Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2026/327 E. 2026/328 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2026/327
Karar No
2026/328
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 156-336

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 81/1, 62, 53, 58... . maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.07.2023 tarihli ve 92-175 sayılı, resen istinafa tabi hükme yönelik sanık ve müdafii ile katılanlar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyanın gönderildiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 20.10.2023 tarih ve 2015-1822 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın da sanık ve müdafii ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.11.2024 tarih, 347-7483 sayı ve oy çokluğu ile; "…Dosya kapsamına göre; sanık ...'in kardeşi olup hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyet kararının eş zamanlı temyiz incelemesi yapılan ... ile maktul arasında, maktulün eşi ...'ya yönelik taciz eylemi ve aralarındaki borcun ödenmemesi sebebiyle husumet bulunduğu, tarafların borç meselesi hakkında konuşmak üzere ...'a ait bağ evinde buluştukları, ... ve maktul arasında başlayan tartışmanın arbedeye dönmesi üzerine, sanık ...'in elindeki bıçakla önce arbedeye maktulün yanında dâhil olmak isteyen temyiz incelemesi dışı ... ve ...'ya hamle yaptığı, sanık ...'in sonrasında bilahare maktule yönelip maktulü cilt kesisi şeklinde ve adli rapora göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaraladığı, bu sırada ...'ın arabasında bulunan av tüfeğini alarak maktule ateş etmesi sonucu otopsi raporunda belirtilen biçimde öldürdüğü olayda; husumetin maktul ile ... arasında bulunduğu, sanık ... ile maktul arasında öldürmeyi gerektirecek düzeyde bir husumet bulunmadığı, sanığın maktule yönelik bıçakla hareketlerini imkânı bulunmasına rağmen devam ettirmediği, maktule öldürücü nitelikte darbelerinin bulunmadığı, sanık ...'in olay öncesinde ve ...'ın ateş etmesinden sonrasındaki davranışlarının maktulü öldürme kastı ile hareket etmediğini gösterdiği, sanığın maktule av tüfeği ile ateş eden ...'ın eylemine iştirak iradesi ile hareket ettiğine dair şüpheden uzak delil elde edilemediği ve sanık ...'in maktule yönelik eyleminin kasten yaralama suçu kapsamında kaldığı düşünülmeden sanık hakkında yazılı şekilde kasten öldürme suçundan hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ...; ''...Olay tarihinde sanık ile maktul aralarındaki meseleyi konuşmak için bağ evinde buluşmuşlar, çıkan tartışma esnasında ilk önce asıl husumetin sahibi olan Kadir elindeki bıçakla maktule hamle yapmış, bu sırada kardeşi olan ... da arabada bulunan av tüfeğini alarak maktule ateş etmiştir. Maktul av tüfeğinden çıkan saçmaların meydana getirdiği yaralanma sonucu ölmüştür. Mevcut olayda sanık ...'in maktul üzerinde bıçak hamlelerinin sadece cilt kesisi şeklinde bir sonuç meydana getirmesi, eyleminin yaralama olarak tanımlanmasını gerektirmez. Çünkü maktul ile kardeşi ... olay yerine birlikte gitmişlerdir. Sanık ... araçta tüfek olduğunu bilmektedir. Kaldı ki taraflar arasındaki gerginlik Kadir tarafından bilinegelmiştir. Buluşulan yer de sanığın kardeşi ...'ın bağ evidir. Sonuç olarak sanık ...'in silahtan sayılan bıçakla maktule hamle yapması onun direncini kırması ve arada makul bir fasıla olmadan ...'ın tüfek alıp ateş etmesi birbirinden ayrılamaz. Burada TCK 37. madde uyarınca sanık ...'in fiili hakimiyet kıstası dikkate alınarak sorumlu tutulması gerekir. Sonuç olarak daire önüne gelen ve sanık ...'in TCK 81. madde uyarınca mahkûmiyetini inceleyen olayda vasfın adam öldürme olarak tanımlanması ve esastan red kararı verilmesi gerekirken sanık ...'in eylemini yaralama olarak tanımlayan ve bu nedenle bozma yolunda görüş bildiren sayın çoğunluğa iştirak etmiyoruz." şeklinde karşı oy kullanmışlardır. İlk Derece Mahkemesi ise 10.07.2025 tarih ve 156-336 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii, sanığın eşi ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2025 tarihli ve 120400 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.01.2026 tarih, 8438-294 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, dava dışı sanık ... ...'ın maktule yönelik kasten öldürme eylemine TCK'nın 37. maddesi kapsamında iştirak edip etmediğinin ve bu bağlamda eyleminin niteliğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanığın eşinin temyiz talebi hususunda tebliğnamede bir görüş belirtilmediğinden Özel Dairece bu hususta ek görüş bildirilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verildikten sonra direnme kararına ilişkin değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekecektir. III. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 08.01.2025 tarihli ve 368-9 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Yargıtay Kanunu'nun 28. ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 37. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen kararların temyiz yoluyla incelenmesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tüm temyiz edenlere ve temyiz edilen tüm hükümlere yönelik hukuki görüşün açıklandığı bir tebliğname düzenlenmesi zorunludur. İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün, sanığın eşi tarafından 25.09.2025 tarihli dilekçeyle temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2025 tarihli ve 120400 sayılı tebliğnamesinde temyiz edenler arasında sanığın eşinin belirtilmediği, Özel Dairece yapılan incelemede sanığın eşinin temyiz isteminin yer aldığı ve direnme kararına konu hükmün bu hâliyle Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılan dosyada; Özel Dairece inceleme yapılabilmesi için, öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca direnme kararına konu hükme yönelik diğer temyiz edenler tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin yanı sıra sanığın eşinin 25.09.2025 tarihli temyiz isteminin de değerlendirildiği bir ek tebliğname düzenlendikten sonra tüm temyiz istemlerinin birlikte ve tek seferde incelenmesi gerektiğinden dosyanın ek tebliğname düzenlenmesi için Özel Dairece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmelidir.

IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19.01.2026 tarihli ve 8438-294 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2- Dosyanın, sanığın eşinin temyiz talebine yönelik ek görüş bildirilmesi ve direnme kararına konu hükme yönelik temyiz denetimi yapılması için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2026/327, K. 2026/328, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2026-327-e-2026-328-k-7a230b31cfbf