Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/25859 E. 2026/8264 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/25859
- Karar No
- 2026/8264
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1372 E., 2024/113 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2024 tarihli ve 2023/237 Esas, 2024/124 Karar sayılı kararı ile uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan; -sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3,188/4-a ve 62. maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezası ve 27.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına -sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3,188/4-a ve 58. maddeleri uyarınca 16... ay hapis cezası ve 33.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 26.09.2024 tarihli ve 2024/1372 Esas, 2024/113 Karar sayılı kararı ile; ''Sanıklar hakkında söz konusu olayda ele geçirilen maddenin ... olması sebebi ile TCK'nun 188/4-a maddesi uyarınca temel cezasından 1/2 oranında artırım yapılmış ise de; 32154 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanunun 17. Maddesi ile yapılan değişikliğin; suç tarihi 05/04/2023 ve sonrası olan eylemlerde uygulanabileceği, istinaf incelemesine esas iş dava dosyasında ise suç tarihinin "02.04.2023" olduğu gözetildiğinde; suçta ve cezada kanunilik ilkesinin sonucu olarak suç tarihinde yürürlükte bulunmayan bir eylemden sanıkların sorumlu olmayacağı, bu bağlamda sanıklar hakkında uygulama koşulları oluşmamasına rağmen; aleyhe ve yanılgılı değerlendirme ile TCK'nun 188/4-a maddesi uyarınca cezasından yarı oranda arttırım yapılması, Hukuka aykırı olup, istinaf talebinde bulunan sanıklar müdafilerinin istinaf talebi bu nedenle yerinde ise de; söz konusu hususta delil değerlendirmesi yapılmadığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip CMK'nın 280/1-(a) ve 303/1-(f). maddeleri kapsamında düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 1-)Hükmün sanık ... Yönünden bölümünde yer alan, temel cezanın belirlenmesine ilişkin birinci fıkrasından sonra gelen 2-3-4-5-6-7 ve 8. Fıkraların hükümlerin tamamen çıkartılarak yerine; "2-Tekerrüre esas ilamı bulunmayan sanık hakkında verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi uyarınca cezasından (1/6) oranında indirim yapılması sureti ile sanığın 9 yıl 2 ay hapis ve 916 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 3-Sanığın cezasından başkaca kanuni ve taktiri artırım ve indirim yapılmasına yer olmadığına, 4-Sanık hakkında hapis cezası ile birlikte hükmedilen 1375 gün adli para cezasının sanığı sosyal ve ekonomik durumu ile diğer şahsi özellikleri nazara alınarak 5237 sayılı TCK'nun 52/2. maddesi hükmü gereğince tam gün sayısının 1(bir) gün karşılığı olarak takdiren 9 16... TLden hesaplanmak suretiyle 18.320,00 -TL adli para cezasına çevrilmesine, 6-Sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile diğer şahsi özellikleri gözetilerek verilen 18.320,00-TL adli para cezasının 5237 sayılı TCK'nun 52/4.maddesi hükmü gereğince takdiren her ay ödemek koşuluyla 24 eşit taksit halinde ödenmesine, 7-5237 sayılı TCK'nun 52/4. maddesi uyarınca sanık hakkında hapis cezası ile birlikte hükmedilen adli para cezası zamanında ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının 6545 sayılı yasanın 81.maddesi ile değişik 5275 sayılı yasanın 106/3.maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infaz edileceğinin sanığa İhtarına (ihtar edildi) 8-Sonuç ceza olarak sanığın 9 yıl 2 ay hapis ve 18.320,00-tl adli para cezası ile cezalandırılmasına," kısmının eklenmesine ve diğer maddelerin de buna göre teselsül ettirilmesine, 2-)Hükmün Sanık ... Yönünden bölümünde yer alan, temel cezanın belirlenmesine ilişkin birinci fıkrasından sonra gelen 2-3-4-5-6-7 ve 8. Fıkraların hükümlerin tamamen çıkartılarak yerine; "2-Sanığın tekerrüre esas ilamının bulunması, benzer suçu işlemedeki ısrarı ve bir daha suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat hasıl olmaması nedenleri ile sanığın cezasından TCK 62 kapsamında indirim yapılmasına yer olmadığına,
