Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/410 E. 2026/289 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/410
Karar No
2026/289
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : ANTALYA Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza SAYISI : 1663-818

I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37/1 maddesi yollaması ile 102/2, 102/3-a-d, 53... . maddeleri uyarınca 27 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK’nın 37/1 maddesi yollaması ile 109/2, 109/3-b-f, 109/5, 53... . maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.03.2018 tarihli ve 252-125 sayılı hükümlerin, sanık müdafii, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 15.01.2019 tarih ve 2205-73 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin kaldırılmasına, sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan TCK'nın 102/2, 39/1, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK’nın 109/2, 109/5, 39/1-2-c, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiş, bu hükümlerin sanık müdafii, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 19.11.2019 tarih ve 4174-12598 sayı ile; "...Mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınıp reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaatlerinin ve sanıkların suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ile bunların hukuki nitelendirmelerinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesince nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik kabul kısmındaki sübut değerlendirmesinde hangi delile neden itibar edildiği hususunda açıklama yapılmasının zaruri olduğu gözetilmeden, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 1 41... sayılı CMK'nın 230/1-b maddelerinde belirtildiği gibi gerekçe içermeyecek şekilde hükümler kurulması suretiyle aynı Kanunun 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 20.02.2020 tarih ve 2-507 sayı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan TCK'nın 102/2, 39/1, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK’nın 109/2, 109/5, 39/1-2-c, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin verilen hükümlerin, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 03.11.2020 tarih ve 5456-4663 sayı ile; ''...Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma, kamera çözüm tutanağı ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, mahkemenin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi karşısında, sanığın üzerine nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise 29.04.2021 tarih ve 1663-818 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükümlerin de sanık müdafileri, katılan Bakanlık vekili ve mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.12.2022 tarihli ve 102418 sayılı red-bozma istekli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 09.05.2023 tarih ve 16694-2949 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İnceleme dışı sanık ... yönünden nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj, hakaret ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sanık ... hakkında, şantaj, hakaret ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından verilen beraat hükümleri süreçte kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri kesinleşen inceleme dışı sanık ... Güneş’in eylemlerine iştirak iradesi ile katıldığının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 28.10.1993 doğumlu katılan mağdur ...’in, suç tarihinde üniversite öğrencisi olduğu ve yurtta kaldığı, inceleme dışı sanık ... ve sanık ...’la bir dönem aynı kafede çalıştığı, suç tarihinde bekâr olduğu, 06.05.1997 doğumlu sanık ... ile 20.01.1997 doğumlu inceleme dışı sanık ...’in de üniversite öğrencisi oldukları, sanık ... ile aynı sınıfta okuyan inceleme dışı sanık ...’in farklı öğrenci yurtlarında kaldıkları ve aynı kafede çalıştıkları, Katılan mağdur ... ile inceleme dışı sanık ... arasında önceye dayalı duygusal ilişki ve ayrılıktan kaynaklanan bir gerginliğin mevcut olduğu, sanık ... ile katılan mağdur arasında ise önceye dayalı bir husumetin bulunmadığı, İnceleme dışı sanık ...’in 112 Acil Çağrı Merkezini araması üzerine olay yerine gelen sağlık görevlileri ile katılan mağdurun götürüldüğü hastane yetkililerince yapılan bildirim üzerine olayın aynı gün adlî mercilere intikal ettiği, 08.05.20 16... .05.2016 tarihli muayene ile 09.05.2016 tarihli Adli Tıp Uzmanınca verilen raporlarında; sanık ... ve inceleme dışı sanık ...’in alkol düzeylerinin ''0 promil'' olduğu, yapılan muayenelerinde darp ve cebir izine rastlanmadığı; katılan mağdur ...’in genel durumunun iyi ve bilincinin açık olduğu, sol el üçüncü ve dördüncü parmaklarında lezyon, her iki dizinde kızarıklık, sol uyluk ön yüzde ve sağ göğüs bölgesinde sıyrıklar bulunduğu, hymende eski yırtık saptandığı, anal muayenedeki sıyrığın