Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4988 E. 2026/3235 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4988
Karar No
2026/3235
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/674 E., 2025/2296 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/510 E., 2024/964 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraflarca temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, talebin kabul edilen kısmının miktar itibariyle duruşma sınırının altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin duruşma isteminin reddine ve temyiz incelemesinin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı şirketin 15.11.2021 tarihli "Geçmişe Dönük Düzeltme Kalemi" adı altında KDV dahil belirtilen tutar içerikli faturaya dayalı olarak müvekkilinden tahsilat yaptığını, müvekkilinin ödemeyi ihtirazı kayıtla yaptığını, yapılan tahsilatın dayanağının 21.10.2021 tarihli Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) kararı olduğunu, bu karara karşı müvekkili tarafından EPDK aleyhine açılan Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, söz konusu kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiğini, buna rağmen müvekkili tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, ancak takibe itiraz eden davalının müvekkili şirkete bir miktar ödeme yaptığını, davalı şirketin bu ödemeyle temel borç ilişkisini de açıkça ikrar etmiş olduğunu, davalı şirket tarafından bir miktar ödeme yapılmış ise de ana para alacağı ile takip sonrası işleyen faiz, icra masrafları, avukatlık ücreti alacağı gibi kalemlerin ödenmediğini, tarafların tacir olduğunu, en yüksek banka mevduat faizi istenilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek; takibe vaki itirazın iptali, takibin devamı ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; 626.480,21 TL + KDV’lik tutarın Ekim 2021 tarihli uzlaştırmasında davacı şirkete borç olarak yansıtıldığını ve düzenlenen 15.11.2021 tarihli faturada "Geçmişe Dönük Düzeltme Geliri" kalemi olarak yer aldığını, söz konusu fatura bedelinin davacı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeden ödendiğini, 19.12.2023 tarihli EPDK yazısında müvekkilinin taraf olmadığı Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyası ile verilen kararın yerine getirilmesi istenildiğinden davacıya ödeme yapıldığını, eldeki davada görevli mahkemenin İdare Mahkemeleri olduğunu, zira müvekkilinin EPDK kararı uyarınca düzenlediği faturalandırma işleminin idari bir işlem olduğunu, Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2021/2641 Esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmediğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili tarafından düzenlenen davaya konu faturanın hukuka uygun olduğunu, davacının 626.480,21 TL + KDV tutarlı faturasını icra takibinden sonra 15.03.2023 tarihinde düzenlediğini, müvekkilinin ise faturaya ilişkin ödemeyi 24.03.2023 tarihinde süresi içinde yaptığını, davacının borcunun yasal faiz üzerinden hesaplanmasına ve taraflar arasında ayrıca bir anlaşma olmamasına rağmen kamu bankalarınca mevduata uygulanan faiz talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmeden icra takibinde işlemiş faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 117. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmede iyiniyetli olunan hallerde temerrüt için bildirim şartının arandığını, davacı tarafça müvekkili şirkete 23.11.2021 tarihinde ödeme yapılmış olmasına rağmen 25.01.2021 tarihinden itibaren faiz istemesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından davalıya gönderilen 15.03.2023 tarihli fatura ile ödeme talebinde bulunulması üzerine, davalı tarafından 24.03.2023 tarihinde tahsil edilen asıl alacak ve KDV toplamının tamamının davacıya ödendiği, TBK'nın 100. maddesi gereği takip tarihi sonrasında, ancak itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve ferilere mahsubu gerektiği, kısmi ödenen tutar nedeniyle borcun sona erdiği miktar kadar alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davacıdan tahsil edilen davaya konu fatura bedelinin yasal faiz ile tahsil edildiğinin anlaşıldığı, takip hukukunda takip alacaklısından istirdadına karar verilen para takipte hangi oran veya faiz türü üzerinden tahsil edilmiş ise alacaklıdan istirdat edilecek paranın da aynı faiz türü veya faiz oranı üzerinden hesaplanarak tahsili gerektiği, somut olayda davalının kötü niyetli olmadığının