3-Sanığın cezasından başkaca kanuni ve taktiri artırım ve indirim yapılmasına yer olmadığına, 4-Sanık hakkında hapis cezası ile birlikte hükmedilen 1650 gün adli para cezasının sanığı sosyal ve ekonomik durumu ile diğer şahsi özellikleri nazara alınarak 5237 sayılı TCK'nun 52/2. maddesi hükmü gereğince tam gün sayısının 1(bir) gün karşılığı olarak takdiren 11 00... TLden hesaplanmak suretiyle 22.000,00-TL adli para cezasına çevrilmesine, 6-Sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile diğer şahsi özellikleri gözetilerek verilen 22.000,00-TL adli para cezasının 5237 sayılı TCK.'nun 52/4.maddesi hükmü gereğince takdiren her ay ödemek koşuluyla 24 eşit taksit halinde ödenmesine, 7-5237 sayılı TCK'nun 52/4. maddesi uyarınca sanık hakkında hapis cezası ile birlikte hükmedilen adli para cezası zamanında ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının 6545 sayılı yasanın 81.maddesi ile değişik 5275 sayılı yasanın 106/3.maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infaz edileceğinin sanığa İHTARINA (ihtar edildi) 8-Sonuç ceza olarak sanığın 11 yıl hapis ve 22.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına," kısmının eklenmesine ve diğer maddelerinde buna göre teselsül ettirilmesine suretiyle, diğer yanları usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, düzeltilerek esastan reddine'' karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri a.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın uyuşturucu madde kullanıcısı olduğuna, suç vasfında hataya düşüldüğüne, suçun unsurlarının oluşmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, delillerin hukuka aykırı toplandığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. b.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın uyuşturucu madde kullanıcısı olduğuna, suç vasfında hataya düşüldüğüne, suçun unsurlarının oluşmadığına, delillerin hatalı değerlendirildiğine, delillerin toplanmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, 26.09.2024 tarihinde yapılan çalışma neticesinde ... plakalı aracın durdurulduğu, Cumhuriyet Başsavcılığından alınan arama emri doğrultusunda araçta yapılan aramada bulunan metamfetamine el konulduğu, sanık ...'un ikametinde yapılan aramada bulunan ... ve hassas teraziye el konulduğu, sanıkların uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, olay tutanağı, araç arama tutanağı, ikamet arama tutanağı, ele geçirilen uyuşturucu maddeler hassas terazi ve uzmanlık raporları ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde suçun vasfına, sübutuna, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımların yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, hükme esas alınan diğer tüm delillerin hukuka uygun şekilde toplandığı, dosya kapsamında hükmün esasına etki edebilecek eksik inceleme bulunmadığı, sanık ... yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşullarının oluşmadığı, sanık ...'nın olaydan iki gün önce sanık ...'un yanına geldiği, sanıkların Mersin'e yola çıkarken telefonlarını sanık ...'un evinde bırakarak yanlarına almadıkları sanık ...'un madde attığını gördüğünü beyan etmesi hususları hep birlikte dikkate alındığında sanıkların atılı eylemi 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesinin birinci fıkrası anlamında iştirak iradesi içerisinde birlikte gerçekleştirdikleri anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 26.09.2024 tarihli ve 2024/1372 Esas, 2024/113 Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Sayın çoğunluğun, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanmasına yönelik kararına; sanığın üzerine atılı suçu diğer sanık ile birlikte iştirak halinde işlediğine dair kesin, somut ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmaması nedeniyle katılmıyorum. Sanık hakkında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiği kanaatindeyim. 