Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/418 E. 2026/290 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/418
- Karar No
- 2026/290
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 260-526
I. HUKUKÎ SÜREÇ Zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 43/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 16... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.02.2021 tarihli ve 353-68 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 27.05.2021 tarih ve 809-948 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 29.03.2022 tarih ve 24531-3003 sayı ile; "...Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, ilk derece mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Olayın intikal şekli ve zamanı, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesince sanığın, olay günü mağdureye organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle mağdureye değişik tarihlerde sarılma şeklinde sübuta eren eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 103/1-c.2, 43. maddesinde düzenlenen zincirleme şekilde sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek aynı Kanunun 103/2. maddesine göre hüküm kurulması karşısında, anılan karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 17.11.2022 tarih ve 260-526 sayı ile bozmaya direnerek, sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.02.2023 tarihli ve 10282 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 06.06.2023 tarih ve 2314-3927 sayı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu yoksa basit cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; direnme kararına konu hüküm kurulmadan önce Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesince bozmadan sonra yapılan yargılamada, 06.06.2022 tarihli tensiple tutuklu sanığın hazır edilmesine, katılan mağdurun adresine talimat yazılarak, katılana CMK'nın 307/2. maddesi şerhli tebligat çıkartılmasının istenmesine, katılan Bakanlık vekiline duruşma gün ve saatini bildirir tebligat çıkartılmasına, sanığın tutukluluk hâlinin devamına ve duruşmanın ise 25.08.2022 tarihine bırakılmasına karar verildiği, 25.08.2022 tarihli duruşmada, heyet değişikliği nedeniyle tensip zaptının okunduğu, sanığın ceza infaz kurumundan getirtilerek duruşma salonunda hazır edildiği, sanık müdafii ile katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekilinin de duruşmada hazır bulundukları, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 27.05.2021 tarihli ve 809-948 sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 29.03.2022 tarihli ve 24531-3003 sayılı bozma ilâmının okunup sırasıyla sanığa, sanık müdafiine, katılan mağdur vekiline, katılan Bakanlık vekiline ve Cumhuriyet savcısına diyeceklerinin sorulduğu, akabinde dosya kapsamına giren bilgi ve belgelerin okunarak taraflara diyeceklerinin sorulduğu, daha sonra Cumhuriyet savcısının sanığın tutukluluk durumuna ilişkin mütalaasının alındığı, bu mütalaaya karşı tarafların beyanlarının tespit edildiği ve Yargıtay bozma ilamına uyulup uyulmayacağı hususunun değerlendirilmesi için dosyanın incelemeye alınmasına, sanığın, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle tahliyesine ve duruşmanın 17.11.2022 tarihine bırakılmasına karar verildiği, 17.11.2022 tarihli duruşmada, heyet değişikliği nedeniyle önceki zabıtların okunduğu, sanık müdafii, katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekilinin duruşmada hazır bulundukları, dosyaya gelen bilgi ve belgelerin okunmasına geçildiği, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin dosyaya giren evraklardaki aleyhe hususları kabul etmediklerini ve bozma ilâmına karşı önceki celsede bildirdikleri beyanlarını aynen tekrarladıklarını belirttikleri, Cumhuriyet savcısının ve ardından sanık müdafiinin bozma ilâmına uyulmasını istedikleri, akabinde taraflardan ve Cumhuriyet savcısından tevsi tahkikat talebi bulunup bulunmadığının sorulduğu, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin araştırılmasını istedikleri bir husus olmadığını ifade ettikleri, Cumhuriyet savcısının "Tevsi tahkikat talebimiz yoktur. Mütalaamızı sunacağız.'' dediği, sanık müdafiinin de araştırılmasını istedikleri bir husus olmadığını bildirdiği, hâl böyle iken Cumhuriyet savcısına esas hakkındaki mütalaası sorulmadan dosyanın incelendiği ve duruşmanın bitirileceğinin açıklanarak, sanık hazır bulunmadığından son söz yerine geçmek üzere sanık müdafiine söz verildiği ve duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu, Gerekçeli kararda ise Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının "Yargıtay bozma ilamına uyulmasını talep etmiştir." şeklinde belirtildiği, Anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 144-80; 10.07.2024 tarihli ve 307-233; 26.06.2024 tarihli ve 136-203 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; CMK'nın 33. maddesinde ki; "Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten...sonra verilir." hükmüyle Cumhuriyet savcısı yönünden emredici bir düzenlemeye yer verilmiştir. Cumhuriyet savcısının görüşünün/esas hakkındaki mütalaasının, doğrudan ya da iddianameye veya zikredilen özellikleri taşıyan önceki mütalaaya atfen de olsa; sanığa isnat edilen maddi vakıayı, bu vakıanın hukuki nitelendirmesini ve mahkûmiyete dair ise nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde gösteriyor olması lazım gelir. Diğer taraftan müstakar uygulamalara göre; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4). Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde: Bozmadan sonra yapılan yargılamanın 25.08.2022 tarihli duruşmasında bozma ilamının okunup sırasıyla sanığa, sanık müdafiine, katılan mağdur vekiline, katılan Bakanlık vekiline ve Cumhuriyet savcısına diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısı tarafından "Yargıtay bozma ilamına uyulması hususunda takdir mahkemenindir.'' şeklinde görüş bildirildiği, ardından Mahkemece bozma ilamına uyulup uyulmayacağı hususunun değerlendirilmesi için dosyanın incelemeye alındığı 17.11.2022 tarihli duruşmada ise dosyaya gelen bilgi ve belgelere karşı taraflara diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısının ileri sürdüğü "Dosyaya gelen bilgi ve belgelere bir diyeceğimiz yoktur. Bozma ilamına uyulmasını talep ederiz.'' düşüncesinin akabinde taraflardan ve Cumhuriyet savcısından tevsii tahkikat talepleri bulunup bulunmadığının sorulduğu, Cumhuriyet savcısının "Tevsi tahkikat talebimiz yoktur. Mütalaamızı sunacağız.'' talebine rağmen esas hakkındaki mütalaası sorulmadan yargılamaya devamla hükmün tefhim olunduğu anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen; "Bozma ilamına uyulmasını talep ederiz.'' şeklindeki düşüncenin de usule uygun, geçerli ve yeterli esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün yukarıda açıklanan usule aykırılıklar nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.11.2022 tarihli ve 260-526 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü alınmadan yargılamanın bitirilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.