Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5838 E. 2026/2484 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5838
- Karar No
- 2026/2484
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/685 E., 2025/2698 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/112 E., 2024/913 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davaya konu taşınmazda davalının ortağı olduğu dava dışı limited şirket adına kayıtlı iş yeri aboneliği olduğunu, davacının müvekkilinin sözleşmeden doğan alacaklarından fiili kullanıcı olarak sorumlu olduğunu, ayrıca borcu vekili aracılığıyla senetlendirmek suretiyle de sorumlu hale geldiğini, dava dışı limited şirket aleyhine açmış oldukları itirazın iptali davasının kabul ile sonuçlandığını, ancak dava dışı limited şirket tasfiye halinde olduğundan alacaklarını tahsil edemediklerini, bu nedenle eldeki davayı açtıklarını belirterek; toplam 85.251,85 TL alacağın asıl alacak kısmına dava tarihinden itibaren İSKİ Tarifeler Yönetmeliği gereği işleyecek gecikme cezası ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin yönetim kurulu başkanlığını yaptığı dava dışı limited şirketin tasfiye halinde olduğunu, müvekkilinin 25.11.2014 tarihinde davalı İdareye abonelikten dolayı mevcut borcunun yapılandırılması talebinde bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Davanın açıldığı İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.07.2015 tarihli kararıyla; dava konusu borcun 6552 sayılı Kanun gereği davalı tarafın başvurusu üzerine davacı İdare tarafından taksitlendirildiği ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Daire tarafından verilen 28.05.2018 tarihli ilamla; davacı İdare ile dava dışı şirket arasında işyeri aboneliği sözleşmesi bulunduğu, uyuşmazlığın abone olan dava dışı şirket adına dava dışı şirketin borcu için düzenlenen yapılandırma işleminden kaynaklandığı, dava dışı şirketin ticari işletmesine ilişkin olarak su aboneliği sözleşmesi bulunduğu, davalının şirketin ortağı olduğu, davanın taraflarının da tacir olduğu göz önüne alındığında uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu, uyuşmazlığın çözümünün Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi içerisinde olduğu, Mahkemece; davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiş; Mahkemenin 01.11.2018 tarihli kararıyla; görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; talep üzerine dosya görevli Mahkemeye gönderilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli kararıyla; davacı ile davalının ortağı olduğu dava dışı şirket arasında abonelik sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin borç nedeni ile iptal edildiği, dava dışı şirket hakkında 03.06.20 04... .05.2007 tarihinde kaçak su kullanımından kaynaklı tutanak tutulduğu, dava dışı abonenin 3 kez af başvurusunda bulunduğu, ilk taksitler ödendikten sonra diğer taksitlerin ödenmediği ve bu nedenle dava dışı abonenin af başvurularının iptal edildiği, davalının 27.05.2019 tarihine kadar davacıya toplamda 10.334,93 TL ödeme yaptığı, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davalının ödemediği su faturalarının toplam bedelinin 15.097,96 TL olup, bu bedele 22.05.2007 tarihli kaçak su bedeli olan 1.564,37 TL'nin dahil olduğu, yapılan hesaplama sonucunda su bedeli borcunun 15.097,96 TL, tahakkuksuz bedelinin 10.753,90 TL olduğu, gecikmeli ödenen faturaların ödeme tarihine kadar gecikme cezasının 20.711,07 TL olduğu, ödenmeyen faturaların 24.01.2019 tarihine kadar işleyen gecikme cezasının 40.293,53 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 15.097,96 TL su bedeli, 10.753,90 TL taahhuksuz bedel, 48.182,40 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 74.034,26 TL'nin 24.366,96 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli kararıyla; davanın dayanağının dava dışı limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin olduğu, Mahkemece davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığının ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak araştırılmadığı, yargılamada sadece dava dışı abone şirketin borcunun miktar ve varlığının tartışma konusu yapıldığı, limited şirketin kural olarak şirket malvarlığı ile borçtan sorumlu olduğu, ortağının borçtan şahsi sorumluluğunun ise alacaklıyı kasten zarara uğratma ve bilerek zarar verme sebeplerine bağlı olduğu, Mahkemece 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553. maddesi kapsamında araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli kararıyla; davalının dava dışı abone şirketin ortağı konumunda olduğu, davalının şirket ortaklığının haricinde davaya konu aboneliği herhangi bir şekilde farklı fiili kullanımının ... kayıtları uyarınca söz konusu olmadığı, davacı tarafça da davalının şirket ortağı olması haricinde farklı bir fiili kullanımı olduğu hususunun iddia ve ispat edilmediği, kural olarak sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde borçlardan şirket malvarlığı ile sorumluluk ilkesi esas olduğu, şirket ortaklarının alacaklıları kasten ve bilerek kendi kusurlu davranışı sebebiyle zarara uğratması halinde şahsi malvarlıklarından da şirket borçları sebebiyle sorumlu olacakları, somut olayda