26.09.2024 tarihinde ... plakalı araçta yapılan aramada ... maddesi aracın bagaj kısmında ele geçirilmiştir. Sanık ... ise araçta yolcu konumundadır. İhbar ve adli arama kararı doğrudan diğer sanık ...’a yöneliktir. Sanık ... hakkında yapılmış hiçbir ön izleme, fiziki takip veya istihbari kayıt bulunmamaktadır. Uyuşturucu maddelerin bagajda gizlenmiş olması, yolcu konumundaki sanık ...'nın bu maddeleri gördüğü ya da zilyetliğine aldığı anlamına gelmez. Sanık ...’nın aşamalardaki tutarlı savunmasında; diğer sanık ... ile 10 yıldır süregelen duygusal bir ilişkisinin bulunduğu, olay günü Niğde’ye gezmeye geldikleri, ardından Mersin’e doğru yola çıktıkları, Mersin’e varıldığında diğer sanık ...’un "markete gidip geleceğini, kendisini arabada beklemesi gerektiğini" söyleyerek araçtan ayrıldığı, yaklaşık 45 dakika sonra geri geldiği, ancak kendisinin uyuşturucu maddeyi hiç görmediği ve varlığından haberdar olmadığı beyan edilmiştir. Dosyadaki kriminal rapora göre, ele geçirilen madde ambalajları üzerinde yapılan parmak izi incelemesinde sanık ...’e ait hiçbir parmak izine rastlanılmamıştır. Bu durum, sanığın maddeyi hiç görmediği ve dokunmadığı yönündeki savunmasını doğrudan doğrulamaktadır. Suçun diğer materyali olan hassas terazi ve uyuşturucu artıkları, sanık ...'nın hiçbir egemenlik hakkı ve bağı bulunmayan, diğer sanık ...'un ikametinde ele geçirilmiştir. Sayın çoğunluğun mahkûmiyete gerekçe gösterdiği "telefonların ...'un evinde bırakılması" hususu, uyuşturucu ticareti suçunun iştirak iradesini kanıtlamaya yeterli değildir. Sanık ... savunmasında, çocukları ile görüştükten ve iftarını yaptıktan sonra "telefon lazım olmaz" düşüncesiyle cihazı yanına almadığını beyan etmiştir. 10 yıldır duygusal bağ içerisinde olduğu bir kişiyle seyahat eden kadının yanına telefon almaması, suç gizleme kastından ziyade sosyal ilişkinin doğasından kaynaklanabilecek bir ihmal veya kişisel tercih olarak değerlendirilmelidir. Ceza hukukumuzda objektif sorumluluk (kusursuz sorumluluk) yasaklanmıştır. Yalnızca suçun işlendiği esnada aynı araçta bulunuyor olmak veya diğer sanıkla gönül ilişkisi içerisinde olmak, tek başına suça iştirak edildiğinin kanıtı sayılamaz. Aksinin kabulü, sevgilisinin veya eşinin illegal eylemlerinden ötürü kişiyi mutlak sorumlu tutmak anlamına gelir ki bu durum TCK’nın 20. maddesindeki şahsilik ilkesine aykırıdır. Birlikte faillik için aranan "fiil üzerinde ortak hakimiyet kurma" unsuru somut olayda gerçekleşmemiştir. Maddelerin alım satım sürecini yöneten, parayı temin eden ve maddeleri bagaja saklayan kişi diğer sanıktır. Sanık ...’nın bu eylemlere maddi veya manevi bir katkı sunduğu, suç kararına katıldığı şüphe boyutunu aşamamıştır. Ceza muhakemesinin temel amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. İhtimallere, varsayımlara veya "birlikte seyahat ettiklerine göre kesin biliyordur" şeklindeki mantık yürütmelere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Sanığın uyuşturucudan haberdar olduğu ve iştirak kastıyla hareket ettiği hususu şüphelidir. Şüphe ise her zaman sanık lehine yorumlanmalıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna iştirak ettiğine dair mahkûmiyetine yeterli, kesin ve somut delil bulunmadığından, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, sayın çoğunluğun mahkumiyetin onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.11.06.2026