Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/8860 E. 2026/1586 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8860
- Karar No
- 2026/1586
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: İlamlı icra takibinde şikayetçi 3. kişinin icra mahkemesine başvurusunda, sair nedenlerle birlikte taraflarına gönderilen 89/1. haciz ihbarnamesinde haciz konulan miktar ile haczin neye ilişkin olduğunun belirtilmediğini, İİK 89/2. ve 3. haciz ihbarnamelerinde bildirilen miktarların birbirinden farklı olduğunu ileri sürerek İİK 89/1., 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin iptalini talep ettiği, mahkemece her ne kadar birinci haciz ihbarnamesinde haczin neye ilişkin olduğu belirtilmemiş ise de haczin hangi miktar için yapıldığı, alacak tutarının, faiz ve giderlerin açıkça belirtildiği, alacaklı ve borçlunun ihbarnamede gösterildiği, bu nedenle birinci haciz ihbarnamesinin usulüne uygun olduğu, ikinci haciz ihbarnamesinin 4 nolu bendinde (haczin neye ilişkin olduğu ve hangi miktar için yapıldığı) ve 6 nolu bendinde (alacak tutarı) belirtilen miktarların birbirinden farklı olduğu ve haczedilen miktarın açıkça belirtilmediği gerekçesi ile şikayetin kısmen kabulüne, 1. haciz ihbarnamesinin iptaline yönelik talebin reddine, 2. haciz ihbarnamesinin iptaline, 2. haciz ihbarnamesinin iptaline karar verilmesi nedeniyle, 3. haciz ihbarnamesinin iptaline yönelik şikayetin konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetçiye gönderilen birinci haciz ihbarnamesinde haczin, neye ilişkin olduğunun belirtilmediği ve hangi miktar için yapıldığının açıklanmadığı, ikinci haciz ihbarnamesindeki haciz konulan miktarın birinci haciz ihbarnamesindekinden farklı olduğu, ikinci haciz ihbarnamesi ile birinci haciz ihbarnamesinde yazılı miktarın artırılmasının mümkün olmadığı, istinafa başvuran tarafın alacaklı olduğu nazara alınsa dahi, ikinci haciz ihbarnamesinin birinci haciz ihbarnamesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle mahkemece ikinci haciz ihbarnamesinin birinci haciz ihbarnamesine aykırı olduğu gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı nedenlerle kabulünün isabetsiz olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, 1. haciz ihbarnamesinin iptaline yönelik talebin reddine, 2. haciz ihbarnamesinin iptaline, 2. haciz ihbarnamesinin iptaline karar verilmesi nedeniyle, 3. haciz ihbarnamesinin iptaline yönelik şikayet konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. maddelerinde birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinin ihtiva etmesi gereken hususlar açıkça belirtilmiştir. İİK'nın 14. maddesi hükmü gereğince hazırlanan İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin “birinci haciz ihbarnamesi” başlıklı 42. maddesinde, "...Bu ihbarname, dosya numarasını; üçüncü kişinin adını, soyadını ve adresini; alacaklının, borçlunun, varsa vekillerinin adını, soyadını ve adreslerini; alacak tutarı ile faiz ve giderler; haczin neye ilişkin olduğu; haczin hangi miktar için yapıldığı hakkındaki bilgileri içerir..... Bu ihbarname ile İcra ve İflas Kanununun 89 uncu maddesinin iki, üç, dört ve beşinci fıkraları hükümleri de üçüncü kişiye bildirilir” düzenlemesine, “ikinci haciz ihbarnamesi” başlıklı 43. maddesinde de, “İkinci haciz ihbarnamesinde, 42 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan bilgiler yer alır. Bunun dışında birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi, yedi gün içinde itiraz edilmemesi nedeniyle borcun üçüncü kişinin zimmetinde ve malın yedinde sayıldığı bildirilir. Ayrıca, üçüncü kişinin, ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde birinci haciz ihbarnamesinde bildirilen sebeplerle yazılı veya sözlü olarak icra dairesine itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde, zimmetinde sayılan borcu, aynı yedi gün içinde haciz ihbarnamesini gönderen icra dairesine ait banka hesabına yatırması veya yedinde sayılan malı, icra