akut livata bulgusu olabileceğinin değerlendirildiği; 08.05.2016 tarih ve saat 13.20’de düzenlenen tutanakta; katılan mağdurdan hastanede alınan kan örneğinin muhafaza altına alındığının belirtildiği, 08.05.2016 tarihli, sanık ... ve incelemede dışı sanık ... ile katılan mağdur ...'in de imzaladığı kolluk tutanağında; 112 unsurlarınca bir kadın şahsın hastaneye sevk edildiği, darp edilmek suretiyle tecavüze maruz kaldığı ve şüpheli şahsın hastanenin polis noktasında bulunduğunun bildirilmesi üzerine, saat 03.30 sıralarında belirtilen yere intikal edildiği, burada bulunan inceleme dışı sanık ...’in, yaklaşık bir ay önce tanıştığı, arkadaşlık bağı kurduğu ve mezuniyet töreni bulunan katılan mağduru, saatin geç olması nedeniyle yurda alınamayacağından arkadaşı ...’in evine götürdüğünü, cinsel ilişki teklifini kabul etmemesi üzerine zorla ilişkiye girdiğini, bu sırada bayılan mağduru ayıltmaya çalıştığını, ayrıca katılan mağdurun çıplak iki adet video ile bir adet fotoğrafını telefonuna kaydettiğini, 112’yi aradığını, sağlık görevlileri geldikten sonra çektiği görüntüleri sildiğini; katılan mağdurun ise yaklaşık bir ay önce inceleme dışı sanık ...'le, kafede çalışırkende sanık ...'la tanıştığını, mezuniyet töreni nedeniyle geç kaldığı için yurda gidemediğinden kalacak yer temin etmesini istediği sanık ...’ın kendisini saat 22.45 sıralarında arkadaşının evine götürdüğünü, burada sanık ...’ın verdiği suyu içtikten sonra kendinden geçtiğini, gözünü açtığında saatin 23.45 olduğunu ve sanık ...'ın evde bulunmadığını, inceleme dışı sanık ...’in elbiselerini çıkarmaya çalıştığını, engel olmasına rağmen kendisini soyduğunu, video ve fotoğrafını çektiğini, karşı koymasına rağmen zorla üç kez tecavüz ettiğini, bayılma numarası yaptığını, inceleme dışı sanık ...’in korkarak 112’yi aradığını ve hastaneye getirildiğini; sanık ...'ın kaldığı yurda gidildiği ve yapılan görüşmede, saat 22.30 sıralarında katılan mağdurun mezuniyet töreninden dolayı bir ev ayarlamasını istediğinden arkadaşı ...’in evine götürdüğünü, burada katılan mağdurla cinsel ilişkiye girdiğini ve evden çıkıp kafeye geldiğini, evin anahtarını inceleme dışı sanık ...’e verdiğini, evde katılan mağdurun olduğunu, yatağın yanında komidin üzerinde bulunan bardakta ilaçlı kola olduğunu ve içmemesini söylediğini, katılan mağdura ilaçlı su veya kola içirmediğini, ifade ettiklerinin belirtildiği, 08.05.2016 tarihli ve ev sahibi ...’in imzasını da taşıyan ev arama tutanağı ile aynı tarihli olay yeri inceleme raporuna göre; olayın gerçekleştiği ikamette yapılan aramada bulunan, masa üzerindeki iki adet beyaz peçete, bir adet nevresim ile yatak ve yatak altındaki baza içerisinde üç adet beyaz renkli hapların, mutfakta tezgâh üzerinde kullanılmış su ve çay bardaklarındaki svap ve parmak izi örneklerinin, çöp poşeti içinde üç adet kullanılmış prezervatif, iki adet prezervatif ambalajı, bir adet beyaz renkli hap ile ikisi beyaz ve biri kırmızı lekeli üç adet peçetenin, diğer odada ise dağınık vaziyette bulunan yatağın yanında cam kül tablası içinde üç adet sigara izmaritinin bulunarak muhafaza altına alındığı; 10.05.2016 tarihli uzmanlık raporunda; mutfak tezgâhı üzerindeki cam bardaklarda tespit edilen bir izin daire kiracısı ..., bir izin ise sanık ...’ın parmak izleri ile uyumlu olduğunun, diğer izlerin ise adı geçen şahıslarla ilişkilendirilemediğinin, 23.05.2016 tarihli Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporunda; küllükten elde edilen bir sigara izmariti üzerindeki örneğin sanık ...’a ait kan örneğiyle uyumlu olduğu, mutfak tezgâhındaki cam bardaktan alınan örnek ile bir kısım sigara izmariti, kondom ve peçete örneklerinde sanık ...’a ait örnekle birlikte karışık genotip saptandığının; 08.05.2016 tarihli tutanaklarda; inceleme dışı sanık ...’in cep telefonunun rızasıyla teslim alınarak incelendiği ve olaya ilişkin bir kayıt bulunmadığının belirtildiği, 09.05.2016 tarihli ve katılan mağdur ... tarafından imzalanan rızaen teslim ve mesaj kaydı tutanağında; ekran görüntülerinde engelli olduğu ve son görülmenin saat 00.30 olduğu anlaşılan inceleme dışı sanık ... ile 30 Nisan tarihindeki mesajlaşmaların tespit edildiği, katılan mağdurun ''... Bitti diyince bitmiyor mu sizin oralarda, Yoksa ben mi anlatamıyorum,...Arkadaş olarak kalalım dedik onu da bxx ettin. Neyse sana kolay gelsin, Haklısın, Artık daha fazla rahatsız etme.'' vs... şeklinde mesajlarının, inceleme dışı sanık ...'in ise hakaret içerikli mesajlarının bulunduğu, İnceleme dışı sanık ...’e ait cep telefonunda yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 24.05.2016 tarihli Adlî Bilişim Raporunda; inceleme dışı sanık ... ile katılan mağdur ... arasında gerçekleştirilen yazışmaların, 14.04.2016-24.04.2016 tarihleri arasında yapılan arama kayıtları ile ayrıca silinmiş olmakla birlikte kurtarılan ve delil olduğunun değerlendirildiği belirtilen oluşturulma tarihi 08.05.20 16... .35 ve saat 01.03 olan iki adet video ve aynı tarih saat 01.48'de oluşturulan resmin tespit edildiği; 02.