Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/8603 E. 2026/1690 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8603
Karar No
2026/1690
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi: Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; ihtiyati haciz kararının infazı kapsamında gemiye fiilen gidilerek ihtiyati haciz tutanağı tutulması için gerekli masrafların İİK’nın 95. maddesi uyarınca peşin olarak yatırılması gerektiğini, ancak alacaklı tarafından bu masrafların peşin olarak yatırılmadığını ileri sürerek gemi üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılmasının talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, 29.11.2023 tarihli ihtiyati haciz kararının infazı doğrultusunda geminin seferden meni, sicil kaydına ihtiyaten haciz şerhi işlenmesi ve kararın uygulanarak infazının 30.11.2023 tarihinde talep edildiği, 30.11.2023 tarihinde 10,00 TL masraf yatırıldığı, 30.11.2023 tarihinde icra müdürlüğünce geminin seferden men edildiğine ve kaydına ihtiyati haciz şerhi konulmasına karar verildiği, ...Bölge Liman Başkanlığı’nın 01.12.2023 tarihinde UYAP'a kaydedilen yazı cevabı ile seferden men kaydının işlendiğinin bildirildiği, 08.01.2024 tarihinde fiili ihtiyati haciz uygulandığı, 28.12.2023 tarihli takip talebi ile "Taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip" (örnek 8) başlatıldığı, örnek 8 nolu ödeme emrinin 15.01.2024 tarihinde borçlu vekiline e-tebligat ile tebliğ edilmiş olduğu ve borçlu vekilince 11.01.2024 tarihinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, ihtiyati haciz kararının 29.11.2023 tarihinde verildiği, 3 gün içerisinde İİK’nın 59. maddesi gereğince ihtiyati haciz masraflarının yatırılmadığı anlaşıldığından TTK'nın 1364. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalktığı gerekçesi ile borçlunun istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile gemi üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. İhtiyati haciz bir icra takip işlemi olmayıp, asıl icra takip işlemine yardımcı olan, güvence sağlayan, koruyucu nitelikte bir kurum ve bizzat icra takip işlemine dönüşmeye elverişli, yapılacak icra takibinden veya açılacak davadan önce uygulanan bir nevi tedbir işlemidir. İhtiyati haczin icra takip işlemi olmadığı hususu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun "İhtiyati haczin İİK’nın 289. maddesinde öngörülen takip yasağından sayılmayacağına ilişkin" 16.02.2000 gün ve 2000/12-49 Esas ve 2000/94 Karar sayılı; yine "ihtiyati haczin Türk Ticaret Kanunu'nun 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler arasında sayılan takip talebi niteliğinin bulunmadığına ilişkin 22.06.1968 gün ve 1967/805 Esas, 1968/475 Karar sayılı ilamlarında da açıkça ifade edilmiştir(Hukuk Genel Kurulu'nun 23.01.2008 tarih, 2008112-25 Esas, 2008/3 Karar sayılı kararı). Buna göre, ihtiyati haciz işlemleri takip işlemi olmayıp, takip işlemlerinde uygulanması gereken İİK’nın 59. maddesini hukuki niteliği itibari ile ihtiyati tedbir niteliğinde olan ihtiyati hacze uygulayarak ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi yerinde değildir. Ayrıca, alacaklı ihtiyati haciz kararından sonra süresinde ihtiyati haciz kararının infazını icra müdürlüğünden talep ederek ihtiyati haczi tamamlayan merasimi yerine getirmiştir. Ne İİK’da ne de TTK’da infazın icra müdürlüğünden talep edildiği anda fiili haciz masraflarının yatırılmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. İİK’nın 95. maddesinde ise; “Alacaklı haczedilen malların muhafaza ve idare ve işletilmesi masraflarını istenildiği takdirde peşin vermeğe mecburdur.” düzenlemesi yer almaktadır. Öte yandan, “Takip masrafları” başlıklı İİK’nın 59. maddesi ile İİK’nın 95. maddesi karşılatırıldığında İİK’nın 95. maddesi daha özel bir düzenlemedir. Bu düzenleme kapsamında haczedilen malın muhafaza masraflarının icra müdürlüğünce istenildiği takdirde peşin olarak yatırılması gerekmektedir. Takip dosyası incelendiğinde icra müdürlüğünce de böyle bir karar alınmadığı görülmektedir. Somut olayda ihtiyati haciz kararı 29.11.2023 tarihinde verilmiş olup, takip alacaklısı ihtiyati haciz kararını gemide fiili haciz de yapılmasını, TTK'nın 1364. maddesindeki 3 günlük süre içinde az da olsa ihtiyati haciz masrafı vererek 30.11.2023 tarihinde talep etmiştir. Alacaklının süresi içinde ihtiyati haciz talep etmesi yeterli olup, aynı süre içinde ihtiyati haciz fiilen uygulanma zorunluluğu yoktur. İcra müdürlüğünce 08.01.2024 tarihinde gemide fiili haciz yapmış olması nedeniyle ihtiyati haciz kendiliğinden kalktığından söz edilemez. Öte yandan ihtiyati haciz karar tarihinden itibaren TTK'nın 1376. son maddesi uyarınca bir aylık süre içinde 28.11.2023 tarihinde icra takibine geçildiği borçluya örnek 8 ödeme emri gönderildiği görülmektedir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıdaki gerekçe ile borçlunun istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 30.09.2025 tarih ve 2024/405 E.