Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/2529 E. 2026/6976 K. – Muhafaza Görevini
Konu: Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2529
- Karar No
- 2026/6976
- Karar Tarihi
- Konu
- Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/396 E., 2017/236 K. SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2026 tarihli ve KYB-2026/6482 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1- Dosya kapsamına göre, sanığa ait ... plakalı aracın kaçak eşya naklinde kullanılması nedeniyle Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/36 Esas ve 2012/132 Karar sayılı kararı ile müsaderesine karar verildiği, sanığa, müşteki kurumca aracın en yakın gümrük idaresine teslimi için tebligat çıkarıldığı, sanığın bu tebligatı aldığı, ancak sanığın 30 günlük yasal süreye rağmen aracı teslim etmemesi şeklinde gerçekleşen olayla ilgili olarak açılan kamu davasında, sanığın aşamalarda söz konusu otomobil kendisine yeddi emin olarak teslim edildikten sonra 03.06.2010 günü ...'de yaralamalı trafik kazası yaptığını ve ... Polis merkezinde bu kazayla ilgili işlem yapıldığını, kazada otomobilin ağır hasar gördüğünü ve bu hasarlı aracı evine yakın boş bir arsada beklettiği, zaman içerisinde bu aracın parçalarının bilinmeyen şahıslar tarafından sökülmek suretiyle dağıtıldığını, en son kalan otomobil kupasının ise belediye tarafından asfalt şantiyesine kaldırıldığını mahalle muhtarından duyduğunu beyan etmesi karşısında sanığın beyanları araştırılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile mahkumiyetine hükmedilmesi, 2- Kabule göre ise, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 17/06/2020 tarihli ve 2020/3936 esas, 2020/5723 karar sayılı ilamında yer alan "...Sanığın haczin yapıldığı tarihte iş yerinde işçi olarak çalıştığı, hacizli mallar kendisine yediemin olarak teslim edildikten sonra işten ayrıldığı ve hacizli eşyaların nerede olduğunu bilmediğine dair savunması karşısında, sanığın savunmasının doğruluğu araştırılıp iş yerinden ayrıldığı hususunda İcra Müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunup bulunmadığı, İcra Müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle mahcuzların kaybolmasına neden olduğunun tespiti halinde ise eyleminin TCK’nun 289/3. maddesinde tanımlanan ve yalnız adli para cezasını gerektiren suçu oluşturacağı, hakkında ön ödeme işlemi yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile aynı Yasa'nın 289/1. maddesinden hüküm kurulması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş,..." şeklindeki açıklamalar karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 289/3. maddesinde tanımlanan ve aynı Kanun'un 75. maddesi uyarınca önödemeye tâbi olan suçu oluşturması karşısında, mahkemece usulüne uygun önödeme bildirimi yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi uyarınca fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1-1 No.lu kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde; Hükümlüye ait olan ve daha evvel kendisine yed-i emin olarak teslim edilen ... plakalı aracın kaçak eşya naklinde kullanılması nedeniyle Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/36 Esas ve 2012/132 Karar sayılı kararı ile müsaderesine karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine hükümlüye şikâyetçi kurumca aracın en yakın gümrük idaresine teslimi için tebligat çıkarıldığı, ancak bu tebligatı alan hükümlünün 30 günlük yasal süreye rağmen aracı teslim etmediği olayla ilgili olarak her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 1 No.lu kanun yararına bozma isteminde; hükümlünün aşamalarda söz konusu otomobil kendisine yed-i emin olarak teslim edildikten sonra 03.06.2010 günü ...'de yaralamalı trafik kazası yaptığını ve ... Polis merkezinde bu kazayla ilgili işlem yapıldığını, kazada otomobilin ağır hasar gördüğünü ve bu hasarlı aracı evine yakın boş bir arsada beklettiğini, zaman içerisinde bu aracın parçalarının bilinmeyen şahıslar tarafından sökülmek suretiyle dağıtıldığını, en son kalan otomobil kupasının ise belediye tarafından asfalt şantiyesine kaldırıldığını mahalle muhtarından duyduğunu savunması karşısında hükümlünün bu beyanları araştırılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile mahkumiyetine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı belirtilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289/3. maddesi "Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile suç konusunu oluşturan eşya ile ilgili olarak bir taksirli suç tanımına yer verilmiş, bu eşyanın kendisine teslim edilen kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olması, suç olarak tanımlanmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hükümlünün savunmasında beyan ettiği hususların doğruluğu saptansa dahi, hükümlünün, suç konusunu oluşturan aracın, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına neden olduğu ve bu durumda da hükümlünün üzerine atılı suçun sübuta erip unsurları itibarıyla da oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediği değerlendirilmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-2 No.lu kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde; Hükümlünün eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289/3. maddesinde tanımlanan ve 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesi uyarınca önödemeye tabi olan suç kapsamında, soruşturma aşamasında önödeme bildirimi yapılmadığı belirlenmekle; mahkemece hükümlüye usûlüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre hükümlünün hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 1 No.lu kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, gerekçe bölümünün 1. bendinde açıklanan nedenle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2 No.lu kanun yararına bozma isteminin, gerekçe bölümünün 2. bendinde açıklanan nedenle KABULÜNE, Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2017 tarihli ve 2016/396 Esas, 2017/236 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.