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda; kurtarılan iki adet görüntü dosyasında, saat 00.35 te oluşturulan kayıtta katılan mağdur uyuduğu sırada inceleme dışı sanık ...'in yorganı açtığı, katılan mağdurun uyuduğu sırada bacağına dokunduğu, katılan mağdurun uyandığı ve "... ne yapıyon?" dediği, 01.03' te oluşturulan kayıtta ise katılan mağdurun sürekli ağladığı, yüzünü kapatmaya çalıştığı, görüntü çekilmemesi için yalvardığı, inceleme dışı sanık ...’in cinsel ilişkiye girdiği ve sinkaflı sözler sarf ettiği, "Uyutur çekerim aç şunu, aç suratını, çek ellerini... " dediğinin tespit edildiği, 22.06.2016 tarihli Adlî Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesi raporuna göre; katılan mağdura ait kanda alkol, etanol ve metanol bulunmadığı, ilaç etkin maddelerinden oxazepam, nordiazepam, temazepam ve diazepam saptandığı; inceleme dışı sanık ... ile sanık ...’a ait kanlarda da alkol, etanol ve metanol ve uyuşturucu-uyarıcı-uyutucu madde tespit edilmediği, ayrıca gönderilen tabletlerin etkin maddesinin doxylamine olduğu, 30.06.2016 tarihli Adli Tıp uzmanınca hazırlanan bilirkişi raporunda; katılan mağdurun kanında saptanan oksazepam, nordiazepam, temazepam ve diazepamın olay sonrası gittiği hastanede yapılan tedaviden de kaynaklanabileceği, doxlamine maddesi saptanan hapları eylem öncesi içmesi neticesinde mağdurda derin uyku ve uyku sersemliği yaratabileceği, fiile karşı koyma, kendisini savunma imkânını ortadan kaldırabileceği, ilacın etkisinde kendisini beden ve ruh bakımından savunamayacak durumda olabileceği yönünde kanaat bildirildiği, Devlet Hastanesinin cevabi yazılarında; 08.05.2016 tarihinde yapılan tedavisi sırasında katılan mağdura, benzodiazepin grubundan ilaç verilmediğinin bildirildiği, Beşinci Adlî Tıp İhtisas Kurulunun 10.04.2017 tarihli raporunda; katılan mağdurun kanında saptanan diazepam içeren bir ilacı numune alınmasından önceki bir zaman diliminde almış olduğu ve uygulanan tedaviden kaynaklanmadığı, kan numunesinin alındığı tarih belirtilmediğinden olay anındaki etkilerinin değerlendirilemediğinin mütalâa olunduğu; 20.06.2017 tarihli raporda ise; dört adet tabletin içerdiği doxylaminenin reçeteyle satılan ilaç etken maddesi olduğu, TCK’nın 188. maddesi kapsamında uyuşturucu, uyarıcı madde niteliği taşımadığı, uykusuzluk tedavisinde kullanıldığının belirtildiği, 01.11.2016 tarihli duruşmada; adlî emanette kayıtlı bulunan görüntülerin mahkeme heyetince izlendiği, ilk kayıtta katılan mağdurun uyur hâlde bulunduğu, temas üzerine uyandığı, ikinci kayıtta ise çıplak cinsel ilişki görüntüsü ile ağlamaklı seslerin tespit edildiğinin zapta geçirildiği, 10.06.2016 tarihli dilekçesinde inceleme dışı sanık ...'in, terk etmesinden korktuğu için psikolojik sorunları da bulunan katılan mağdurun böyle bir olayı gerçekleştirdiğini ileri sürdüğünü, Sanık ...'ın ise 22.05.2018 tarihli dilekçesinde, sanık ... ile katılan mağdurun sevgili olduklarını ve daha önce cinsel ilişki yaşadıklarını, olay günü katılan mağdurun sanık ... aracılığıyla kendisinden para aldığı için aralarının iyi olduğunu düşündüğünü ve kötü bir izlenim edinmediğini, sanık ...'in konuşmak için anahtarı istemesinde sakınca görmediğini, yardımcı olma niyeti olsaydı kafeye giderek anahtarı vermesine gerek olmadığını, zira sanığı doğrudan eve alabileceğini, sanık ...'in iyi niyetini suistimal ettiğini, anahtarı vermekle suç işleyeceğini bilemeyeceğini, kendisi olmasa da sanık ...'in anahtarı başkasından temin edebileceğini, katılan mağdura uyku ilacı içirmediğini, hap vermiş olsaydı sanık ...'in katılan mağdura "Hap atar uyuturum." demeyeceğini, katılan mağdurun kendisinin de işin içinde olduğunu düşünmesini anlayışla karşıladığını ancak haksızlık ettiğini belirttiği, Anlaşılmıştır. Katılan mağdur ... kollukta; 07.05.2016 tarihinde yapılan mezuniyet gecesinden saat 21.45 sıralarında ayrıldığını, yaklaşık iki haftadır birlikte olduğu sanık ... ile buluşmak amacıyla daha önce de birlikte gittikleri ...’in evine gittiğini, evde kimsenin olmadığını, bir süre vakit geçirdikten sonra kendisini sevdiğini düşündüğü için rızası dâhilinde sanıkla ilişkiye girdiğini, aynı bardaktan kola içtiklerini, ardından sanık ...’dan su istediğini ve getirdiği suyu içtiğini, sanık ...’