Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/514 E. 2026/301 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/514
Karar No
2026/301
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 41-239

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1,3.cümle, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.10.2019 tarihli ve 19-407 sayılı hükmün, sanık müdafii katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, katılan mağdure ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 03.02.2020 tarih ve 145-290 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve katılan mağdure vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.10.2021 tarih ve 20160-8279 sayı ile; "...Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin başka delille desteklenmeyen beyanları, tanık anlatımları, mağdurenin bakire olduğuna ve kendisinde akut veya kronik livata bulgularının olmadığına dair 06.12.2018 günlü adli tıp raporu, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise 17.06.2022 tarih ve 41-239 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün, sanık müdafii ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2022 tarihli ve 137148 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 25.05.2023 tarih ve 16239-3503 sayı ve oy çokluğuyla direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanığın katılan mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçun verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılan mağdureye yönelik eyleminin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; 1-Hüküm kurulmadan önce Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının, 2-Hazır bulunan sanık müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan hüküm kurulmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının, Değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince bozmadan sonra yapılan yargılamada, 07.06.2022 tarihli birinci oturumda duruşmaya gelen olmadığı ve bozma ilamı okunarak Cumhuriyet savcısına bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısının "Bozma ilamına uyulsun." şeklinde beyanda bulunduğu, 17.06.2022 tarihli ikinci oturumda ise bozma ilamı okunarak duruşmada hazır bulunan sanık müdafii, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, katılanlar, katılan mağdure vekili ve Cumhuriyet savcısına bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısının "Her ne kadar önceki beyanımızda Yargıtay ilamına uyulsun denmiş ise de dosyanın yapılan incelemesinde mahkemenin 10.10.2019 tarihinde gerekçeli kararın yerinde olduğu, tebliğnamedeki düşünce, mahkemenin subuta ilişkin delillerin dosya ile çelişmediği, mağdur beyanlarının çelişkili olmadığı birlikte değerlendirildiğinde bozma ilamına karşı direnme kararı verilmesi talep ve mütalaa olunur." şeklindeki beyanından sonra esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve oturumda hazır bulunan sanık müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 12.09.2024 tarihli ve 362-243, 10.07.2024 tarihli ve 307-2 33... .02.2025 tarihli ve 110-54 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından, gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4). Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir. Keza hüküm, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafii ve diğer ilgililer dinlendikten sonra verilebilir (CMK madde 33). Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir (CMK madde 216/3). Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonra hazır bulunan sanık ve müdafii dinlenmeli, her halûkârda hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilmelidir. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; Bozmadan sonra yapılan yargılamanın 17.06.2022 tarihli ikinci celsesinde bozma ilamı okunarak duruşmada hazır bulunan sanık müdafii, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, katılanlar, katılan mağdure vekili ve Cumhuriyet savcısına bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen; "Her ne kadar önceki beyanımızda Yargıtay ilamına uyulsun denmiş ise de dosyanın yapılan incelemesinde mahkemenin 10.10.2019 tarihinde gerekçeli kararın yerinde olduğu, tebliğnamedeki düşünce, mahkemenin subuta ilişkin delillerin dosya ile çelişmediği, mağdur beyanlarının çelişkili olmadığı birlikte değerlendirildiğinde bozma ilamına karşı direnme kararı verilmesi talep ve mütalaa olunur." şeklindeki düşüncenin, usule uygun geçerli ve yeterli esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığı gibi hazır bulunan sanık müdafiine esas hakkında savunma imkânı tanınmaması da savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmaktadır. Yukarıda açıklanan usule aykırılıklar nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında kurduğu direnme kararına konu hükümlerinin sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.06.2022 tarihli ve 41-239 sayılı direnme kararına konu hükmün, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve hazır bulunan sanık müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliklerinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/514, K. 2026/301, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2023-514-e-2026-301-k-d80b122b902b