Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/11246 E. 2026/8586 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2025/11246
Karar No
2026/8586
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/675 E., 2025/510 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine, temyiz isteminin reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma

Sanıklar ..., ... ve ... haklarında hırsızlık suçundan yapılan yargılama sonucunda; Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2017 tarihli, 2015/469 Esas ve 2017/890 Karar sayılı ilâmı ile mahkûmiyetlerine dair karar verildiği, hükmün sanık ..., sanık ... tarafından ve sanık ...'ın müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 11.05.2018 tarihli, 2018/1131 Esas ve 2018/1160 Karar sayılı ilâmı ile; sanık ... yönünden hükmün bozulmasına, sanıklar ... ve ... yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, sanık ... ile sanık ... müdafiinin bu kararı temyiz etmeleri üzerine Dairemizin 14.12.2023 tarihli, 2021/19411 Esas ve 2023/9070 Karar sayılı ilâmı ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, her üç sanık yönünden de yargılamanın Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.12.2024 tarihli, 2024/661 Esas, 2024/1485 Karar sayılı ilamı üzerinden yapılarak sanıklar hakkında temyiz incelemesine konu kararın verildiği, sanık ... yönünden ilk derece mahkemesi hükmünün istinaf kanun yoluna, diğer sanıklar hakkında ise daha önce temyiz incelemesi yapılarak hükmün bozulması ve bozma ilâmına uyularak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle CMK'nın 307/3. maddesine göre doğrudan temyiz kanun yoluna tabi olduğu, temyiz isteminin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının sanık ... müdafiine 27.05.2025 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen bu karar yönünden bir temyiz dilekçesi verilmediği, bu nedenle ek kararın temyiz incelemesi kapsamı dışında tutulması gerektiği, CMK'nın 264. maddesine göre kanun yolu belirlenmesinde yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından, sanıklar ... ve ...'ın ilk derece mahkemesi kararına yönelik başvurularının temyiz dilekçesi olarak kabulü ile inceleme yapılması gerektiği anlaşılmakla; I. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz Talepleri Yönünden Yapılan İncelemede Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sübuta, suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin, sanık ...'nın temyiz isteminin, ilâmın istinaf incelemesinin yapılmasına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla mahkûmiyet kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik Tebliğname'ye uygun olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, II. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz Talepleri Yönünden Yapılan İncelemede İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyzinin; suçun unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığının ve eksik araştırma ile karar verildiğinin dikkate alınarak hükmün bozulması gerektiğine ilişkin, sanık ...'ın temyizinin; kendisinin baskı altında verdiği savunmaya göre mahkûmiyet kararı verilemeyeceğine, beraatine, aksi taktirde cezanın ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilmesi gerektiğine, şartlar oluştuğu halde TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, son söz sanığa verilmeden mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, lehe yasa hükümlerinin uygulanması talebinin karşılanmadığına, hükmün yasal gerekçeyi içermediğine, eksik araştırma ile karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik, Tebliğname'ye uygun olarak TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, III. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Talebi Yönünden Yapılan İncelemede Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyizinin, mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, arama işlemlerinin usûl ve yasaya aykırı olduğunun dikkate alınması gerektiğine, sanığın olayın gerçekleştiği dönemde antidepresan ilaç içmesi nedeniyle iradesinin yanıltıldığının dikkate alınması gerektiğine, bu konuda araştırma yapılarak adli tıp raporu alınması gerekirken eksik araştırma ile karar verildiğine, sanığın beraatine ve hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık müdafii duruşmalı inceleme talebinde bulunmuş ise de; hükmolunan ceza miktarı yönünden talebin 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesinde değişik 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilerek yapılan inceleme neticesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa atanan zorunlu müdafii hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı 02.12.2024 tarihli oturumda hazır bulundurulmadan hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1. maddesine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2025/11246, K. 2026/8586, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2025-11246-e-2026-8586-k-6acac1f18cb2