Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/488 E. 2026/291 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/488
- Karar No
- 2026/291
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 149-237
I. HUKUKÎ SÜREÇ Zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a maddesi delaletiyle 103/1-3. cümlesi, 103/3-c, 43/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca; mağdur ...'a yönelik eylemlerinden 16... ay 7 gün; mağdur ...'ya yönelik eylemlerinden ise 15... ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.12.2020 tarihli ve 244-232 sayılı hükümlerin sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 23.02.2021 tarih ve 330-304 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın da sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 02.03.2022 tarih ve 20129-1802 sayı ile; ''...Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurlar ile müşteki ...’nın aşamalarda değişen anlatımları, tanık beyanları, savunma, alınan raporlar ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararlarının yerinde olmadığı," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesince 10.06.2022 tarih ve 149-237 sayı ile "Her ne kadar Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2021/20129 Esas-2022/1802 Karar sayılı bozma ilamında mağdurlar ile müşteki ...'nın aşamalarda değişen anlatımlarından bahsedilmiş ise de, gerekçeli kararda da bahsedildiği üzere segbis kaydında da sabit olduğu üzere ...'a ‘sana kızan oldu mu’ diye sorulduğunda babaannesinin kızdığını beyan ettiği, anne ve çocuklar üzerinde aile büyüklerinin beyanları değiştirmeleri için baskı kurdukları, anne ...'nın çocukların küçük yaşta olmalarına rağmen detaylı beyanlarda bulunmalarını, çocukların ...'ın telefonundan pornografik görüntüler görmüş olabileceklerini zira ...'ın bir kere telefonunun eline aldığında pornografik içerik gördüğünü beyan ederek çocukların tarif ettikleri istismar eylemlerini bu görüntülerden öğrenmiş olabileceklerini ima ettiği görülmüştür. Her iki çocuğun soruşturma aşamasında ayrıntılı beyanlarını telefondan görmüş olabilecekleri cinsel içerikli görüntülerle izah mümkün değildir. Mağdur ...'ın 4-6 yaş aralığında istimara maruz kaldığı beyandan anlaşılmaktadır. ...'ın sanık için, ‘o beni ileri geri hareket ettiriyordu’ şeklindeki beyanı dikkate alındığında 4-6 yaş aralığında bir çocuğun cinsel tatmin amacı güden eylemi yaşamadan bu kadar net tasvir ve tarif etmesi mümkün değildir. Mağdurların ve annesi ...’nın kovuşturma aşamasında önceki beyanlarından döndükleri görülmüş ve müşteki ...'nın sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmiş ise de, mağdurlar ... müştekiler ile sanık arasındaki yakın akrabalık ilişkisi sebebiyle gerçekleşen çevresel baskı sonucu mağdur ... müştekilerin iddialarından dönmelerinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, zira kovuşturma aşamasında düzenlenen 05.11.2020 tarihli adli görüşme değerlendirme raporunda mağdur ... için yönlendirmelere açık olduğu ve buna göre hareket etme potansiyelinin yüksek olduğu, sorulan bazı sorulara öncesinde ezberlenmiş cevaplar verdiği ve yine mağdur ... için yönlendirmeye oldukça açık olduğu, pek çok konuda kafasının karışmış olduğu şeklinde belirtildiği dikkate alındığında mağdurların kovuşturma aşamasındaki beyanlarının çevresel baskı ve yönlendirme sonucu verilmiş beyanlar olduğu hususunu doğruladığı, soruşturma aşamasında alınan 16.07.2020 tarihli adli görüşme değerlendirme raporunda ise mağdur ...'ın iyi düzeyde kendisini ifade edebildiği, iletişime açık olduğu, sorulara açık bir şekilde ayrıntı içeren spontan bilgiler verdiği, mağdur ...'ın da spontan cevaplar verdiği, kendisini iyi ifade edebildiği, bu haliyle mağdurların beyanlarının güvenilir olduğu şeklinde belirtilen raporun mağdurlar ... müştekilerin sıcağı sıcağına alınan ilk beyanlarıyla ve olayın özellikleri ile örtüştüğü, mağdur ...'ın soruşturma aşamasında ‘amcasının lilisini poposuna sıyrık attığını, amcasının lilisini gördüğünü, büyük ve uzun olduğunu’ şeklindeki anlatımı, yine mağdur ...'nın soruşturma aşamasında ‘babaannesinin uzakta olduğunda sanığın kucağına aldığını, biri gelene kadar eylemlerine devam ettiğini, cinsel organını hiç sokmadığını, sıvı gibi bir şey hissettiğini, eli ile cinsel organını tutarak ileri geri yaptığı, babaannesinin çok uzak bir yere gitmediğinde kıyafetlerinin üzerinden yaptığı’ gibi detaylı anlatımları, mağdur ...'