Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/6288 E. 2026/10709 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/6288
Karar No
2026/10709
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/2363 E., 2024/238 K. SUÇ: Hırsızlık HÜKÜM: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin "kast unsurunun oluşmadığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.02.2023 tarihli ve 2022/228 Esas, 2023/55 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafii ile O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 05.06.2023 tarihli ve 2023/542 Esas, 2023/1457 Karar sayılı kararı ile “İlk derece mahkemesince; sanık ...'ın, katılana ait kıyafetleri, cep telefonunu ve banka kartını gece vakti katılanın izni ve rızası dışında almak şeklinde gerçekleştirdiği eylemi, TCK'nın 141/1, 143/1 maddeleri uyarınca gece vakti basit hırsızlık suçu olarak değerlendirmiş ise de; tüm dosya kapsamına göre, ölen ... soruşturma aşamasındaki savunması, sanık ... ve inceleme dışı sanık ... ... tüm aşamalardaki savunmalarında ve katılanın istikrarlı şekildeki beyanlarında; olay günü katılanın, sanık ... ile birlikte alkol aldıktan sonra sarhoş olduğu, üzerine idrarını yaptığı, bu nedenle kıyafetlerinin sanık ... tarafından çıkartıldığı ve yeni kıyafetler giydirildiği, dosyaya inceleme dışı sanık ... ...'lar tarafından ibraz edilen olay gününe ait fotoğraflardan da katılanın sarhoş olduğunun anlaşıldığı, ilk derece mahkemesince de bu hususun kabul edilmesi karşısında, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 27/09/2022 tarih, 2022/7035 Esas, 2022/15596, Karar sayılı ilamında ve benzer ilamlarda belirtildiği üzere, sanığın eyleminin TCK'nın 142/2.b kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmasından” bahisle hırsızlık suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, hırsızlık suçundan kurulan 05.06.2023 tarihli ve 2023/542 Esas, 2023/1457 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.09.2023 tarihli ve 2023/342 Esas, 2023/444 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/6288, K. 2026/10709, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-6288-e-2026-10709-k-7b0818f708ff