dairesine teslim etmesi de ihtar edilir. Bu ihbarname ile İcra ve İflas Kanununun 89 uncu maddesinin iki, üç, dört ve beşinci fıkraları hükümleri de üçüncü kişiye bildirilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Borçlu'nun İİK'nın 89/1. maddesinde belirtilen hak ve alacaklarının haczi anılan madde de belirtilen usule göre birinci, ikinci, üçüncü haciz ihbarnameleri çıkarılarak yapılır. Mevcut alacaklarının haczi için haciz ne miktar para alacağı için olduğunun haciz ihbarnamesine yazılması yeterlidir. Ancak takip borçlusu ile üçüncü kişi arasında mevcut olan bir hukuki ilişkiye (temele) dayanarak ilerde doğması muhtemel bulunan alacaklar haciz ihbarnamesi ile haczedilir(Kuru, Baki, İcra İflas Hukuku El Kitabı II B. Ankara, 2023, S. 492). Somut olayda, şikayete konu birinci haciz ihbarnamesinde haczin neye ilişkin olduğunun (2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu Gereği Yardım Ödemeleri İle Yardım Ödemelerinin Yapıldığı Yardım Hesapları Hariç) şeklinde yazılı olduğu, ihbarnamenin alacaklı tutarı, faiz ve giderlere ilişkin bölümünde alacak tutarının 2.047.920,06 TL olarak gösterildiği, ikinci haciz ihbarnamesinin 4 nolu bendinde haciz miktarının 1.432.636,18 TL olarak belirtildiği görülmüş olup haczin ikinci haciz ihbarnamesinde belirtilen miktar (1.432.636,18 TL) üzerinden konulduğu anlaşılmıştır. Alacaklı takip borçlusu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğundan borçlunun üçüncü kişideki alacağının miktarını bilmesi güçtür. Bu nedenle haciz ihbarnamesinde sadece takip konusu alacağın gösterilmesinin yeterli olduğu şeklinde Yönetmeliğin 42. maddesinin yorumlanması gerekir. Öğretide de baskın görüş bu yöndedir. (Arslan, Ramazan; Borçlunun Üçüncü Kişilerdeki Menkul Mal ve Alacaklarının Haczi (Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan Ankara 1974 s. 81-114); Kuru, Baki; Bankalardaki Mevduatın ve Diğer Alacakların Haczi ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları No:81, 2.B. Ankara 2002); Yavaş, Murat; Borçlunun Üçüncü Şahıslardaki Malı Hak ve Alacaklarının Haczi, İstanbul 2005); İyilikli, Ahmet Cahit, Haciz İhbarnameleri (İİK. m. 89) Ankara 2012 s. 25; Akil Cenk; Borçlunun Üçüncü Kişilerdeki Mal ve Alacaklarının Haczi, Ankara 2013 s. 57). O halde Bölge Adliye Mahkemesince, ikinci haciz ihbarnamesinin usulüne uygun olduğu nazara alınarak üçüncü haciz ihbarnamesine yönelik şikayetin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 13.10.2025 tarih ve 2025/1184 E.-2025/1108 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; Şikayetçi/3. kişi dava dilekçesinde özetle; örnek No:20** Birinci Haciz İhbarnamesinin İİK 89. maddesi ve İcra İflas Yönetmeliğinin 42. maddesinde sayılan şartları taşımadığını, söz konusu ihbarnamesinin 4. bendinde yer alan dosya borcundan ayrı olarak ihbarname ile haczedilen miktarın belirtilmesi gereken kısımda herhangi bir miktar belirtilmediğini, haczin hangi miktar için yapıldığının, haczin neye ilişkin olduğunun bildirilmediğini, birinci haciz ihbarnamesi ile talep edilen haciz miktarının ihbarnamede eksik olduğunu, bu sebeple müvekkiline gönderilen birinci haciz ihbarnamesinin geçerli bir ihbarname olmadığını, yine Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre İİK Yönetmeliğinin 42/2. maddesi uyarınca, birinci haciz ihbarnamesinde, haczin hangi miktar için yapıldığının yazılması ve Yönetmeliğin 43. ve 44. maddeleri uyarınca ise ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinde de aynı bilgilerin yer alması gerektiğini, birinci haciz ihbarnamesinde yazılı olan miktarın ikinci ve üçüncü haciz ihbarnameleri ile arttırılamayacağını, birinci haciz ihbarnamesinde haczedilen miktarın belirtilmemiş olmasına rağmen yine ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinde de haczedildiği bildirilen miktarların birbirinden farklı olduğunu, bu yönüyle ikinci haciz ihbarnamesi ile üçüncü haciz ihbarnamelerinin de İİK 89. maddesi ve İcra ve İflas Yönetmeliği ilgili maddelerinde düzenlenen şekil şartlarını taşımadığını belirtir nedenlerle 1. 