davacı tarafça 6102 sayılı Kanunu'nun 553. maddesi hükmüne dayalı olarak davalının herhangi bir şekilde kusuru bulunduğu iddiasında bulunulmadığı, aksine davalının ayrıca fiili kullanıcı iddiasında bulunmuş olması karşısında dava dışı şirketten alacağın tahsil edilememesi sebebiyle davalıya husumet yöneltilemeyeceği, dava konusu uyuşmazlığın kaçak tüketimden kaynaklı bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu ve bu haliyle uyuşmazlık özel hukuk hükümleri dahilinde kaldığından davacı şirketin harçtan muaf olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekilnce istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.11.2023 tarihli kararıyla; davalının dava dışı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu, davacının dava dışı borçlu abone şirketin ödenmeyen normal tüketim borçları yönünde davalı yönetim kurulu üyesi davalıdan talepte bulunamayacağı, davacının normal tüketim faturalarının dava dışı şirketten talep etmek zorunda olduğu, ancak tüzel kişinin ve organlarının sorumluluğun türünün Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağından tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanunu'nun 41. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 50/3 maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerektiği, dava konusu yerdeki kaçak su kullanımı eylemi ve kaçak su tahakkukundan davalının sorumlu tutulması gerektiği, davacının abonelik nedeniyle normal tüketim bedeli olarak talep ettiği ödenmeyen su bedeli alacağı ile dava konusu yerde yapılan kaçak su tüketimi sebebiyle kaçak su tahakkuk bedellerinin tamamen ayrıştırılarak kaçak su tahakkuk bedellerine uygulanacak gecikme zammının ayrıca hesaplanması ve davalının kaçak tüketim bedelinden sorumlu olduğu bedelin belirlenmesi gerektiği, dosyada alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında normal ve kaçak tahakkuk bedellerinde gecikme zammının her bir talep yönünden asıl alacaklarla birlikte ayrı ve ayrıntılı hesaplanmadığı, dosyadaki bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığı, ek bilirkişi raporu alınarak davalının sorumlu olduğu kaçak su tahakkuk bedeli olan asıl alacak ile kaçak su tahakkuk bedeli yönünden gecikme zammı hesaplanarak davacının toplam kaçak tahakkuk alacağının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 5. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararıyla; kaldırma kararı doğrultusunda alınan 08.09.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacının kaçak su bedeli ve bu bedelin gecikme zammı toplamı olan 26.466,28 TL'den davalıyı sorumlu tutabileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 12.318,27 TL kaçak su bedeli ve bu bedele ilişkin 14.148,01 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 26.466,28 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacak tutarı olan 12.318,27 TL'ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının fazlaya dair isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. 6. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun kaldırma kararını karşılar mahiyette olduğu, Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; 16.11.2023 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararında ortağının borçtan şahsi sorumluluğunun alacaklıyı kasten zarara uğratma ve bilerek zarar verme sebeplerine bağlı olduğu belirtilmesine rağmen bu yönde bir araştırma yapılmadığını, davalının dürüstlük ve iyiniyet karinesine aykırı hareket ettiğini, davalı tarafın sözleşme borcundan sorumlu olduğunu, zira davalının dava dışı abone sahibi limited şirketin ortağı olduğu gibi aynı zamanda aboneliğin fiili kullanıcısı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, dava dışı limited şirketin aboneliğine ilişkin olarak davacı tarafından tahakkuk ettirilmiş olan normal ve kaçak tüketim bedellerinin davalı şirketin yetkilisi olan davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3/2 maddesine göre; ''Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.'' Davanın açıldığı Mahkeme tarafından verilen 02.07.2015 tarihli karara karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine, Dairenin 28.05.2018 tarihli ilamıyla Mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, bu aşamadan sonra Mahkemece verilecek kararın doğrudan temyiz incelemesine tabi olacağı, istinaf incelemesi yapılması mümkün olmayan kararda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların yok hükmünde olduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların kaldırılmasına ve davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde yer alan sebeplerin temyiz istemi olarak kabul edilerek temyiz incelemesinin Mahkeme kararı üzerinden yapılmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Temyiz olunan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye, özellikle 6102 sayılı Kanunun 553. maddesi uyarınca şirket yöneticisi olan davalının şirket alacaklılarına verdiği zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasına, alınan 08.09.2024 tarihli ek bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 23.10.2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2.Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.