ın kendisine uyuyup uyumayacağını sorduğunu, geç uyuduğunu söyleyen sanığa kafeyi erken açacağı için uyumasını söylediğini, ardından uzandığını ve sonrasını hatırlayamadığını, bir süre sonra üzerindeki yorganın çekildiğini hissederek uyandığını, sanık ... olduğunu düşünerek "Ne yapıyorsun?" diyerek döndüğünde, bir elinde telefonuyla kendisini çeken inceleme dışı sanık ...’i gördüğünü, şaşırdığını ve tepki gösterip yataktan kalktığını, polisi aramak için telefonunu aldığını, kapının yanında "...." diye bağırdığını ancak sanık ...'in "Evde kimse yok" dediğini, çıkış kapısına doğru yöneldiğinde sanığın kollarından sertçe tutup odaya doğru kendisini sürüklediğini, direnmesine rağmen kendisine tecavüz ettiğini, sanığın ağzının içerisine koyduğu hapı da tükürdüğünü, süreçte kendisinden geçtiğini, bir ara kendine gelmiş ise de sanığın korkup bırakacağı düşüncesiyle durumu fark ettirmediğini, baygın olduğunu gören sanığın korkarak ambülansı aradığını ve hastanede yanına gelerek pişman olduğunu söylediğini, sanık ... ile aynı kafede çalıştıklarını, kendisiyle yakınlaşmak istemişse de kendisinin istemediğini fakat bir süre yakınlaştıklarını, arkadaşının evinde yüzeysel olarak birlikte olduklarını, Savcılıkta ek olarak; sanık ...'ten ayrılmak istediğini ancak sanığın bunu kabul etmediğini, iki hafta önce kafedeki işten ayrıldığını, bir kaç gün sonra sanık ...'ın kendisine mesaj gönderdiğini, işten ayrılması hususunda görüştüklerini, süreçte çalıştıkları kafeye gitmeye devam ettiğini, sanık ...'ın kendisine ilgi gösterdiğini, kendisinin de sanık ... ile sevgili olduklarını düşündüğünü, bir kaç gün önce sanık ... ile rızasıyla ilişkiye girdiğini, olay günü sanık ...'ın kendisini ...'in evinde beklediğini, bu hususu önceden konuştuklarını, evde sanık ile aynı bardaktan kola içtiğini, sanık ...'in ise saldırı anında "Bana yaptıklarının hesabını vereceksin" diyerek ... ile ilişkisi olduğunu bildiğini, intikam almak için ... ile birlikte hareket ettiğini söylediğini, sanık ...'ın kendisine ilaç vererek uyuttuğunu düşündüğünü, sanıkların birlikte hareket ettiklerini, Kovuşturmada ise; sanıkların olayı planlayarak yaptıklarını düşündüğünü, mezuniyet gecesinden çıktığı için yorgun olduğunu, uyumakta zorluk çeken birisi olmadığını, tıpkı migren ilaçlarını aldığında uykusunun geldiği gibi uykusunun geldiğini, sanık ...'ın kolayı getirdiğinde önce kolayı ağzına götürdüğünü ancak içip içmediğini bilmediğini, Tanıklar ... ile ..., aşamalardaki ifadelerinde; olay yerine giden sağlık ekibinde görev aldıklarını, olay yerine vardıklarında kendilerini sanık ...'in karşıladığını, evde sanık ... ve mağdurdan başka kimsenin bulunmadığını, Tanık ... kovuşturma aşamasında verdiği ifadesinde; sanık ... ile bir dönem çıktıklarını, ayrılmaya yakın dönemde yoğun çalıştığını, işten geç çıktığını ve bu nedenle uyuyamadığını anlatarak kendisinde uyku hapı olup olmadığını soran sanığa kullandığı uyku hapını verdiğini, Bilgisine başvurulan ... ...; sanıklar ... ve ..., katılan mağdur ... ve ... ile bir dönem aynı kafede çalıştıklarını, yurtta kalan sanık ... ile ...'a bazen evinin anahtarını verdiğini ve kendisinde kaldıklarını, sanık ... ile katılan mağdurun daha önceden sevgili olup olmadıklarını bilmediğini, 07.05.2016 tarihinde saat 22.00’a kadar evinde olduğunu, sonrasında kafeye gittiğini, evden çıktığında sanık ...'ın evde olduğunu, gece saat 00.00 sıralarında bir arkadaşının evine gittiğini, ev arkadaşı ...'ten, sanık ...’ın eve kız arkadaşını getireceğini duyduğunu, ...’in ise gece saat 01.25 sıralarında kendisinin kaldığı yere geldiğini, gece evinde kimin kaldığını, ne olduğunu bilmediğini, Bilgisine başvurulan ... ...; daha önceden sanıklar ... ve ..., katılan mağdur ... ve tanık ... ile aynı kafede çalıştıklarını, katılan mağdur ..., tanık ... ve kendisinin ise bir ay kadar önce işten ayrıldıklarını, 04.05.2016 günü akşam saatlerinde kafede sanıklar ... ve ... ile karşılaştığını, sanık ...’in cumartesi günü için kendisinden ev anahtarını istediğini, ''... kız arkadaşını getirecek, ben de kendi kız arkadaşımı getireceğim, orada kalalım.'' dediğini ancak anahtarı vermediğini, sanıklar ... ve ...'ın daha sonra anahtarı tanık ...’den almış olduklarını, Bilgisine Başvurulan ...'ın; sağlık personeli olması nedeni ile yaptığı muayene esnasında katılan mağdurun kendisine "İş yerinden iki arkadaşım bana cinsel saldırıda bulundu." dediğini, İfade etmişlerdir. İnceleme dışı sanık ... kollukta; aynı kafede çalıştığı katılan mağdurla dört -beş hafta kadar önce tanıştıklarını ve başlangıçta kabul etmese de sevgili olduklarını hatta bir arkadaşının evinde katılan mağdurla ilişkiye de girdiklerini fakat bir süre sonra aralarının soğuduğunu ve konuşmadıklarını, olay günü sabahı katılan mağdurun çalıştığı kafeye geldiğini, sanık ...'dan bir miktar para istediğini, sanık ...'ın da kendisine parayı vererek "... şunu ...'e ver." dediğini, katılan mağdura sanık ...'la aralarında birşey olup olmadığını sorduğunda ''Yok." dediğini, neden böyle giyindiğini sorduğunda akşam mezuniyet gecesi olduğunu söylediğini, bu sırada katılan mağdurla sanık ...'ın birlikte oturduklarını, bir müddet sonra katılan mağdurun sonra ise sanık ...'