Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5308 E. 2026/2095 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5308
- Karar No
- 2026/2095
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1210 E., 2025/1408 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 5. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2024/208 E., 2025/63 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davalı şirketin ... Hastanesinin sahibi olduğunu, müvekkilinin adı geçen Hastanede geniz eti ve kemik eğriliğinin sebep olduğu nefes darlığı nedeniyle 09.01.2018 tarihinde davalı kulak burun boğaz doktoru tarafından ameliyat edildiğini, burun kanatlarının küçültülmesi, geniz etinin yakılması, burun ucuna kıkırdak eklenmesi ve ilk ameliyattan sonra burun ucunda meydana gelen çıkıntının düzeltilmesi amacıyla 18.07.2018 tarihinde ikinci ameliyatın yapıldığını, ikinci ameliyattan sonra burun deliklerinin arasındaki dokuda kıkırdak gözükecek şekilde açılma meydana geldiğini, doktorun normal olduğunu söylediğini, ancak sonrasında ikinci dikiş kısmının da açıldığını, iltihap aktığını ve koku geldiğini, bu sefer davalı doktorun antibiyotik başlayarak iki hafta boyunca her gün pansuman yaptığını, devamında pansumana evde devam etmesini önerdiğini, müvekkilinin pansuman yaparken derinin karardığını farkettiğini ardından dokunun düştüğünü, müvekkilinin burnu gün geçtikçe kötüye gitmesine rağmen davalının kontrollerde endişelenecek bir şey olmadığını söylediğini, davalının müvekkilini ... Üniversitesi kulak burun boğaz bölümündeki bir doktora yönlendirdiğini, nihayetinde müvekkilinin burnunda kalıcı şekil bozukluğu meydana geldiğini, psikolojisinin bozulduğunu, anksiyete tedavisi gördüğünü, derslerinden geri kaldığını, maluliyeti ve tedavi ulaşım vb. harcamaları nedeniyle maddi zararının olduğunu, davalı doktorun özensiz davranması ve hatalı uygulamaları nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın 09.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 10.03.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 224.009,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili, burun kemiğinde eğrilik (nazal septum deviasyonu) burun eti büyümesi (konka hipertrofisi) tanısıyla ameliyatına, ameliyat sırasında burun kemerindeki eğriliğin ve burun kanatlarının düzeltilmesine, ameliyatın 6 ay arayla iki aşamayla yapılmasına karar verildiğini, risklerin anlatıldığını aydınlatılmış onamın alındığını, sürecin tıbbi uygulana standartlarının üstünde ilerletildiğini, davacı ile konuşulan ve kararlaştırılan tüm işlemlerin başarıyla yapıldığını, davacının da memnuniyetini dile getirdiğini, ikinci ameliyatta burun kanatlarının küçültüldüğünü burun ucunun kalkması için destek kıkırdak konulduğunu, ikinci ameliyattan 10 gün sonra davacının gelerek burun delikleri arasındaki deride kabuk zannedip kavlattığını altındaki beyaz dokuyu görünce bayılacak gibi olduğunu söylediğini buna müvekkilinin sekreterinin de şahit olduğunu, müvekkilinin muayenesinde dokunun dikiş yerlerinden zorlama sonucu kalktığını gördüğünü ve hemen dokuyu uç uca getirerek striple yapıştırdığını, sonrasında düzenli olarak pansuman yapılarak doku iyileşmesinin takip edildiğini, birkaç pansumandan sora davacının burnundan kötü koku geldiğini beyan etmesi üzerine enfeksiyon ihtimali düşünülerek ikinci kez antibiyotik tedavisine başlandığını ve üst basamak sağlık kuruluşu olan ... Üniversitesinde KBB ve Plastik Rekonstruktif Cerrahide görevli doktorlarla durumun konsülte edildiğini ve davacının da söz konusu sağlık kuruluşuna yönlendirildiğini, müvekkilinin davacıya ameliyat sonrasında dikiş ve yara yerine müdahale etmemesi dokunmaması sümkürürken ve temizlerken dikkatli olmasını söylemesine rağmen dikiş yerindeki dokuyu kavlattığını, sonrasındaki tedavisini de yarım bıraktığını, bu nedenle kendisinin kusurlu olduğunu, meydana gelen zararla müvekkilinin eylemleri arasında illiyet bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili; müvekkilinin istihdam ettiği doktoru seçerken gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, doktorun alanında uzman bir doktor olduğunu 20 yıldan fazladır işini yaptığını, alet ve ekipmanların tam olduğunu, müvekkilinin kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; öncesinde alınan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu raporuyla 25.04.2024 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulundan alınan rapor ile tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde; 09.01.20 18... .07.2018 tarihlerinde yapılan her iki ameliyatta fazla sayıda komplikasyon görülmesinin özen eksikliği olarak değerlendirildiği dolayısıyla doktorun eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı yönünde mütalaa verildiği, ... Üniversitesi Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan 26.05.2022 tarihli raporda; kişinin burnunda meydana gelen kolumella nekrozunun 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre özür oranları cetveli uyarınca değerlendirilmesi sonucunda kişide toplam %6 (yüzdealtı) oranında sürekli kişi özürlülüğüne neden olduğunun tespit edildiği, 13.05.1998 doğumlu davacının, 09.01.2018 olay tarihinde TRH 2010 tablosuna göre (20) yaşında olan kazazedenin kalan yaşam süresinin (59) yıl olup (79) yaşına kadar yaşama olasılığı bulunduğunu, buna göre, olay tarihi ile 60 yaşını dolduracağı 13.05.2058 tarihleri arası aktif döneminin (40) yıl (3) ay (24) gün ve 60-79 yaş arası pasif dönemnin (19) yıl olmak üzere toplam zarar süresinin (59) yıl (3) ay (24) gün olacağını, 09.01.2018 günü meydana gelen olay neticesinde %6 oranında özre uğrayan davacının maddi zararının 224.009,31TL hesaplandığı, davacının davalı doktorun hatalı tıbbi işlemleri neticesinde davacının ciddi sağlık problemleri yaşadığı, yaşamının zorlaştığı ve ruh sağlığının da zarar gördüğü, hak ve nesafet ilkeleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesi, davacının genç bir kız olması nedeniyle hassasiyet derecesi ile dava konusu eylemin vahameti göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminat talebinin kısmen kabulünün gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne 224.009,31 TL maddi tazminat ile 75.000,00 TL manevi tazminatın 18.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekilerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiş, ancak davalı şirket vekilinin muhtıraya rağmen eksik temyiz harcını yatırmaması nedeniyle ek kararla davalı şirket vekilinin temyiz başvurusunda bulunmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; müvekkilinin çektiği elem ve sıkıntıya göre hükmedilen manevi tazminatın az olduğu, Anayasa Mahkemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326.maddesinin ikinci fıkrasını manevi tazminat davaları yönünden iptal etmiş olması nedeniyle reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine vekalet ücreti verilemeyeceğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili, müvekkili tarafından yapılan tüm işlemlerin tıbbi standartlara uygun olarak gerçekleştirildiğini, defalarca kez davacıya yaptığı ameliyata benzer ameliyatlar yaptığını ve hepsinde de başarılı olduğunu, davacının iddia ettiği burun şekil bozukluğu, doku erimesi vs. gibi durumlar ile ameliyatlar arasında hiçbir illiyet bağı olmadığını, iddia edilen zarara davacının kendi eyleminin neden olduğunu, doktor hatası bulunmadığından tazminatla sorumlu tutulamayacağını, öte yandan davacının maddi tazminat talebinde hastane, ilaç, yol, v.s masraflardan bahsetmiş ise de bu taleplerine ilişkin herhangi bir delil ibraz edemediğini, zararı ve kapsamını ispat yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığını, fazla takdir edildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen borcuna aykırılığından kaynaklanan maddi manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. 1.Dosyanın incelenmesinde, her ne kadar 25.04.