-2025/2014 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Uyuşmazlık; taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamsız takipte, yabancı bayraklı gemi hakkında verilen ihtiyati haciz kararının infazı kapsamında gemiye fiilen gidilerek ihtiyati haciz tutanağı düzenlenmesi için gerekli masrafların yatırılmadığı, İİK’nın 95. ve 88/2. maddeleri uyarınca muhafaza giderlerinin peşin olarak yatırılmasının zorunlu olduğu, ayrıca tutanak harcı ve diğer infaz giderlerinin de karşılanmadığı, bu nedenle Türk Ticaret Kanunu’nun 1364/1. maddesinde öngörülen üç günlük süre içerisinde ihtiyati haciz tutanağının düzenlenemediği ve ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalktığı iddiasına dayalı memur muamelesini şikayete ilişkindir. TTK'nın 1364/1. maddesine göre; "Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki veya geminin bulunduğu yerdeki icra dairesinden kararın infazını istemek zorundadır. Aksi hâlde, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar." şeklinde düzenlenmiştir. İhtiyati hacizde gemiye fiilen el konulmak zorundadır(İİK m. 92/3)(Dr. Mehmet Ali AKSOY, TBB Dergisi 2016 (123) syf:289). TTK’nın 1366. maddesi uyarınca, bütün gemiler, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın, icra müdürü tarafından seferden menedilerek muhafaza altına alınır. Geminin haczedilerek seferden menedildiği hususu kaptana, malike, malik olmayan donatana veya bunların temsilcisine tebliğ edilir ve düzenlenen ihtiyati haciz tutanağında gemi adı açıkça gösterilir. Ayrıca ihtiyati haciz kararı, uygulanmasını izleyen ilk iş gününde geminin kayıtlı bulunduğu sicile bildirilir. Haczedilecek geminin seferde bulunması halinde ise aynı Kanun’un 1367. maddesi hükmü uygulanır. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, gemilerin haczinde yalnızca gemi siciline veya Bağlama Kütüğü’ne haciz şerhi verilmesi yeterli olmayıp, ayrıca geminin fiilen haczedilmesi de zorunludur(Detaylı bilgi için bkz. Prof. Dr. Kerim Atamer, Deniz Ticareti Hukuku Cilt:IV Deniz İcra Hukuku, İstanbul 2019, s. 236-240).

İİK'nın 59. maddesi uyarınca bir işlemin yapılmasını isteyen alacaklı, o işlemin yapılması için gerekli masrafı avans olarak peşinen ödemek zorundadır. Somut olayda; ...1. İcra Dairesinin 2023/21960 Esas sayılı dosyasında,...numaralı Komorlar bayraklı ... isimli gemi hakkında deniz alacağına dayalı olarak verilen 29.11.2023 tarihli ihtiyati haciz kararının infazı talep edilmiş olup, 30.11.2023 tarihinde geminin seferden men’i ve sicil kaydına ihtiyati haciz şerhi işlenmesi istenmiş, aynı tarihte icra müdürlüğünce bu yönde karar verilmiştir. ...Bölge Liman Başkanlığının cevabına göre seferden men kaydı işlenmiş, ancak fiili ihtiyati haciz 08.01.2024 tarihinde uygulanmıştır. Alacaklı tarafından 28.12.2023 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla örnek 8 nolu ilamsız takip başlatılmış olup, ödeme emri borçlu vekiline 15.01.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçlu vekilince yasal sürede itiraz edilmesi üzerine takip kanunen durdurulmuş olup, ...2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/220 E. sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davası şikayet tarihi itibariyle derdesttir. İhtiyati haczin infazı için gemiye fiilen el konulması ve bu amaçla gemiye gidilerek haciz tutanağı düzenlenmesi gerektiğinden, yatırılan 10,00 TL tutarındaki avansın yeterli olmadığı aşikârdır. İİK'nın 59. maddesi uyarınca gerekli masrafların peşin olarak yatırılması zorunlu olup, bu koşul yerine getirilmediğinden, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde usulüne uygun olarak infazı talep edilmediğinden, TTK'nın 1364. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkmış olup, aksi yöndeki değerlendirmenin hukuken kabulü mümkün değildir. Belirtilen tüm bu nedenlerle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiğinden, aksi yöndeki Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma kararına iştirak edemiyorum.10.03.2026

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/8603, K. 2026/1690, T. 10.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-8603-e-2026-1690-k-da3cb8130f64