Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16000 E. 2023/959 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16000
- Karar No
- 2023/959
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/640 E., 2018/607 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Bölge Adliye Mahkemesinin 03.12.2018 tarihli kararına karşı sanık tarafından 13.12.2018 tarihinde temyiz sebeplerini içermeyen süre tutum dilekçesi verildiği, gerekçeli kararın sanık müdafiine 28.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği halde ayrıntılı temyiz dilekçesinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 295 inci maddesinde belirtilen 7 günlük süreden sonra 14.01.2019 tarihinde sunulduğu görülmüş ise de, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm fıkrasında veya sanık müdafiine gerekçeli kararının tebliğine ilişkin mazbatada 5271 sayılı Kanun'un 295 inci maddesinde düzenlenen 7 günlük hak düşürücü süreye ilişkin bir ihtaratın bulunmadığı anlaşıldığından sanık müdafiinin temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.05.2018 tarihli ve 2017/692 Esas, 2018/409 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62'nci maddesi, 53'üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58'inci maddesinin dokuzuncu maddesi delaletiyle altıncı fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 03.12.2018 tarihli ve 2018/640 Esas, 2018/607 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.09.2021 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz istemi, sanığın örgütle irtibatlı işyerlerinde SGK kaydının bulunmasının o kurumların görüşlerini benimsediği anlamına gelmeyeceğine, sanığın bedelli askerlik çıkacağını duyarak eline geçen parayı Bank ... hesabına yatırığını ve bu parayı bankaya yatırdığında örgüte ait bir banka olduğunu bilmediğine, sanığın ByLock kullamadığı ve IOS işletim sistemli telefon ve tabletlere dışarıdan Bylock yüklemesinin yapılamadığına HTS kayıtlarının incelenmesinde toplam iletişim sayısını ve tarih aralığı olmaksızın değerlendirme yapılarak haklarında soruşturma yapılan dört kişi hakkındaki kayıtların incelendiğine, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunun kast unsurunun mevcut olmadığına, TCK'nın 30 uncu maddesindeki hata hükümlerinin göz önüne alınmadığına, sanık hakkında tek bir tanık beyanının bulunmadığına ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanık ...'ın, soruşturma aşamasında gerek Emniyet Müdürlüğünde alınan 2 ayrı ifadesinde gerekse Sulh Ceza Hakimliğinde alınan ifadesinde FETÖ/PDY terör örgütü ile olan bağlantılarını anlattığı, ne şekilde Bylock programı yükleyip kullandığını Bylock programını kullanırken kullanıcı adı ve şifresini açıkladığı, kimin kendisine Bylock programını yüklediğini belirttiği, sonrasında ByLock bağlantı baz istasyonlarının bir kısmının İzmir ilinin Gaziemir ilçesini göstermesi hususunu ifadesinde açıkladığı, 2006-2013 yılları arasında örgüte ait şirketlerde çalıştığı, bu şekilde anlatımlarda bulunduktan sonra Mahkeme huzurunda alınan savunmasında ise önceki beyanlarını kabul etmeyerek göz altında iken yaşadığı olaylar ve fiziki şartların etkisi ile o şekilde beyanda bulunduğunu savunduğu ancak sanığın önceki savunmasının dosya kapsamı ile uyuştuğu, zira sanığın 7 yıl süre ile örgüte ait ... Medya AŞ.'de çalışması, kendi kullanımında bulunan telefon hattında ByLock programının tespit edilmiş olması, her ne kadar sanık bu telefon hattının dernek hattı olduğunu, normal telefon hattı olmadığını, Manisa Valiliği adına kayıtlı olduğunu ancak kendisinin kullandığını belirtmiş ise de bu hatta ByLock programının tespit edilmiş olması ve bu hattın sanık tarafından kullanılmış olması, sanığın söz konusu hatta programı nasıl ve kimin kullandığına ilişkin soruşturma beyanları dikkate alındığında soruşturma beyanının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, bu nedenle mahkemece dosya kapsamında buluna Bylock tespit tutanağına itibar edildiği, kaldı ki sanığın soruşturma aşamasında zaman, mekan, isim belirtmek sureti ile örgüt ile olan bağlantısını ve telefonuna nasıl ByLock yüklendiğini açıkça anlatması, kullanıcı adı olarak ifadesinde bahsettiği 4445 rakamının 44 rakamı memleketi olan Malatya ilinin plakası, 45 ise bulunduğu Manisa ilinin plaka rakamı olması, yine soruşturma aşamasındaki ifadelerinde Aziz isimli bölge basıncılar sorumlusundan bahsettiği, ... isimli şahısla ne şekilde ve hangi sıklıkla görüştüklerini anlatması karşısında sanığın olmayan bir şeyi bu şekilde ayrıntılı olarak anlatmasının olağan hayat şartlarına uygun olmadığı, bu anlatımı hayal ürünü olarak anlatamayacağının anlaşılması, ayrıca sanığın örgüt lideri Fetullah Gülen'in Bank ...'ya para yatırılıp destek olunması talimatı döneminde arabasını satarak parasını bu bankaya yatırmış olması, SGK kayıtları, HTS kayıtları birlikte göz önüne alındığında sanığın dosya kapsamı ile uyumlu soruşturma aşamasındaki savunmasuna itibar edilerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu ve örgütün talimatları doğrultusunda hareket ettiği anlaşıldığından, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın soruşturma aşamasındaki ifadelerinde etkin pişmanlık açıklamasında bulunmak istediğini beyan ederek örgüt ve üyeleri ile ilgili bilgiler verdiği, sonradan kovuşturma aşamasında bu beyanından döndüğü, kendisini kurtarma maksatlı ifade verdiğini açıkladığının görülmüş olduğu, Bylock kullanmadığını etkin pişmanlıktan yararlanma talebi bulunmadığını anlattığı görülmekle, ilk derece mahkemesinin sanık hakkında TCK 221/4. maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükmünü uygulamamasının sanığın beyanlarının faydalı ve samimi olmaması nedeniyle doğru ve isabetli olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği görülmüştür. IV. GEREKÇE a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. c) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmiştir. d) Soruşturma aşamasında müdafii huzurundaki ifadelerinde ByLock kullandığını ikrar edip programı telefonuna yükleyen kişiyi ve yüklendiği yer ve zamanı, ByLock kullanıcı adı ve şifresini, ekli kişileri ayrıntılı bir şekilde anlatması ve beyanlarının dosya kapsamındaki diğer delillerle uyumlu olması karşısında, temyiz aşamasında gelen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı beklenmeden karar verilmiş olması esasa etkili görülmemiştir. e) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ByLock programını örgütsel iletişim aracı olarak kullanan, sohbet adı altında yapılan örgütsel toplantılara katılan ve Bank Asyaya örgüt liderinin talimatı üzerine para yatıran sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. f) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmaktadır. Ancak, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin delalet maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hüküm fıkrasındaki "5237 sayılı TCK'nin 58/9 maddesi delaletiyle TCK'nin 58/6 maddesinde" ibaresinin çıkartılarak yerine "5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesinde" ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde karar verildi.