Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/10292 E. 2026/4873 K. – Ziynet Alacağı

Konu: Ziynet Alacağı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10292
Karar No
2026/4873
Karar Tarihi
Konu
Ziynet Alacağı

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1273 E., 2025/2624 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/302 E., 2024/187 K.

Taraflar arasındaki ziynet alacağı davasının bozma sonrası yargılaması sonunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” hükmünü amirdir. Kanun koyucu, ispat yükünü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa yüklemiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi "kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça” ifadesine yer vererek ispat yükünde genel kuralın bazı istisnalarının bulunduğunu düzenlemiştir. Bu istisnalardan birisi de "olağan durum"un aksini iddia eden tarafın iddiasını ispatla yükümlü olması hâlidir. Olağan bir duruma dayanan tarafın bu iddiasını ispat etmesi gerekmez; bilakis, ispat yükü bu olağan durumun aksini iddia eden, diğer bir ifadeyle hayatın olağan akışına aykırı iddiada bulunan tarafa düşer.

Uyuşmazlık konusu ziynet eşyaları rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen ve götürülebilen türden eşyalardan olduğu için olağan olan bu eşyaların kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Kaldı ki; hayat deneyimlerine göre de olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanarak muhafaza edilmesidir. Bunların erkeğin zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir.

Kadın eş, kişisel malı kabul edilen ziynet eşyalarının himayesinden çıkarak erkek eşin himayesine girdiğini ispatlamış ise, erkek eş ziynet eşyalarının iadesiyle yükümlü olmadığı hususunu ispat yükü altındadır. Borçlar hukuku genel hükümleri uyarınca, asıl olan borçlunun aldığı şeyi geri vermekle yükümlü olmasıdır. İade edilmemek üzere alındığı hususunu ispat yükü iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğuna göre, davalı eğer ki ziynetlerin himayesine girdiğini kabul ederse bu ziynetleri iade etmemek üzere aldığını ispatlamalıdır.

Somut olayda, kadın düğünde takılan ziynetlerin erkeğin annesine ait kasaya konulduğunu ve kendisine iade edilmediğini; erkek ise ziynetlerin bir kısmının bozdurulduğunu, bir kısmının da kadında olduğunu ve kadının yurt dışından Türkiye'ye gelirken yanında getirdiğini iddia etmiştir. Erkeğin kısmi ikrarı, tanık beyanları ve erkeğin annesine ait banka kasasındaki altınların haczine ilişkin tutanak hakkında düzenlenen bilirkişi raporu ile düğünde kadına takılan takıların kadın eşten alındığı ve iade edilmediği ispatlanmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararı sonrası verilen kararda kadın tarafından varlığı ve kendisinden alındığı ispatlanan ziynetlerin "aynen iadesine" hükmedilmesine karşın, hükümde infazda tereddüte neden olacak şekilde ziynetlerin dava tarihindeki bedeline de yer verilerek ("...TL değerindeki ziynet eşyalarının davacıya aynen iadesine") şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3.İlk Derece Mahkemesinin 18.04.2024 tarih ve 2021/302 Esas, 2024/187 Karar sayılı ikinci kararında reddedilen miktar yönünden davalılar yararına 56.858,45 TL vekâlet ücretine hükmedilmiş, hükme karşı davalılar ve davacı kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2024 tarih ve 2024/2090 Esas, 2024/2098 Karar sayılı kararı ile yeniden esas hakkında hüküm kurularak vekâlet ücretlerinin de dahil olduğu istinaf edilmeyen yönlerden "diğer hükümlerin aynen muhafazasına" karar verilmiştir. Kadın, taleplerinin tam kabul edildiğini ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararında vekâlet ücretine yönelik hükmün muhafaza edilmesinin doğru olmadığını beyanla tavzih talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, 23.10.2024 tarihli ek kararında kadının tavzih talebinin kabulü ile "davalılar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına" karar vermiş ve ek kararın Dairemizin 25.02.2025 tarihli kararı ile bozulmasından sonra verdiği iş bu temyiz incelemesine konu kararda da kadının tavzih talebinin kabulü ile davalılar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar vermiştir.

Hükmün tavzihi 6100 sayılı Kanun'nun 305 inci maddesinde düzenlenmiştir. Madde,"(1)Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." hükmünü amirdir.

Somut uyuşmazlıkta, kadın tarafından İlk Derece Mahkemesinin 18.04.2024 tarih ve 2021/302 Esas, 2024/187 Karar sayılı ikinci kararına karşı vekâlet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmadığı gibi, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2024 tarihli kararındaki vekâlet ücretlerinin de dahil olduğu istinaf edilmeyen yönlerden verilen "diğer hükümlerin aynen muhafazasına" hükmünün açıklanmasını gerektirecek, icrasında tereddüt oluşturacak bir hâl ve birbirine aykırı fıkralar bulunmadığı halde; taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve daraltılamayacağı düzenlemesine aykırı olarak; kadının tavzih talebinin kabulüne karar verilmek suretiyle davalılar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) ve (3) numaralı paragraflarda gösterilen yönlerden BOZULMASINA,

2.Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının ise yukarıda (1) numaralı paragrafta gösterilen nedenlerle reddine,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10292, K. 2026/4873, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-10292-e-2026-4873-k-c77c62289a89