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, meydana gelen kolumella nekrozunun tekrarlayan ameliyatlar sonrası nadir görülen ve yönetimi zor bir komplikasyon olduğu ve davalı doktorun davacıyı yakından takip ederek komplikasyonu doğru yönettiği belirtilerek davalı doktorun dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışının bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de, daha detaylı değerlendirme içeren Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesinin 29.11.2021 tarihli raporunda 09.01.2018 tarihli septoplasti ve konkatomi ameliyatının endikasyonunun bulunduğu ve tekniğinin uygun olduğu, ameliyattan sonra burun tıkanıklığı, uykuda nefes alamama şikayetlerinin ve nezal valv yetersizliğinin de septoplasti ameliyatlarının komplikasyonu olduğu, 18.07.2018 tarihinde yapılan ikinci ameliyatla septumdan alınan kıkırdak greflerle alar kıkırdakların desteklendiği, genellikle tek cerrahi kesi olması gerekirken kolumellada anterior ve posteriorda birbirine paralel iki sütur hattının bulunmasının genel uygulamanın dışında olduğu, aynı ameliyatta her iki burun kanadının vertikal yan insizyonlarla ve sütürasyonla daraltıldığı ancak nefes darlığı şikayeti olan hastaya estetik kaygısıyla burun kanatlarının daraltılması işleminin tıbben uygun bulunmadığı, ikinci ameliyattan sonra gelişen kolumella nekrozunun nadir görülen komplikasyonlardan biri ise de ilkinden 6 ay sonra yapılan ikinci ameliyatın tarihinin erken olduğu, yara iyileşmesi ve olgunlaşması tamamlanmadan yapılan ameliyatlarda cerrahi diseksiyonun zor olduğunun bu zorluk nedeniyle kolumella flebinin kaldırılırken örselenebileceğinin tıbben bilindiği, hastada kolumellanın insizyon hattının anteriorunda oluşan laserasyonun bu zorluk nedeniyle oluştuğunun değerlendirildiği, kolumella boyunun uzatılması ve tip projeksiyonu arttırılması işlemlerinin de kolumelladaki çift sütur hattında gerginliği arttırabileceği ve dolaşımı bozabileceği, mevcut sebeplerden dolayı kolumellada nekroz gelişiminin kolaylaşmış olduğu, netice itibariyle iki ameliyatta fazla sayıda komplikasyon gelişmesinin özen eksikliği olarak değerlendirildiği, davalı doktorun son ameliyatın endikasyonu ve tekniği birlikte değerlendirildiğinde özen eksikliği olarak değerlendirilen uygulamasının davacıda gelişen ve yüzde sabit iz niteliğinde olan kolumella defekti üzerinde etkisinin 6/8 oranında olduğu yönünde mütalaa bildirildiği, son olarak Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulundan alınan 22.08.2024 tarihli raporda da aynı yönde görüş bildirilerek özen eksikliğinin bulunduğu sonucuna varıldığı anlaşılmakla davalıların maddi ve manevi zarardan sorumlu tutulmaları ile olayın gerçekleştiği tarih, defektin kısmen düzeltilebilir olduğunun bilirkişi raporlarında belirtildiği anlaşılmakla, davalının tüm davacının aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.maddesinin 4.fıkrası gereği manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir. Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Davanın kısmen reddi durumunda ise karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez (AAÜT m.8/1,2). Ancak bilindiği üzre vekalet ücreti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 323.maddesinde yargılama giderleri arasında sayılmış olup, aynı kanunun 326.maddesinin ikinci fıkrasındaki kısmen kabul halinde mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı yönündeki hükmün Anayasa Mahkemesinin 25.12.20 24... /29-226 sayılı kararıyla manevi tazminat davaları yönünden iptaline karar verilmiştir. İptal kararı 14.03.2025 tarihli Resmi Gazetede yayımından itibaren 9 ay sonra yani 14.12.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa mahkemesinin iptal kararları yürürlüğe girdiğinde hem idare hem de yargı makamlarının anayasaya aykırı normu uygulamaya derhal son vermeleri gerekir. İptal kararları yürürlüğe girmeden önce kesinleşen hukuki durumlar bu kararlardan etkilenmezken, kesinleşmemiş hukuki durumların bu karardan etkilenmesi esastır. Bu durum kazanılmış haklara zarar vermediği gibi bu durum iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesine de aykırı değildir. Temyiz tarihinde Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararı yürürlüğe girmiş olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesinin yasal dayanağı ortadan kalkmıştır. Şu durumda davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti hukuka aykırı olup bozma sebebidir. (Emsal: 3.HD 2026/724 E.,2555K.)
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı lehine öngörülen vekalet ücretine ilişkin 4 nolu bendinin karar metninden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davalı ... A.Ş. den mahallinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.