Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/2593 E. 2026/8465 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2593
Karar No
2026/8465
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2726 E., 2023/4069 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "sanığın ikrara dair beyanını özgür iradesiyle vermediğine, suç vasfında hata yapıldığına, etkin pişmanlık hükümlerinin ve sanık lehine tüm hükümlerin uygulanması gerektiğine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "suç vasfında hata yapıldığına, etkin pişmanlık hükümlerinin Mahkemece değerlendirilmediğine, sanık lehine tüm hükümlerin uygulanmasına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Erzurum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2020 tarihli, 2020/428 Esas ve 2020/391 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 26.10.2021 tarihli, 2020/1830 Esas ve 2021/2445 Karar sayılı kararı ile ".. sanık ... yönünden TCK'nın 168. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yönünden hataya düşülmesi, sanık ...'in 5237 sayılı TCK'nın 21/2. maddesinde düzenlenen olası kast ile eylemi işleyip işlemediğinin tartışılması, sonucuna göre istememekle birlikte zarar verme kastıyla hareket ettiği sonucuna varılırsa TCK'nın 152/1-a maddesiyle verilen temel cezada TCK'nın 21/2. maddesine göre indirim yapılması, kasıtlı hareket etmediği ve neticeyi de öngöremeyeceği sonucuna varılırsa beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, sanıklar hakkında kasten işlemiş oldukları hırsızlık suçundan dolayı hükmedilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak; 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinin uygulanması yönünden Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 08.10.2015 tarihli 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararının, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. maddesi dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken "sanıklar hakkında kasten işlemiş oldukları hırsızlık suçundan dolayı hükmedilen mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK 53/1-2-3. bentlerinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanmasına " şeklinde karar verilmesi, sanık ...'un adli sicil kaydının birinci .sırasında bulunan Borçka Asliye Ceza Mahkemesine ait erteli hapis cezasını içeren ilam nedeniyle TCK'nun 51/7. maddesi kapsamında mahallinde Mahkemesine ihbarda bulunulmaması ve davaya katılma talebinde bulunan müşteki Özcan'ın katılma talebinin karara bağlanmaması" gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 26.10.2021 tarihli, 2020/1830 Esas ve 2021/2445 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Erzurum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2023 tarihli, 2021/912 Esas ve 2023/152 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye değişik gerekçeyle uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/2593, K. 2026/8465, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-2593-e-2026-8465-k-93c3f204b2f7