Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/9204 E. 2023/884 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9204
- Karar No
- 2023/884
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/657 E., 2018/570 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2018 tarihli ve 2017/345 Esas, 2018/133 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir. 2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 30.11.2018 tarihli ve 2018/657 Esas, 2018/570 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.05.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanığın temyiz istemi özetle ; 1- Beraat kararı aldığı Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/312 Esas sayılı dosyası kapsamında tutuklu kaldığı sürenin mevcut dosya ile birleştirilmesine, 2- Teşdidin gerekçesiz olarak uygulandığına ve takdiri indirim oranının düşük uygulanmasının gerekçesinin açıklanmadığına, 3-SGK kaydının delil olarak değerlendirilemeyeceğine, tayine tabi personel olarak çalışmadığına ve 2013 yılında istifa ederek dershaneden ayrıldığına, bu durumun örgütün hiyerarşik yapısında yer almadığının en büyük delili olduğuna 4-Dernek faaliyetlerinin delil olarak değerlendirilemeyeceğine, örgütsel nitelikte faaliyette bulunmadıklarına, talimatla hareket etmediğine, terör örgütü ile iltisaklı olduğuna ilişkin delil bulunmadığına, 5-HTS verilerinin delil olarak değerlendirilemeyeceğine, görüştüğü kişilerin çalıştığı kurumlardan tanıdığı kişiler ile ticaret yapması sebebiyle tanıdığı kişiler olduğuna, 6-ByLock'a ilişkin tespitlerin istihbari nitelikte olduğuna, delil olarak kullanılamayacağına, yasak delil kapsamında bulunduğuna, 7-Etkin pişmanlıktan yararlanan tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına, 8- Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ve sair sebeplere ilişkindir. B. Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle ; 1-Mahkemenin kanuna aykırı olarak teşekkül ettiğine, 2-Hükmün CMK'nın 230 nucu maddeye uygun gerekçeyi içermediğine, 3-Taleplerinin gerekçesiz reddedildiğine ve yazı cevapları beklenilmeden karar verildiğine, 4-FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hangi maddi vakıa ve hangi tarihten sonra örgüt olarak kabul edildiğinin mahkemece belirlenmesi gerektiğine, bu belirleme yapılmadan müvekkilinin mahkumiyetine karar verilmesinin kanuna ve içtihatlara aykırı olduğuna, 5-Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 6-Gerekçeli kararda müvekkil adına Bank ... ile ilgili özelleştirme yapılmadığına ancak deliller kısmında bank ... raporu yer aldığına, müvekkilinin rutin bankacılık faaliyetinde bulunduğuna talimatla para yatırmadığına, BDDK izni ile yasal olarak faaliyet yürüten bankaya para yatırma ve hesap açmanını delil olarak kabul edilemeyeceğine, 7-Müvekkilinin dershanede öğretmeni olması sebebiyle görüştüğü kişilerin dershanede öğretmeni ya da dershanenin bağlı olduğu şirketlerde çalışan kişiler olduğuna, çalıştığı kurumun işleyişi hakkındaki genel geçer konuşmalardan ibaret olan aramalar olduğuna, görüşmelerin örgütsel faaliyet kapsamında olmadığına, içeriği belli olmayan hts kayıtlarının delil değeri olmadığına, 8-ByLock'un hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna ve yargılamada kullanılmayacağına, cgnat kayıtları ile tespit değerlendirme tutanağına ilişkin veriler kendi arasında çelişkili olduğuna, 9-Mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, lehe hususların değerlendirilmediğine, alt sınırdan gerekçesiz olarak uzaklaşıldığına ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Tüm bu veriler çerçevesinde; sanığın, sadece FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin kriptolu haberleşme amacıyla kullandıkları yukarıda ayrıntısıyla açıklanan ByLock isimli haberleşme programını adına kayıtlı GSM hattı ile 3 farklı imei numaralı cihazlar üzerinden BTK'dan celbedilen ana server erişim kayıtları, görüşme içerikleri, tespit ve analiz raporları ile sabit olduğu şekilde kullanması, uzun süredir tayine tabi olarak örgütün dershanelerinde öğretmen ve müdür olarak çalışmış olması, örgüt ile iltisaklı dernekte üyeliğinin, sorumluluğunun bağışlarının bulunması, gizli tanık beyanları, benzer davalardan yargılanan örgütün üst düzey mensupları ile görüşme ve konaklama kayıtlarının varlığı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bu eylemlerinin, silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyması, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin oluşması nedeniyle silahlı terör örgütü suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu kanaatine varılmış ve sanığın inkara yönelik savunmasına itibar edilmemiş, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu, eyleminin TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1 maddeleri kapsamında kaldığı, sanığın bu suç nedeniyle cezalandırılması gerektiği kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, örgüte müzahir termal otelde konaklamanın müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği tespit edilerek yapılan sonunda; a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir. c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 149845 ID numarası üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüte ait farklı illerdeki kurumlarda tayine tabi personel olarak çalışıp yöneticilik yapan ve Aydın ilinde örgüt tarafından gerçekleştirilen üst düzey toplantılara katılan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanması bakımından takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın faillerinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önüne alınarak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun, olaya özgülenmiş ilgili ve yeterli gerekçeye istinaden bir indirim oranının takdir ve tespit edilmesi gerekirken, kendi içinde de çelişki oluşturan “Sanığın sabıkasız oluşu ve yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları lehlerine takdiri indirim nedeni kabul edilerek” şeklinde gerekçe ile anılan maddenin uygulanması ve fakat indirim oranının mutad uygulama dışında 1/9 olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 30.11.2018 tarihli ve 2018/657 Esas, 2018/570 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, müsnet suçun niteliği, kaçacağına dair somut olgular bulunan sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde karar verildi.