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...1-Şikayetin KISMEN KABULÜ ile; Aksaray İcra Müdürlüğünün 2024/9928 Esas sayılı dosyasındaki davacı ... yönünden düzenlenen 25/11/2024 tarihli 2. Haciz ihbarnamesinin İPTALİNE, - 1. Haciz ihbarnamesinin iptaline yönelik talebin REDDİNE, - 2. Haciz ihbarnamesinin iptaline karar verilmesi nedeniyle, 3. Haciz ihbarnamesinin iptaline yönelik şikayetin konusuz kaldığı anlaşıldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA..." şeklinde karar verildiği, kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; "... İcra ve İflas Kanununun 89. maddesi ile İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 42. ve 43. maddelerinde birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinin ihtiva etmesi gereken hususlar açıkça belirtilmiştir. İİK'nun 14. maddesi hükmü gereğince hazırlanan İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin “birinci haciz ihbarnamesi” başlıklı 42. maddesinde, "...Bu ihbarname, dosya numarasını; üçüncü kişinin adını, soyadını ve adresini; alacaklının, borçlunun, varsa vekillerinin adını, soyadını ve adreslerini; alacak tutarı ile faiz ve giderler; haczin neye ilişkin olduğu; haczin hangi miktar için yapıldığı hakkındaki bilgileri içerir..... Bu ihbarname ile İcra ve İflas Kanununun 89 uncu maddesinin iki, üç, dört ve beşinci fıkraları hükümleri de üçüncü kişiye bildirilir” düzenlemesine, “ikinci haciz ihbarnamesi” başlıklı 43. maddesinde de, “İkinci haciz ihbarnamesinde, 42 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan bilgiler yer alır. Bunun dışında birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi, yedi gün içinde itiraz edilmemesi nedeniyle borcun üçüncü kişinin zimmetinde ve malın yedinde sayıldığı bildirilir. Ayrıca, üçüncü kişinin, ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde birinci haciz ihbarnamesinde bildirilen sebeplerle yazılı veya sözlü olarak icra dairesine itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde, zimmetinde sayılan borcu, aynı yedi gün içinde haciz ihbarnamesini gönderen icra dairesine ait banka hesabına yatırması veya yedinde sayılan malı, icra dairesine teslim etmesi de ihtar edilir. Bu ihbarname ile İcra ve İflas Kanununun 89 uncu maddesinin iki, üç, dört ve beşinci fıkraları hükümleri de üçüncü kişiye bildirilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Haciz ihbarnamelerinin kanunda öngörülen şekil şartlarına uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığı hususu kamu düzeni ile ilgili olduğundan, başvuru İİK'nun 16. maddesi uyarınca süresiz şikayete tabidir. (Yargıtay 12 HD. 2016/15623 E.-2017/7902 K.) Şikayete konu takip dosyasında, şikayetçiye gönderilen 11/11/2024 tarihli birinci haciz ihbarnamesinin 4 nolu bendinde haczin "2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu gereği yardım ESAS NO : 2025/8860
ödemeleri ile yardım ödemelerinin yapıldığı yardım hesapları hariç" şeklinde yazıldığı, haczin hangi miktar için yapıldığının yazılmadığı ve 5 nolu bendinde alacak miktarının 2.047.920,06 TL olarak belirtildiği, 25/11/2024 tarihli ikinci haciz ihbarnamesinin 4 nolu bendinde aynı açıklamaya yer verilerek, haczin hangi miktar için yapıldığının 1.432.636,18 TL olarak gösterildiği, 6 nolu bendinde alacak miktarının 2.047.920,06 TL olarak yazıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, mahkemece şikayetçiye gönderilen 89/1. haciz ihbarnamesine yönelik şikayet reddedilmiş ve şikayetçi tarafça buna yönelik karara istinaf yoluna başvurulmamış ise de, şikayetçiye gönderilen birinci haciz ihbarnamesinde haczin neye ilişkin olduğu belirtilmediği gibi, hangi miktar için yapıldığının da açıklanmadığı, sadece "2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu gereği yardım ödemeleri ile yardım ödemelerinin yapıldığı yardım hesapları hariç" şeklinde açıklamanın yer aldığı, ikinci haciz ihbarnamesinde yer alan haczin ne miktar için olduğu kısmındaki miktarın ise birinci haciz ihbarnamesindekinden farklı olduğu, İİK'nun 89/2. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesinde, 89/1. haciz ihbarnamesinde yazılı miktarın artırılmasının mümkün olmadığı, istinafa başvuran tarafın alacaklı olduğu nazara alınsa dahi, ikinci haciz ihbarnamesinin birinci haciz ihbarnamesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu haliyle düzenlenen ikinci haciz ihbarnamesinin anılan yasal düzenlemeye uygun olmadığı anlaşıldığından, ikinci haciz ihbarnamesine yönelik şikayetin bu gerekçe ile kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Diğer yandan, ilk derece mahkemesinin 10/03/2025 T. 2025/ 19... /81 Karar sayılı kararında şikayetin kısmen kabulüne ve davalının şikayete konu işlemin cevap dilekçesi ile benimsemediği gerekçesiyle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verildiği, tarafların aleyhine ve lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilememesi sebebiyle istinaf başvurusunda bulunmadıkları ve yargılama giderleri yönünden taraflar aleyhine usuli kazanılmış hak doğduğu dikkate alınmadan, inceleme konusu kararda ilk derece mahkemesince şikayetçi lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi de isabetsizdir..." şeklinde şikayetin kısmen kabulüne karar verildiği, bu kararın da alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. İİK Yönetmeliği'nin 42/2. maddesi uyarınca, birinci haciz ihbarnamesinde, haczin hangi miktar için yapıldığının yazılması, Yönetmeliğin 43... . maddeleri uyarınca ise ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinde aynı bilgilerin yer alması gerekmektedir. Buna göre, birinci haciz ihbarnamesinde yazılı olan miktar, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinde artırılamaz. Somut olayda; 11.11.2024 tarihli birinci haciz ihbarnamesindeki haczin neye ilişkin olduğu, hangi miktar için yapıldığı kısmının rakamsal olarak boş bırakıldığı, 25.11.2024 tarihli ikinci haciz ihbarnamesindeki haciz miktarının 1.432.636,18 TL ve 17.12.2024 tarihli üçüncü haciz ihbarnamesindeki haciz miktarının ise 1.882.303,17 TL olduğu anlaşılmıştır. O halde Bölge Adliye Mahkemesince, birinci haciz ihbarnamesinde haczin hangi miktar için yapıldığı kısmı boş bırakıldığından, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin ise birinci haciz ihbarnamesine uygun şekilde düzenlenmediği gerekçesiyle iptali gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz ise de, temyiz edenin/istinaf edenin sıfatı (alacaklı olduğu) dikkate alındığında; "Aleyhe bozma yasağı" ilkesi de gözetilerek bu husus bozma nedeni olarak görülmemiştir. "Aleyhe bozma yasağı" bakımından; taraflardan yalnız birinin temyiz etmiş olduğu hükmün temyiz eden tarafın aleyhine bozulamayacağını ifade eden aleyhe bozma yasağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307/4 üncü maddesinde açıkça hükme bağlanmış ise de hukuk yargılaması yönünden bu hususa ilişkin açık bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Yargıtayın yerleşik uygulamasında hükmün temyiz edenin aleyhine bozulması hâlinde, hükmü temyiz etmemiş olan diğer taraf lehine karar verilmiş olacağı, bu durumun hâkimin tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olduğu, talepten fazlasına veya talepten ESAS NO : 2025/8860
başka bir şeye karar veremeyeceği ilkesine aykırı düşeceği (6100 sayılı Kanun md. 25... ) ve usulî kazanılmış hakların zedeleneceği yaklaşımı ile aleyhe bozma yasağının hukuk usulünde de geçerli olacağı, kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağından, hüküm bakımından ise aleyhe hüküm verme yasağından bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. Temyiz edenin sıfatına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddesi uyarınca ONANMASI gerekirken, Dairemizin sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak edemiyorum.05.03.2026