Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5440 E. 2026/3223 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5440
- Karar No
- 2026/3223
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/181 Esas, 2025/867 Karar HÜKÜM : Menfi tespit talebinin kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/2 E., 2022/388 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafça müvekkillerine karşı 500.000,00 TL bedelli 03.09.2019 tanzim, 01.06.2020 vade tarihli senet gösterilerek takip başlatıldığını, ancak senet ve takiple alakalı olarak davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, takibe konu senedin yaşlı olan müvekkillerinin iradesi sakatlanarak ve korkutularak baskı altında alındığını, bu nedenle savcılığa şikayette bulunulduğunu ileri sürerek müvekkillerinin İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün 2020/11768 E. sayılı dosyası ile takibe konu olan senet nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine takip alacağının asgari %20'si oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflarınca takibe dayanak yapılan bononun taraflar arasındaki alacak nedeniyle davacılar tarafından tanzim edilen kesin borç ikrarını içeren bir kambiyo evrakı olduğunu, tarafların birbirlerini uzun yıllardır tanıdığını, aralarında birçok ticari veya insani ilişki bulunduğunu, davacı tarafın sırf müvekkilini zarara uğratmak ve alacağına kavuşmasını engellemek adına kötü niyetli olarak davayı ikame ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar, davalı ile aralarında bir borç ilişkisi bulunmadığını iddia ettiğine göre, ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğu, davalının, dava konusu alacağı ispatlar delil sunamadığı, davalının ev hanımı olduğu, davacılarla yüksek miktarda borç ilişkisini gerektirir bir durumunun bulunmadığı, ayrıca davalının icra takibi yapmakta kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 777/4 hükmünde; "Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır" düzenlemesine yer verildiği, senedin düzenleme yerinin "..." olarak yazıldığı, ...'nın il/ilçe adı ve idari birim olmadığı, keşidecinin isminin yanında da ayrıca idari birim olarak ... yazıyorsa da, anılan madde hükmü uyarınca davaya konu senedin keşide yerinin geçersiz olduğu, belgenin bono vasfını taşımadığı, davaya konu belge bono vasfında olmadığından, alacaklı olduğunu ispat yükünün davalıda olduğu, davaya konu adi senedin yazılı delil başlangıcı mahiyeti taşıdığı, davalı tarafça, davacı ...'a borç para verdiğine dair başka delil sunulmadığı, davacı tanıklarının dinlenildiği, Mahkemece davalı vekiline 22.06.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında tanık isim ve adreslerinin bildirilmesi için iki haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının hatırlatıldığı, davalının, tanık listesi ibraz etmediği, davalı tarafça davacı keşideci Duran'dan alacaklı olduğunun ispatlanamadığı, bono vasfı taşımayan senetten dolayı, davacı kefil ... kefaletinin geçerli olmadığı, borçtan sorumlu tutulamayacağı, bu durumda Mahkemece sonuç olarak davanın kabulü yerinde ise de, yazılı gerekçenin somut olaya uygun olmadığı, kararın gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği, ayrıca davalının icra takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davacıların bu istinaf sebebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak, davacıların menfi tespit talebinin kabulü ile davacıların İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün 2020/11768 E. sayılı dosyası sayılı icra dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından davacıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davacı, takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş olup, İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararı taraflarca istinaf edilmekle, Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden hüküm kurularak, senedin düzenleme yerinin "..." olarak yazıldığı, ...'nın il/ilçe adı ve idari birim olmadığı, keşidecinin isminin yanında da ayrıca idari birim olarak ... yazıyorsa da, TTK'nın 777/4 maddesi hükmü uyarınca davaya konu senedin keşide yerinin geçersiz olduğu, belgenin bono vasfını taşımadığı, davaya konu belge bono vasfında olmadığından, alacaklı olduğunu ispat yükünün davalıda olduğu, davalı tarafça davacı keşideci ...'dan alacaklı olduğunun ispatlanamadığı, bono vasfı taşımayan senetten dolayı, davacı kefil ... kefaletinin geçerli olmadığı ve borçtan sorumlu tutulamayacağına yönelik değişik gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bono, diğer adıyla emre yazılı senet, bir ödeme aracı ya da teminat amaçlı olarak kullanılmasının yanı sıra kredi işlevine de sahiptir. Bir senedin bono sayılabilmesi için gereken unsurlar TTK'nın 776. maddesinde; " Bono veya emre yazılı senet; Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, Vadeyi, Ödeme yerini, Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, Düzenlenme tarihini ve yerini, Düzenleyenin imzasını, içerir." şeklinde düzenlenmiştir. Bononun unsurlarının bulunmamasına yönelik olarak aynı Kanun'un 777. maddesinde ise; "İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz. Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır. Açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır. Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır." şeklinde yer almaktadır. Buna göre, bonodaki şekli bir unsur olarak düzenleme yeri alternatif zorunlu kayıtlar içerisinde değerlendirilecek olup, TTK'nın 777/4 hükmü uyarınca düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacaktır.
Somut olaya bakıldığında; Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar dava konusu bonoda düzenleme yeri olarak bir idari birim olmayan "..." yazılı olduğundan bahisle bono vasfında olmadığı kabulü ile karar verilmişse ve kıymetli evrakın şekil unsurları yönünden şekle riayet edilmesi önem arz etmekte ise de, keşidecinin ismi altında belirtilen idari birimin görmezden gelinmesi TTK'nın 777/4 hükmüne aykırıdır.
Bu durumda, bonoda "..." yer adının hiç yazılmamış gibi, keşideci ismi altında "..." olarak belirtilen yerin bononun düzenleme yeri olarak kabul edilmek suretiyle davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.