İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/25 E. 2026/250 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/25
- Karar No
- 2026/250
- Karar Tarihi
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/25 Esas KARAR NO : 2026/250
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/01/2026 KARAR TARİHİ : 10/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yan tarafından 24/05/2024 düzenleme tarihli, 24/06/2024 ödeme günlü 300.000,00-TL senetle ilgili İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2025/40589 E sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, ancak müvekkilinin söz konusu bonoya ilişkin davalı yana herhangi bir borcunun bulunmadığını, öncelikle takibe konu bononun ödeme yerinin kararlaştırılmamış olması sebebiyle kambiyo vasfına haiz olmadığını, Yargıtay HGK Esas 2013/2402, Karar No:2015/1532, K. Tarihi:10.06.2025 kararında bonoda şekil şartlarının TTK'nin 688. maddesinde sayıldığını, bunlar arasında ödeme yerinin de bulunduğunu, zorunlu şartlardan birinin eksik olduğu takdirde senedin bono niteliğinin kaybolduğunu belirttiğini, bu sebeple mevcut senedin kambiyo vasfına haiz olmadığını, şirketler arasında akdedilmiş araç kiralama sözleşmesine istinaden verilmiş teminat senedinin müvekkilinin iradesi dışında doldurulduğunu, müvekkilinin "..."'nin sahibi olduğu dönemde araç kiralama faaliyeti yürütürken "...." ile 27/05/2024 ile 25/03/2025 tarihleri arasında ticari ilişkide bulunarak anılan şirketten araç kiraladığını, taraflar arasında akdedilen araç kiralama sözleşmesinin Kiralık Araç Bildirim Sistemi - Emniyet Genel Müdürlüğü (KABİS) sistemine ibraz edildiğinden celbini talep ettiğini, sözleşmenin son sayfasında yer alan, kiralanan araca ilişkin teminat teşkil etmesi amacıyla düzenlenmiş, düzenleme tarihi, vade tarihi, bedeli ve sair unsurları boş bırakılmış bir adet bononun müvekkil tarafından imzalanarak Kayımoğulları şirketine teslim edildiğini, müvekkilinin kiralama süresinin sona ermesini müteakip kiralamaya konu aracı....Şirketi'ne eksiksiz ve sağlam bir şekilde teslim ettiğini, davalının, celbi talep edilen anılan araç kiralama sözleşmesinde yer alan ve müvekkil tarafından hiçbir şekilde doldurulmamış olan, yalnızca müvekkilin imzasını haiz senedi, araç kiralama sözleşmesinden ayırmak suretiyle İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2025/40589 E sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığını ve ödeme emri gönderttiğini, ekte örneği sunulan.... Limited Şirketi"nin kurucusu olan ... .... ile davalı taraf arasındaki akrabalık ilişkisinin tespiti amacıyla, İstanbul Nüfus Müdürlüğüne müzekkere yazılmasını talep ettiğini, ancak icra takibine konu olan düzenleme tarihi, vade tarihli, miktarı ve diğer kısımları boş olarak imzalanan senedin müvekkil tarafından kiralanan aracın teminatı olarak imzalandığını ve teminat senedine konu aracın sağlam bir şekilde Kayımoğulları şirketine iade edildiğini, bu itibarla müvekkilinin davalı yana borcunun olması söz konusu olmadığını, müvekkil ile davalı yan arasında şahsi herhangi bir borç ilişkisini doğuracak hiçbir hukuki ilişkileri bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının "teminat senedi" iddialarının asılsız ve kanıtlanamamış olduğunu, bir senedin teminat senedi sayılabilmesi için senet üzerinde hangi ilişkinin teminatı olduğunun açıkça yazılması veya ayrı bir belge ile ispatlanması gerektiğini, ancak davacının bu yönde somut bir delil sunamadığını, takibe konu senedin şahsi bir borçtan kaynaklandığını ve şirketler arası ilişkiyle bağı bulunmadığını, senedin alacaklısının müvekkili ..., borçlusunun ise ... olduğunu, her iki tarafın da gerçek kişi olduğunu, davacının bahsettiği Damla Kayım'ın müvekkilin eşi olduğunu, borçlu ...'ın ise müvekkilin eşinin yakın akrabası olduğunu, davacının maddi sıkışıklık yaşadığı bir dönemde müvekkilden borç aldığını ve buna istinaden senedi imzalayıp verdiğini, davacının "teminat senedi" iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, sunulan araç kiralama faturalarının sadece iki şirket arasındaki bir hizmeti kanıtladığını, ancak bu hizmetin teminatının huzurdaki "şahsi borç senedi" olduğunu kanıtlamaya yetmediğini, borçlunun senedi hangi sebeple verdiğini açıklayamadığını, sadece eşinin ticari ilişkilerini bir kalkan olarak kullandığını, faturalar ve ticari kayıtların huzurdaki davayla ilgisiz olduğunu, müvekkili ...'