anlaşıldığı, takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürülmediği, ancak takip tarihinden ödeme tarihine kadar geçen sürede işleyecek faizden sorumlu olduğu, asıl alacaktan bu dönemdeki işlemiş faiz ve masrafların düşülmesi gerektiği, alınan bilirkişi ek raporu doğrultusunda 739.234,82 TL asıl alacağın takip tarihi olan 21.11.20 22... .259,56 TL'nin davalı tarafından davacıya ödendiği tarih olan 24.03.2023 tarihi arasındaki süreye ait faizinin yıllık %9 yasal faiz oranı üzerinden hesaplanarak ve 24.03.2023 tarihinde yapılan 739.259,56 TL miktarındaki kısmi ödemenin TBK'nın 100. maddesi gereğince öncelikle işlemiş faiz, icra masrafları, icra masraflarından sayılan icra vekalet ücreti ile icra tahsil harcından mahsubu suretiyle yapılan hesaplama sonucunda, davalı borçlunun bakiye dosya borcunun 24.03.2023 tarihi itibariyle 231.903,03 TL olarak belirlendiği, davalının takip tarihinden sonra fakat dava tarihinden önce davacıya yaptığı 739.259,56 TL'den faiz ve feriler düşüldükten sonra kalan 231.903,03 TL kısım bakımından itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerektiği, davacının takip tarihinden evvel davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, bu haliyle davalının takip tarihi ile temerrüde düştüğü ve davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalının icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 231.903,03 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; idari yargı kararlarının geçmişe etkili sonuç doğurduğundan davalı tarafından yapılan tahsilatın yapıldığı tarih itibariyle hukuka aykırı duruma geldiğini, icra takibinde EPDK aleyhine müvekkili şirket tarafından açılan idari davaya ilişkin mahkeme kararının da davalıya tebliğ edildiğini, dolayısıyla davalının ilgili mahkeme kararından icra takibi ile haberdar olduğunu, buna rağmen kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, taraflar tacir olduğundan uygulanacak faizin bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi olması gerekirken %9 yasal faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; EPDK kararının başka bir Mahkeme kararı ile iptal edilmiş olması nedeniyle müvekkili şirketin söz konusu idari işlemden kaynaklanan faiz ve zarar ödeme yükümlülüğü olmadığını, müvekkilinin tarafı olmadığı davacı ve EPDK arasındaki mahkeme sürecini takip edip uygulamasının hukuken beklenemeyeceğini, müvekkilinin icra masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, faturaya dayalı haksız tahsilat iddiasından kaynaklı alacak talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, davalı tarafça düzenlenen 15.11.2021 faturanın dayanağı olan EPDK kararının iptal edilmiş olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı tarafından düzenlenen 15.11.2021 tarihli faturaya istinaden davacı tarafça 23.11.2021 tarihinde ödemenin yapıldığı, davacı tarafça davalı aleyhine 739.234,82 TL asıl alacak, 270.2025,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.009.440,55 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından EPDK yazısına istinaden 24.03.2023 tarihinde 626.491,15 TL + % 18... .768,41 TL olmak üzere toplamda 739.259,56 TL ödeme yapıldığı, davalının takibe itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, Mahkemece davanın kısmen kabulü ile takibin 231.903,03 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile alacağın takip tarihinden davacıya geri ödemenin yapıldığı tarihe kadar yıllık %9 faiz oranı üzerinden hesaplanarak davalı tarafça yapılan kısmi ödeme düşüldükten sonra kalan kısım bakımından itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmiş ise de, tarafların tacir olması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 8/1 maddesi ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 2/2 maddesine göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı TCMB' nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı olduğu gözetilerek davacı tacirin ticari temerrüt faizi isteyebileceği, ayrıca davacıdan 23.11.2021 tarihinde yapılan tahsilatın haksız olduğunun idari yargıda görülen davada belirlenmiş olması nedeniyle, davacı tarafından ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faiz talep edilebileceği gözetilerek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Aşağıda yazılı bakiye karar temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4988, K. 2026/3235, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-4988-e-2026-3235-k-127fcd6709d5