ın kafeden gittiklerini, ...'in evinde eşyaları olduğundan gece vakti sanık ...'ı aradığını, sanığın ''...'in evindeyim.'' demesi üzerine eşyalarını alıp yurda geçeceğinden evden çıktığında evin anahtarını getirmesini istediğini, saat 24.00 sıralarında sanığın kafeye gelerek anahtarı kendisine verdiğini, katılan mağdurun evde uyuduğunu ve "Ben ...'le ilişkiye girdim" dediğini, bunu duyunca sinirlenerek sanık ...'a birşey söylemeden anahtarı alıp eve gittiğini, sanık ...'ın "Yatağın yanında ilaçlı kola olduğunu ve onu içmemesini'' söylediğini, süreçte "...'la olduysan bu gece benimle de olacaksın.", "...'la birlikte olmuşsun, benimle de birlikte olacaksın.", "Bu uyku ilacı, yarım saate etkisini gösteriyor, sana bundan içirip istediğimi yapabilirim, ama ben herşeyin karşılıklı olmasını isterim, o yüzden bu ilacı kullanmayacağım.'' gibi sözler söylediğini belirttiği katılan mağdurla, "Tamam ama sadece bu gecelik, bundan sonra olmayacak." demesi üzerine birlikte olduklarını, katılan mağdurun eve gelen doktordan yardım istediğini duyduğunu, sonrasında korktuğu için uyku ilacını buzdolabının arkasına attığını, ilaçlı kolayı da lavaboya döktüğünü ve pişman olduğunu, Savcılıkta; katılan mağdurla üç dört gün kadar önce mesajlaşıp tartıştıklarını sonrasında konuşmadıklarını, olay günü saat 23.00'a kadar işte olduğunu, sanık ...'ın ise saat 17. 00... .00'da işten ayrıldığını, saat 23.00 sıraları birlikte çalıştığı ...'ın sanık ...'a mesaj göndererek ödünç verdiği ceketini geri vermesini istediğini, saat 23.30 sıralarında sanık ...'ın iş yerine ceketi getirdiğini, ...'in evinde katılan mağdurla cinsel ilişkiye girdiğini söylediğini, bunu duyunca biraz bozulduğunu ancak sinirlenmediğini, katılan mağdurla konuşmak amacıyla istemesi üzerine sanığın evin anahtarını verdiğini, bir bardakta kendisi için uyku ilaçlı kola hazırladığını ve içmemesini söylediğini, evde katılan mağdura "... ile ilişkiye girmişsin, benimle de gireceksin." dediğini ve dört beş gün önce aldığı ancak kullanmaya fırsat bulamadığı uyku ilacını gösterdiğini, katılan mağdurun ikna olması üzerine rızasıyla ilişkiye girdiğini, sanık ...'ın bir yardımının olmadığını ve kesinlikle iş yerinde katılan mağdura uyku ilacı verdiği şeklinde kendisine bir şey söylemediğini, ayrıca katılan mağdurla arasında ilişki olduğunu olay gecesi öğrendiğini, katılan mağdurun "Bir gün önce sevgili olduk bir gün sonra yatağa girdik." şeklinde kendisine mesaj yazdığını, Sulh Ceza Hâkimliğinde; sanık ... ile hem sınıf hem iş arkadaşı olduklarını, ayrılmalarından sonra sanık ... ile katılan mağdurun ilişkileri olduğunu sonradan öğrendiğini, olay günü sanık ...’ın 17.00 sıralarında işten çıkıp eve gittiğini ve ...’ın mesaj göndererek emanet verdiği ceketini istemesi üzerine gece 00.00 sıralarında ceketle beraber iş yerine geldiğini, ...'in evinde katılan mağdurla cinsel ilişkiye girdiğini söylediğini, eski sevgilisi olduğu için kıskandığını, sanıktan anahtarı vermesini istediğini çünkü kendisinden hoşlandığı için katılan mağdurla konuşmak istediğini, sanığın eve giderken yatağın kenarında kendisi için hazırladığı uyku ilaçlı kola bulunduğunu ve içmemesini söylediğini, sabah katılan mağdura parayı verirken sanık ... ile aralarında bir şey olup olmadığını sorduğunda katılan mağdurun bir şey olmadığını söylediğini, evde katılan mağdura neden sanıkla birlikte olduğunu sorduğunda da bir şey söylemediğini, katılan mağdura sevdiğini söylemesi üzerine aralarında duygusal bir yakınlaşma olduğunu ve rızalarıyla ilişkiye girdiklerini, ''...la ilişkiye girmişsin benle de gireceksin.'' demediğini, Kovuşturma aşamasında; sanık ...'dan katılan mağdurla konuşacağını belirterek anahtarını aldığını, katılan mağdurla sevgili olduğunu bildiği için sanığın bunda sakınca görmediğini, evde sanık ... ile birlikte olmaları nedeniyle katılan mağdurla tartıştıklarını, gündüz sanık ...'dan aldığı parayı verdiği sırada katılan mağdurla kafede sohbet ettiklerini, ancak aralarındaki ilişkiyi öğrenmesi üzerine olayın akşam meydana geldiğini, sanık ...'ın katılan mağdurla ilişkiye girdiği anlatımı üzerine kızgınlıkla anahtarı alıp eve gittiğini, katılan mağdurla ile konuşmak için eve gideceğini söylediğinde sanık ...'ın anahtarı kendisine verdiğini, sanığın katılan mağdurun evde yatmakta olduğuna dair bir şey söylemediğini, 14.11.2017 tarihli duruşmada; saat 23.30 sıralarında sanık ...'ın kafeye gelerek katılan mağdur ile konuştuğunu ve evde olduğunu söylediğini, eski kız arkadaşı ve halen duygusal açıdan kendisine ilgi duyduğu katılan mağdur ile neden sanık ... ile birlikte olduğunu konuşmak için sanık ...' dan anahtarı aldığını; 15.03.2018 tarihli duruşmada; kendisinde bulunan kıyafetlerini alması için sanık ...'