Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/2534 E. 2026/6974 K.
Konu: Karşılıksız Yararlanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2534
- Karar No
- 2026/6974
- Karar Tarihi
- Konu
- Karşılıksız Yararlanma
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2023/4366 D. İş SUÇ : Karşılıksız yararlanma KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.01.2026 tarihli ve KYB-2026/2067 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/9888 soruşturma sayılı dosyasında anılan suçtan yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 12/09/2017 tarihli ve 2016/14702 esas, 2017/9657 karar sayılı ilâmında yer alan, "Şüphelinin işyeri, konut veya arazideki elektrik, su, doğalgaz kullanımını gerektiren tüketim ihtiyacının ve kurulu gücün varsa tüketim föyleri de getirtilmek suretiyle tesbiti ile teknik açıdan bu tüketim ihtiyacı ve kurulu gücün gereği kullanım miktarının bilirkişi marifetiyle belirlenmesi, bu miktarın sayaçtan geçirilerek kullanım halinde sayaç üzerindeki endeks ile de kıyaslanarak karşılıksız yararlanma suçunun kabulünü gerektirecek önemli bir farkın olup olmadığının, uğranılan vergili ve cezasız zarar miktarının tesbiti amacıyla keşif yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığı'nca CMK 83, 162 maddelerine istinaden Sulh Ceza Hâkimliği'nden talepte bulunulması gerektiğinden...'' şeklinde ve yine benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 12/04/2018 tarihli ve 2018/2565 esas, 2018/5584 karar sayılı ilâmında yer alan, "Karşılıksız yararlanma suçu bakımından özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi olan TCK'nın 168/5. maddesi gereğince ve kanun koyucunun amacı doğrultusunda şikâyetçi kurumun uğradığı zararı, vergisi dahil suç tutanağı ile belirlenmiş veya belirlenecek olan cezasız tutarının ödenmesi halinde şüpheli hakkında kamu davası açılamaz. Maddede “ ... bahsedilen zarar, vergili ve cezasız miktardır ... Bu durumda Cumhuriyet savcısı sulh ceza hâkiminden keşif yapılıp rapor alınması için talepte bulunmalı ve alınacak rapor sonucunda sanığa ödeme bildiriminde bulunmalıdır.” Yargıtay’ımızın istikrar bulmuş içtihatları da bu yönde olup, gecikme faizi ve benzeri zararlar 168. madde kapsamında değerlendirilemez. (Y. 17. C.D.’nin 16.06.2017, 2015/18830 E. ve 2016/9113 K. sayılı kararında olduğu gibi.)...Maddeye göre, ödenmesi halinde şüpheli hakkında takipsizlik kararı verilmesi sonucunu doğuracak olan vergili zarar miktarı gerekirse keşifte yaptırılmak (yada yapılmak) suretiyle tespit edilip, şüphelinin bu miktarı şikâyetçi kuruma ödemesi halinde hakkında dava açılmayacağına dair bir bildirimde bulunulmamıştır. Bu sebeple iddianamenin iadesi ve bu karara yönelik itirazın reddi kararları usul ve yasaya uygundur." şeklinde belirtildiği üzere, Somut olayda, 13.01.2022 tarihli kaçak su tüketimi tespit tutanağında şüphelinin, "Kesik-sökük olan abonesinin sayaç kolunu plastik boru ile birleştirerek kaçak su kullandığının tespit edilmesi" karşısında, şüphelinin savunmasının alınması, mahallinde keşif icra edilerek, dosya kapsamında mevcut tutanak uyarınca şüphelinin kaçak su kullanıp kullanmadığının belirlenmesi ve kaçak su kullanıyor ise düzenlenecek bilirkişi raporu doğrultusunda normal tarifeye göre vergili ve cezasız gerçek zarar miktarı tespit edilip, şüphelinin bu miktarı şikâyetçi kuruma ödemesi halinde hakkında dava açılmayacağına dair bir bildirimde bulunulması suretiyle, sonucuna göre, şüphelinin hukuki durumunun tespitinin gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması hâlinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması hâlinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hâkimliğince, Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığının veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürülürse bu husus açıkça belirtilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı verilerek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunulabilir. Anılan şekilde talepte bulunulmuş ise Cumhuriyet başsavcılığı, belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hâkimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hâkimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir. Şikâyetçi İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün, vekili aracılığıyla dosyaya sunmuş olduğu suç duyurusu dilekçesinde özetle, şüpheli ...'nın, suç tarihlerinde sayacının borçtan dolayı sökük olmasına rağmen sayaç koluna plastik boru (hortum) bağlayıp bu şekilde doğrudan bağlantı yapmak suretiyle sayaçtan geçmeden ölçümsüz şekilde su tüketimi yaparak atılı karşılıksız yararlanma suçunu işlediğinden bahisle şüpheli hakkında kamu davası açılmasını talep etmesi üzerine başlatılan soruşturmada, Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelinin kullanmış olduğu suyun sayaç içerisinden geçip tüketildiği için miktarının belirlenebilir olduğu, miktarı belirlenebilir olduğu için de şüpheliye isnat edilen karşılıksız yararlanma suçunun kanuni tanımında yer alan unsurları itibariyle oluşmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Dosyada mevcut Kaçak Su Tutanaklarında, şüphelinin "Kesik-sökük olan abonesinin sayaç koluna plastik boru (hortum) bağlamak suretiyle tüketim yaptığı" şeklinde tespitin bulunduğu ve bu tespitleri destekler şekilde fotoğrafların da yine dosya arasında yer aldığı, bu tür sayaçsız kullanımlarda tüketim miktarının belirlenmesi engellendiğinden karşılıksız yararlanma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu, ancak somut dosyada, şüphelinin ifadesine başvurulmadan ve kaçak kullanımlara ilişkin vergili cezasız tüketim bedelleri belirlenmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla; buna göre 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca şikâyetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı (her bir tutanak için ayrı ayrı) bilirkişiye hesaplattırılıp, şüpheliye miktar da belirtilip usûlüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı da dikkate alınarak, şüphelinin ifadesi de alınıp kaçak kullanımları gerçekleştirenin şüpheli olduğunun belirlendiği durumda, zararı tazmin etmez ise şüpheli hakkında kamu davası açılması gerektiği gözetilmeden, anılan hususlarda soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 27.10.2023 tarihli ve 2023/4366 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.