Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16611 E. 2023/1248 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/16611
Karar No
2023/1248
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1734 E., 2018/2434 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.01.2018 ... ve 2017/78 Esas, 2018/18 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 07.12.2018 ... ve 2018/1734 Esas, 2018/2434 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteminde özetle; usul ve kanuna aykırı mahkumiyet kararı verildiğine, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, hükme esas alınan tanıkların mahkeme huzurunda dinlenilmediğine, fişlemenin hukuka uygun delil olmadığından hükme esas alınamayacağına, hukuki gerekçeden yoksun şekilde teşdiden hüküm kurulduğuna, kabule esas alınan ByLock delilinin hukuka aykırı olduğuna, sanığa atfedilen eylemlerin suç teşkil etmediği ve dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık ...'un üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit görülmekle, eylemine uyan TCK'nın 314/2 maddesi gereğince failin güttüğü amaç ve saik, FETÖ/PDY terör örgütünün ByLock haberleşme programını ancak sadakatinden emin olduğu üyelerine kurdurması nazara alındığında sanığın ByLock haberleşme programı kullanıyor oluşu, Emniyet Genel Müdürlüğünün Mahrem Operasyon denilen operasyona ilişkin veri inceleme raporundaki tespitler ve sanığın suç tarihinde polis memuru olarak kamu görevi ifa ediyor oluşu dikkate alındığında tehlikenin ağırlığı ve kastın yoğunluğu hususları cezayı tayinde etkili olmuştur. Sanık FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici/üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ByLock programını yükleyip kullandığı dönemde polis memuru olarak kamu görevlisidir. Kamu görevlisinin, devletin temel ilkeleri bakımından taşıması gereken sorumluluk, anayasa ve kanunlara bağlılık ödevi vardır. Hukukumuzda kamu görevlilerinin sadakat yükümlülüğü Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129 uncu maddesi ve 657 sayılı DMK'nın 6/1 inci maddesinde "Anayasa'ya ve kanunlara sadakat yükümlülüğü" olarak tanımlanmıştır. Sadakat Anayasa ve kanunlara sadakat, bağlılık ise Devlete bağlılıktır. Anayasa'ya sadakat her Türk vatandaşı için bir borç, kamu görevlisi için ise bir yükümlülüktür. Kamu görevlisi ile Devlet arasında var olan bu sadakat ve güven ilişkisi Cumhuriyet kurumları açısından büyük önem taşır. Devlet içerisinde yapılanarak güç kazanmayı ve nihayetinde devleti ele geçirmeyi hedefleyen örgüt üyelerinin bir kısmının kamu görevinde olmasına karşılık bir kısmının kamu görevi almaması karşısında kamu görevinde bulunan örgüt üyesinin operasyonel anlamda herhangi bir etkinlik yapabilecek görevde bulunmayan başkaca örgüt üyesiyle aynı seviye ve şartlarda değerlendirilmesinin adalete ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaatine varılarak; bu nedenle suçun işleniş biçimi, sanığın örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock'u uzun süre ve etkin bir şekilde kullanması, sanığın ByLock yüklenip kullanıldığı dönemde Devlet kademesinde ve kamu hizmetinde çalışan bir polis memuru olmasına rağmen bu görevini de kötüye kullanmak ve Devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmek suretiyle yüklenen suçu işlemesi nedeniyle kastının yoğunluğu, eylemi nedeniyle meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığı dikkate alınarak, sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır (İzmir BAM 2.Ceza Dairesi, 2017/2538 Esas, 2017/2550 sayılı kararı). Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle sanığa verilen cezanın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 inci maddesi gereğince yarı oranında artırılarak sanığın 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın sabıkasız geçmişi, duruşmadaki tutum ve davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak sanık hakkında TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca takdiren "indirim yapılmasının" hakkaniyete, ceza adaletine ve dosya kapsamına uygun olacağı değerlendirilmiş ve uygulama buna göre yapılmıştır. Sanık kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezası almış bulunduğundan verilen hapis cezasının sonucu olarak; Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas 2015/85 sayılı kısmi iptal kararındaki hususlar gözetilerek, hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1-2-3 maddelerinin tatbikine karar verilmiştir. TCK'nın 58/9 maddesi gereğince; sanığın terör örgütü mensubu olması göz önüne alınarak hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, polis memuru olarak görev yapmakta iken açığa alınan, gizli tanık Garson'un Emniyet Teşkilatı içerisinde yer alan örgüt mensuplarının bilgilerinin bulunduğu, örgüt bölge sekreteri ve kendisi tarafından bizzat bilinen örgüt üyelerinin isimlerinin yer aldığı SD kartta ''SAYA'' olarak kodlaması yapılan sanığın kullanmış olduğu (0505) (..) (..) (..) no'lu telefon numarası ile örgütsel haberleşme ağı olan ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği bu kapsamda örgüt içerisindeki faaliyetlerinin yoğunluk, çeşitlilik ve süreklilik arz ettiği gözetildiğinde sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediği, ancak; TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanıkların kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saikleri de göz önünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları teşdit sebebi kabul edilmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 61/3 maddesine muhalefet edilerek yazılı gerekçe ile fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 07.12.2018 ... ve 2018/1734 Esas, 2018/2434 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/16611, K. 2023/1248, T. 14.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-16611-e-2023-1248-k-1b55f70b3f28