ı aradığını, bunun üzerine sanığın kafeye geldiğini, önceki ifadesinde ...'in evinde eşyaları olduğu için sanığı aradığını söylemişse de şimdiki ifadesinin doğru olduğunu, telefon ettiğini söylemiş ise de sanıkla aslında mesajlaştıklarını, İstinaf aşamasında; sanık ...'ın eyleme katılmadığını, iş yerine hırka vermek için gelen sanıktan katılan mağdurun evde olduğunu öğrenmesi üzerine konuşmak için anahtarı istediğini, Sanık ... kollukta; katılan mağduru yaklaşık bir aydır tanıdığını, aynı iş yerinde çalıştıklarını, normal arkadaşlık ilişkileri içerisinde iki defa rızasıyla ... isimli arkadaşlarının evinde cinsel ilişkiye girdiklerini, olay günü akşam saatlerinde katılan mağdurun mezuniyet gecesinden sonra buluşacaklarını bir gün öncesinden kararlaştırdıklarını, ...’in evindeyken katılan mağdurun taksiyle geldiğini ve ...’e evden gitmesini söylediğini, katılan mağdurla bir süre birlikte oturduktan sonra aynı bardaktan kola içip rızalarıyla birlikte olduklarını, ardından uyku sorunu nedeniyle kendisi için bir bardak kola hazırlayıp içine uyku hapı koyduğunu, tuvaletten çıktığında katılan mağdurun uyuduğunu gördüğünü, ancak kolayı içeceği sırada ...’a hırka vermesi gerektiğini hatırlayıp evden ayrıldığını ve ...'ın kafede olması nedeni ile kafeye gittiğini, kafede karşılaştığı inceleme dışı sanık ...’e sorması üzerine evden geldiğini ve ...’in evde olduğunu söylediğini, sanık ...'in katılan mağdurun yanına gideceğini söyleyerek kendisinden anahtarı istediğini, ''Kız uyuyor girsen de sana kapıyı açamaz'' dediğini, daha önceden sevgili olmaları nedeniyle sakınca görmeyip anahtarı verdiğini, ayrıca evde yatağın yanında kutu üzerinde bulunan ve içinde uyku hapı olan kolayı içmemesini söylediğini, gece saat 01.30’a kadar kafede kaldıktan sonra yurda gittiğini, sanık ...’in evde yaptığından kesinlikle haberinin olmadığını, Savcılıkta; uyku sorunu yaşadığını ve bu nedenle bir hafta kadar önce inceleme dışı sanık ... ile birlikte uyku hapını aldıklarını, ... isimli arkadaşına hırka vermesi gerektiğinin aklına gelmesi üzerine saat 23.30 sıralarında evden çıktığını ve çalıştığı kafeye gittiğini, sanık ...'e ...'in evinden geldiğini, katılan mağdurun evde uyuduğunu söylediğini, sanık ...'in eve gitmek istediğini söylediğini fakat ''... uyuyor, gitsen de kapıyı açamaz'' dediğini, sanık ...'in evin anahtarını istemesi üzerine verdiğini zira ikisinin daha önceden ilişkisinin olduğunu ve cinsel ilişkiye girmiş olduklarından sorun olmayacağını düşündüğünü, sanık ... ile katılan mağdur arasındaki ilişkiyi tam olarak bilemediğini, ancak katılan mağdurun sanık ...'e gönderdiği bir mesajda "Bir günde sevgili olduk ikinci gün aynı yatağa girdik" şeklinde yazdığını sanık ...'in telefonunda gördüğünü, katılan mağdurun evden gittikten sonra koladan içtiyse bilemediğini, sanık ...'in arayarak "Çıktığında anahtarı bana getir, eşyaları alıp yurda geçeceğim" şeklinde bir söz söylemediğini, kafeye geçtiğinde katılan mağdur ile ilişkiye girdiğini söylediğini, katılan mağdurun üniversite son sınıf öğrencisi olduğunu ve para karşılığı kimseyle ilişkiye girdiğini duymadığını, Sulh Ceza Hâkimliğinde; 01.05.2016 tarihinde de katılan mağdurla ...’in evinde birlikte olduklarını, 08.05.2016 tarihinde ...’den kız arkadaşını getireceğini söyleyerek evin anahtarını aldığını, saat 21.30 sıralarında ...’le birlikte evde otururlarken katılan mağdur gelince ...’in evden ayrıldığını, saat 23.30 sıralarında katılan mağdur uyuduktan sonra kafede çalışan arkadaşı ...’a kazağını vermek için iş yerine gittiğinde sanık ... ile karşılaştığını, daha önce katılan mağdurla sevgili olup ayrıldığını bildiği için sanık ...’e katılan mağdurla ...’in evinde birlikte olduğunu ve katılan mağdurun evde yattığını söylediğini, bunun üzerine sanık ...’in katılan mağdurla görüşeceğini söyleyerek evin anahtarını istediğini, kendisinin de verdiğini, Kovuşturma aşamalarında; olay tarihi öncesinde katılan mağdur ve sanık ...'in sevgili olduklarını ancak bir süre sonra ayrıldıklarını, ayrıldıktan sonra katılan mağdur ile ilişkiye girdiklerini, hırkayı arkadaşına vermek için kafeye gittiği sırada sanık ... ile karşılaştığını, konuşurken katılan mağdurun nerede olduğunu soran sanık ...'e ... isimli arkadaşın evinde olduğunu ve cinsel ilişkiye girdiklerini söylediğini, bunun üzerine sanık ...'in katılan mağdurla konuşmak istediğini söyleyerek anahtarı kendisinden istediğini, daha öncesinde sevgili olduklarını bildiği için herhangi bir sakınca görmediğinden evin anahtarını verdiğini, uyku ilacının kendisine ait olduğunu, katılan mağdura uyku ilacı içirmediğini, sanık ...'e kolalı bardakta uyku ilacı olduğunu söylediğini, başka birşey söylemediğini, kullandığı uyku ilacını sanık ...'in önceki sevgilisinin kendisine aldığını, olayın tamamen iyi niyetinden kaynaklandığını, daha önce de ...'in bu evin anahtarını isteyip kullandığını, Savunmuşlardır.

IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 05.03.2025 tarih ve 52-108 sayılı, 05.11.2025 tarih ve 288-463 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve AİHS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s.1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Diğer taraftan, 5237 sayılı TCK'nın "Cinsel saldırı" başlıklı TCK’nın 102. maddesinin üçüncü fıkrasının d bendinde suçun ''Birden fazla kişi tarafından birlikte'' işlenmesi hâli, nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için TCK’nın 37. maddesi kapsamında müşterek fail olarak eylemi gerçekleştiren en az iki kişinin varlığı gerekli ve zorunludur. (Kocaoğlu S. Sinan, Yargı Kararları Işığında Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar, Yetkin, Ankara, 2016, s. 206; Taner Fahri Gökçen, Türk Ceza Hukukunda Cinsel Özgürlüğe Karşı Suçlar, 2. Baskı, Seçkin, Ankara, 2013, s. 210; Tezcan Durmuş/ Erdem Mustafa Ruhan/Önok Murat, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Genişletilmiş ve Güncellenmiş 14. Baskı, Seçkin, Ankara, 2017, s. 384) Diğer failin yardım eden veya azmettiren sıfatı ile fiile iştirak ettiği durumlarda bu nitelikli hâl uygulanamayacaktır (Taner, s. 210; Tezcan/Erdem/ Önok, s. 385) (CGK 27.11.2018 tarih ve 975-568 sayılı) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2025 tarihli ve 529-539 sayılı, 16.04.2025 tarihli ve 173-166 sayı ile 08.02.2023 tarihli ve 398-66 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Müşterek faillik, 5237 TCK'nın 37. maddesinin 1. fıkrasında; "Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur." şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesidir. Madde gerekçesinde; "...Yeni yapılan düzenlemeyle, iştirak şekilleri, fiilin işlenişi üzerinde kurulan hakimiyet ölçü alınarak belirlenecektir. Bu sistemde birer sorumluk statüsü olarak öngörülen iştirak şekilleri ise, faillik, azmettirme ve yardım etmeden ibarettir. Yeniden düzenlenen maddenin birinci fıkrasına göre suçun kanuni tanımında öngörülen fiili gerçekleştiren kişi fail olup; suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında suç ortaklarının suçun icrasındaki rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulur. Bu durumda, fiilin icrası veya sonuçsuz kalması ortak faillerden her birinin elinde bulunmaktadır. Örneğin suç ortaklarından birinin cebir veya tehdit kullanarak mağduru etkisiz hâle getirdiği, diğerinin de üzerindeki para ve sair kıymetli eşyayı aldığı yağma suçunda her iki suç ortağının suçun işlenişine yaptıkları katkı, suçun icrası açısından birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Dolayısıyla, her iki suç ortağı, suçun işlenişi üzerinde ortak bir hakimiyet kurmaktadır. Suç ortaklarının iştirak katkılarının karşılıklı olarak birbirlerini tamamlamadığı durumlarda da müşterek faillik mümkündür. Bazı hallerde failler, her biri suçun kanuni tanımındaki bütün unsurları tek başına gerçekleştirmek üzere, bir anlaşmaya varabilir. Örneğin bir kişiyi öldürmek için aralarında anlaşmış olan beş kişi, amacın gerçekleşme ihtimalini daha da yükseltmek için, aynı anda mağdurun üzerine ateş ederler. Ateşlenen mermilerden bir kısmı mağdura isabet eder, bir kısmı ise etmez. Bu örnek olayda bütün suç ortakları ortak bir suç işleme kararına dayanarak birlikte hareket etmektedirler. Bu beş suç ortağının ateşlediği mermilerden sadece bir tanesinin mağdura isabet edip ölümüne neden olması halinde dahi, tamamlanmış kasten adam öldürme suçundan dolayı bu kişilerden her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaktır. Müşterek faillik bakımından zorunlu diğer bir koşul, failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığıdır. Belli bir hareketin icrasına ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olan birlikte suç işleme kararı, kast kapsamında düşünülmelidir. Suç ortaklarının suçun işlenişine ilişkin kastlarının doğrudan veya olası kast gibi farklılık göstermesinin, müşterek fail olarak sorumlulukları üzerinde bir etkisi yoktur..." açıklamalarına yer verilerek müşterek failliğin temel unsurları belirlenmiştir. Bu yönüyle madde gerekçesinin, müşterek failliğin açıklanması için yeterli bilgi içerdiği söylenebilir. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiilî gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiilî gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suçun katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bir bağdır (YCGK 20.02.2020 tarihli ve 145-116 sayılı). Mevcut katkı somut olayın özelliklerine göre zımni olarak veya ani ortaya çıkan bir karar biçiminde de olabilir. Müşterek faillikten bahsedebilmek için fiil üzerinde hakimiyet yanında "suçu birlikte işleme iradesi"nin de mevcudiyeti gerekir. Müşterek faillerden birinin kararlaştırılan suçtan başka bir suçu veya kararlaştırılan suçun nitelikli veya ağır şeklini gerçekleştirmesi halinde, diğer müşterek faillerin gerçekleşeceğini (en azından) tahmin ettikleri, hesaba kattıkları, öngördükleri ve gerçekleşmesine katlandıkları bu neticelerden de sorumlu tutulacakları konusunda müstakar uygulamada tereddüt yoktur (CGK'nın 16.04.2025 tarihli ve 173-166 sayılı kararı). Birlikte suç işleme kararı olmaksızın birbirinden habersiz birden fazla kişi tarafından aynı konu üzerinde aynı suçun aynı anda işlenmesi hâlinde ise yan yana faillik söz konusu olacaktır. Ancak suçun failleri arasında böyle bir müşterek suç işleme kararı mevcut değilse, bu kişilerin müşterek fail olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Bu durumda birbirinden habersiz hareket eden kişilerin sorumluluğunu bizzat kendi davranışları göz önünde tutularak tayin etmek mümkün olacaktır (Özgenç, s. 519). İştirak iradesinin söz konusu olabilmesi için belli bir suçun gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesinin yanı sıra kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesi de gereklidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yoksa belirsiz sayıda suçların işlenmesi için kişilerin tahrik edilmesi sonucu işlenen suçlarda iştirak söz konusu değildir. (Timur, Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021, s. 535). İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez(YCGK 28.12.2022 tarihli ve 296-860 sayılı). B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Katılan mağdurun 07.05.2016 tarihinde mezuniyet gecesinden çıkmasından sonra gittiği evde buluştuğu sanık ... ile rızası dâhilinde birlikte olduktan sonra uyuduğu, sanık ...’ın ise bir süre sonra evden ayrılıp gece vakti gittiği kafede, katılan mağdur ile bir dönem birlikte olduğunu bildiği sanık ...'e evin anahtarını verdiği, sonrasında sanık ...'in eve giderek rızası hilafına organ sokmak suretiyle katılan mağdura cinsel saldırıda bulunduğu, kamera kaydına aldığı ve zorla evde tuttuğu olayda; Katılan mağdur ... ile sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'in, suç tarihi öncesinden aynı iş yerinde bir dönem çalışmaları nedeni ile birbirlerini tanıdıkları, sanık ...'ın katılan mağdur ile sanık ...'in aralarındaki ilişkiden haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Sanık ... süreçte sanık ... ile hem iş hem okul/sınıf arkadaşı olduğunu belirtmiştir. Sanık ... inceleme dışı sanık ...'in telefonuna katılan mağdur tarafından "Bir günde sevgili olduk, ikinci gün aynı yatağa girdik." şeklinde mesaj atıldığını da görmüştür. Bilgilerine başvurulan ... ile ..., sanık ... ile ... isimli şahısların daha önce olayın gerçekleştiği evde kaldıklarını belirtmişler, ayrıca cumartesi günü için sanıkların kız arkadaşlarını getireceklerinden evin anahtarını istediği hâlde sanık ...'e vermediğini de ... ifade etmiştir. Gerek ... gerekse ... olay gecesi evlerinde kalmamışlardır. Sanık ... ise katılan mağdurla kalmak için aldığı evin anahtarını sanık ...'e verdikten sonra kaldığı yurda gitmiştir. Süreçte, sevdiğini ve çıktıklarını düşündüğü sanık ... ile evde iken verilen su veya kolaya konulan uyku hapının etkisi altında kendisinden geçtiğini ifade eden, yapılan tedaviden kaynaklanmadığı bildirilen başkaca bir etken maddenin kanında tespit edildiği fakat yapılan tahlillerde evde ele geçen uyku haplarının etken maddeleri kanında saptanmayan, sanık ...'e direndiğine dair ifadeleri ile ele geçen görüntülere ilişkin düzenlenen bilirkişi raporu ve mahkemece yapılan incelemede sanık ...'in ilk müdahalesi anında şuur ve idrakinin yerinde olduğu belirtilen katılan mağdura karşı gerçekleşen saldırı eyleminde sanık ...'ın evde bulunmadığı da sabittir. Savcılık ifadesinde katılan mağdur sanık ...'in cinsel saldırı anında, ''... ile ilişkisi olduğunu bildiğini, intikam almak için ... ile birlikte hareket ettiğini'' söylediğini beyan etmiş, katılan ... ise süreçte verdiği bir kısım ifadelerinde katılan mağdura sanık ... ile birlikte olmasından kaynaklı sözler sarf ettiğini ifade etmiştir. Sanık ... ile sanık ..., gece vakti kafede buluşmalarının nedenine dair çelişkili beyanlarda bulunmuşlardır. Sanık ... sadece evin anahtarını vermek ve sanık ...'e katılan mağdurla cinsel ilişkiye girdiğini de söylemekle kalmamış ayrıca yatak yanında "ilaçlı kola var, içme" diyerek ev içerisinde ki duruma dair de bilgi vermiştir. Her iki sanığın her ne kadar katılan mağdura bir etkisi tespit edilmemiş ise de uyku hapı bulundurdukları da tespit edilmiştir. Gönderilen mesajlardan da katılan mağdurun sanık ... ile ilişkisini bitirmesine rağmen, sanık ...'in iletişimini devam ettirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihinden önce sanık ... ile kız arkadaşlarını getireceklerinden bahisle ev arayışına girdiklerine dair anlatımlarda nazara alındığında, mezuniyet töreninin olduğu günde kendisi ile çıktığını ve sevgilisi olduğunu düşünen katılan mağdurla buluştukları evde birlikte olduktan sonra, gece vakti katılan mağduru evde uyur hâlde yalnız bırakıp, ani ve tesadüfî olarak telakki edilemeyecek şekilde, katılan mağdurla bir dönem birlikte olduğunu bildiği ve kendisinin de arkadaşı olan sanık ... ile kafede buluşan, sanık ...'e katılan mağdurla cinsel ilişkiye girdiğini, katılan mağdurun evde uyuduğunu, gitse de kapıyı açamayacağını söyleyip, yatağın yanında kendisi için yaptığı ilaçlı kolayı da içmemesini ikaz ederek evin anahtarını veren sanığın, inceleme dışı sanık ...'in nitelikli cinsel saldırı ile cinsel amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlemesine iştirak iradesiyle katıldığı, maddi vakıanın bu yönüyle sabit olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu hükümlerine ilişkin gerekçesinin sübut yönünden isabetli olduğuna ve uygulamanın denetlenmesi için dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu üyesi ; sanığın isnat edilen suçlara iştirak ettiğine dair Bölge Adliye Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 16633-818 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin gerekçelerinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 03.11.2020 tarihli ve 5456-4663 sayılı bozma kararının sanık ... yönünden KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/410, K. 2026/289, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2023-410-e-2026-289-k-1110d87bdea3