ın bu faturalardan veya kiralama ilişkisinden bilgisinin bulunmadığını, şahsi bir borç senedinin, borçlunun başka bir şirketle olan ticari ilişkisine yamalanmaya çalışılmasının, borçtan kurtulmaya yönelik kötü niyetli bir çaba olduğunu, davacının bu senedin kiralama sözleşmesi kapsamında verildiğini yazılı bir delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, müvekkilin şirketin ne temsilcisi ne de herhangi bir şekilde ortağı olmadığını, davacının dilekçesinde, müvekkilin eşi Damla Kayım ile olan akrabalık bağından bahisle, senedin bir araç kiralama sözleşmesinin parçası olduğunu ileri sürdüğünü, ancak şahsi borç senedi ile müvekkilin eşinin sahibi olduğu şirketin ticari faaliyetleri arasında nasıl bir illiyet bağı kurulduğunun anlaşılamadığını, Türk hukukunda "şahsi sorumluluk" ve "mal ayrılığı" ilkelerinin esas olduğunu, senedin kambiyo vasfının tam olduğunu, bu borcun şahsi bir borca ilişkin olduğu için araç kiralama sözleşmesi ile bu senedin ne gibi bir bağı olduğunun anlaşılamadığını, bu iddiaların tamamen davacı tarafından süreci uzatmaya yönelik bir çaba olduğunu, davacının "ödeme yeri" eksikliği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, TTK m. 777/2 uyarınca, bonoda açıklık bulunmadığı takdirde, senedin düzenlendiği yerin, aynı zamanda ödeme yeri sayıldığını, senedimizde düzenleme yerinin mevcut olup, kambiyo vasfına ilişkin bir eksiklik bulunmadığını, ayrıca İstanbul 34. İcra Müdürlüğü’nün 2025/40589 E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin kesinleştiğini, davacının bu aşamada takibi durdurmaya yönelik taleplerinin, alacağın tahsilini geciktirme amaçlı olduğunu, davacı yanın, müvekkili ... ile arasındaki 300.000,00-TL tutarlı şahsi borç ilişkisini, tamamen ilgisiz şirketlerin (..... Ltd. Şti.) araç kiralama faaliyetlerine dayandırmaya çalıştığını, takibe konu senedin taraflarının ... (Borçlu) ve ... (Alacaklı) olup, senedin üzerinde herhangi bir şirket kaşesi veya "teminat" şerhi bulunmadığını, davacının, müvekkilin şahsi alacağını, üçüncü kişilerin ticari defterleriyle ilişkilendirme çabasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava "Davacının, aleyhine başlatılan İstanbul 34.İcra Müdürlüğü’nün 2025/40589 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi kapsamında, davalıya borçlu olmadığının tespiti " istemine ilişkindir. Talep, cevap, İstanbul 34.İcra Müdürlüğü’nün 2025/40589 Esas sayılı takip dosyası, Yenimahalle İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün yazı cevabı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Takibe dayanak bonoda, senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve düzenleyenin adının bulunduğu yerdeki herhangi bir yerleşim yeri de bulunmadığı için söz konusu senedin kambiyo senedi olmadığı TTK-776 ve 777.maddeler uyarınca zorunlu unsurları taşımadığı ciheti ile adi senet olduğu sonucuna varılmakla, kambiyo senedi niteliği taşımayan senede dayalı takip nedeni ile Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olamayacağı için davanın 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c ve 115. m. gereğince yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c ve 115. m. gereğince yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2-)HMK 20.m. gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde talepte bulunulması halinde dosyanın davaya bakmaya görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının davacıya ihtarına, (ihtarat yapıldı) 3-)Yargılama giderlerinin davaya bakmaya görevli Mahkeme tarafından değerlendirilmesine, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde HMK 331/2.m. gereğince talep halinde yargılama giderlerinin Mahkememiz tarafından karara bağlanmasına, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi 10/04/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır