, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, C:II, Ankara, 2010, 2759-2875).

7. Çıkarılan yasa önceden oluşan güveni sağlıyor, kazanılmış hakları koruyorsa açık hüküm olmasa da istisna olarak geçmişe uygulanmalıdır. Önceye etki yasağında istisna için gerekli sebep, hukuki işlemin inşası sırasında mevcut olmalıdır. Kişi yeni düzenleme ile daha iyi bir konuma getirilmekte ise önceye etki kabul edilmelidir.

8. Mülkiyeti koruma kapsamına, edime hak sağlayan sigorta olayları dahildir. Önceden doğmuş bir sigorta olayının edim sağlayıcı etkisi kolaylıkla ortadan kaldırılamaz. Sosyal Sigortalar Hukukunda kazanılmış (müktesep) haklar dinamik nitelik taşırlar (Sözer, A. N. Kanunların Önceye Etki Yasağı: Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Bir Değerlendirme. Https://journal. yasar.edu.tr/wp-content/uploads/2014/01/9 s: 2477 vd).

9. Getirilen kuralın önceye etkili olmasında, sigortalı lehine yorum, amaca uygunluk yorumu, Sosyal Güvenlik Hukuku’nun kamusal nitelikte olması, maddi hukukun yetersizliği (her zaman, hayatın değişen sosyal akışı içinde gelişen tüm olayları ve ayrıntıları kurallaştırma gücüne sahip olmaması), çıkarlar dengesi ve adalet duyguları gerekçe olarak dikkate alınmalı, ayrıca, süregelen uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış (ucu açık) hukuki durumlara yeni kanunun derhal uygulanması esası ölçü olarak alınmalıdır.

10. Önceye etki yasağının istisnaları değinmek gerekirse;

- Kişi yeni düzenleme ile daha iyi bir konuma getirilmekte ise,

- Şeklen anayasaya aykırı bir yasa usulüne uygun olarak önceye etkili olarak yeniden kabul edilmişse,

- Önceye etki bir yasanın açıkça lafzından, amacından ve oluşumundan anlaşılmakta ise

lehe hüküm geçmişe uygulanmalıdır. (Sözer, A. N. Kanunların Önceye Etki Yasağı: Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Bir Değerlendirme. Https://journal. Yasar.edu.tr/wp-content/uploads/ 2014/01/9 s: 2477 vd.

11. Nitekim 2926 sayılı Tarım-Bağ-Kur Kanunu'nun 2. Maddesinde "22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınlar sigortalı sayılırlar” hükmü 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 48. maddesi ile değişikliğe uğramış ve “aile reisi” olma koşulu yasa metninden çıkarılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'da aile reisi olmayan kadınlar yönünden sigortalılığı, kanun öncesine de uygulanmıştır. Karara göre: "2926 sayılı Kanunun 2. maddesinin “22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınlar sigortalı sayılırlar” hükmü 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 48. maddesi ile değişikliğe uğramış ve “aile reisi” olma koşulu yasa metninden çıkarılmıştır. Sosyal güvenlik hakkı kamu düzeni ile ilgili olduğundan, sigortalılar lehine düzenlenen bu yeni kuralın eski olaylara da uygulanması gereklidir. Yeni düzenlemeye göre aile reisi olma şartı yürürlükten kalktığından ve sigortalının lehine olan bu yeni şeklin eski olaylara da uygulanması gerektiğinden Yerel Mahkemenin davacının sigortalılığı yönünden aile reisi olması gerekmediğine ilişkin kabulü isabetli olup, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında bu hususta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır (Hukuk Genel Kurulu 18.05.20 11... /10-230 E. 2011/319 K. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.05.2013 t., 2012/10-1481 E., 2013/789 K. sayılı ilamları). Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de aynı şekilde "Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunun 2. maddesine göre 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınlar sigortalı sayılırlar hükmü 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 48. maddesi ile değişikliğe uğradığını ve "Aile Reisi" koşulunun yasa metninden çıkarıldığını, Sosyal Güvenlik hakkı kamu düzeni ile ilgili olup sigortalılar lehine düzenlenen bu yeni kuralın eski olaylara da uygulanması gerekli olduğunu, yeni düzenlemeye göre aile reisi olma şartı yürürlükten kalktığından ve sigortalının lehine olan bu yeni şeklin eski olaylara da uygulanması gerektiğinden davacının sigortalılığının aile reisi olmadığı gerekçesiyle baştan itibaren iptal edilmesine ilişkin Kurum işleminin Sosyal Güvenlik ilkeleriyle bağdaşmadığını" belirtmiştir. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.02.2012 t., 2011/14391 E., 2012/1345 K).

12. Maddedeki "aile reisi kadınlar hükmü" değiştirilmeden önce Anayasa Mahkemesine iptal edilmesi için somut norm denetimi ile itirazla götürülmüş, Anayasa Mahkemesi 17.04.2007 tarih ve 2003/81 E, 2007/50 K sayılı kararı ile bu hükmü iptal etmiştir.

III. SONUÇ:

13. 24.07.2003 tarihinde 4956 sayılı kanunun 56 ncı maddesi ile 2926 sayılı Kanunun 5. Maddesinde 22... olarak kabul edilmesi lehe bir düzenlemedir. O tarihte yürürlükte olan 506 sayılı SSK ve 1479 Sayılı kanun kapsamında sigortalı sayılma için kabul edilen 18 yaşa uygun bir düzenleme getirilmiştir. Öncesinde eşitlik bakımından Anayasaya aykırılık olduğu açıktır. Lehe düzenlemenin sosyal güvenlik hakkı kamu düzeninden olduğundan geçmişe uygulanması gerekir. İlk derece mahkemenin kararı isabetli olup, kararın onanması gerekir. Çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10411, K. 2026/6416, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-10411-e-2026-6416-k-eaa252c18b46