ın kovuşturma aşamasındaki beyanında amcasının kendisine kötülük yaptığını anlattığı için kendisine kızan olup olmadığı hususu sorulduğunda mağdurun ‘babaannesinin kendisine kızdığına’ dair kovuşturma aşamasında alınan 05.11.2020 tarihli adli görüşme değerlendirme raporunu doğrular nitelikteki beyanı dikkate alındığında mağdurların ve müşteki annenin sonraki beyanlarına itibar edilmeyip olayın intikalinin hemen akabinde verdikleri tutarlı ifadeleri hükme esas alınması gerektiği, müşteki ...'nın yaşananları öğrendikten dört gün sonra yaptığı ihbarda aile içi yapılan baskı ve çocuklarının devlet korumasına alınması korkusunu yaşadığı gözetilerek mağdurlar ... müşteki annenin hemen ihbarda bulunmamasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, dolayısıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2021/20129 Esas-2022/1802 Karar sayılı bozma ilamındaki görüşün aksine, sanığın yeğenleri olan mağdurlara karşı ‘Çocuğun Cinsel İstismarı’ suçunu işlediği hususunda mahkememizce bir şüphe bulunmadığı," gerekçelerine dayanılıp, bozmaya direnilerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.01.2023 tarihli ve 118911 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.09.2023 tarih ve 1201-5406 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Ortaokul yedinci sınıf öğrencisi olan mağdur ...’nın, üç ya da dördüncü sınıfta başladığını ve en son altıncı sınıfta, mağdur ...’ın ise ilk olarak dört yaşında başladığını ve en son altı yaşında gerçekleştiğini ileri sürdükleri istismar olaylarının, 08.07.2020 tarihinde Alo 183 hattına şikâyetçi ... tarafından yapılan bildirimin kolluğa ihbarı üzerine 13.07.2020 tarihinde adli mercilere intikal ettiği, 08.07.2020 tarihli Alo 183 hattı başvuru bilgi formuna göre; bilgilerinin gizli kalmasını isteyen bir vatandaşın, iki-üç gün önce arkadaşının beş yaşındaki erkek çocuğu ile on bir yaşındaki kız çocuğuna, ara sıra bırakıldıkları babaannelerinin yanında amcaları tarafından yaklaşık iki yıldır cinsel istismarda bulunulduğunu, amca ile ailesinin olayı inkâr ettiklerini, arkadaşının çocukların devlet korumasına alınmasından korktuğu için polise başvurmak istemediğini, on bir yaşındaki çocuğun durumu annesine yeni anlattığını ve amcasının kendisine ''Söylersen seni öldürürüm.'' dediğini; şahsın ..., çocukların ise ... ile ... olduklarını, ailenin rezil olacakları düşüncesiyle olayı örtbas etmeye çalıştığını beyan ettiği, 13.07.2020 tarihli kolluk tutanağına göre; görevli sosyolog tarafından İlçe Emniyet Müdürlüğüne gidilerek adli işlem başlatılması konusunda bilgilendirme yapıldığı, 16.07.2020 tarihli adli görüşme değerlendirme raporlarında; mağdurların yaşlarıyla uyumlu fiziksel ve bilişsel gelişime sahip olup kendilerini iyi ifade edebildikleri, cinsel eylemlere ilişkin ayrıntılı ve spontan bilgiler verdikleri, olayın oluşunu beden diliyle tasvir ettikleri ve beyanlarının güvenilir bulunduğu; ayrıca ...’ın sürece ilişkin çekingen tavır sergilediği ve yaşı nedeniyle olayların tamamını hatırlayamadığı, Kovuşturma aşamasında düzenlenen 05.11.2020 tarihli adli görüşme raporlarına göre; mağdurların gerçek ile yalanı ayırt edebilecek yeterliliğe sahip olmakla birlikte yaşları itibarıyla yönlendirmeye açık oldukları; mağdur ...’nın önceki ifadesini annesinin baskı ve yönlendirmesiyle verdiğini, olayların gerçekleşmediğini, beyanlarının bir kısmının annesinin anlatımlarını, diğer kısmının ise kendi kurgusunu içerdiğini, sanığa kardeşlerini daha çok sevdiği için kızdığını, ancak artık onu sevdiğini söylediği, bazı sorulara ezberlenmiş cevaplar verdiği izleniminin edinildiği; mağdur ...’ın ise annesinin sinirlenmesinden korkarak verdiği önceki ifadesini kabul etmeyerek anlattığı olayların gerçekte yaşanmadığını, köydeki evde bazen yalnız kaldıkları sanığın, kendisine harçlık, hediye ve telefon vermediğini, bazen sinirlenip kendisini dövdüğünü, önceki ifadesi nedeniyle annesi ile babaannesinin kendisine kızdıklarını belirttiği, kendisini iyi ifade edebilecek zihinsel gelişime sahip ise de birçok soruya ''Bilmiyorum, hatırlamıyorum.'' şeklinde cevaplar verdiği, yaşı itibarıyla sebep-sonuç ilişkisi kuramadığı ve pek çok konuda kafasının karışık olduğunun gözlemlendiği, 14.07.2020 tarihli KTÜ Tıp Fakültesi Adli Kurul Raporuna göre; mağdur ...’nın muayenesinde hymenin intakt, diz-dirsek pozisyonunda anal sfinkter tonusu ile anal mukozanın doğal bulunduğu, 14.07.2020 tarihli vaka değerlendirme raporuna göre; mağdurların kendilerini iyi ifade edebildikleri, fiziksel gelişimlerinin yaşlarına uygun olduğu, Anlaşılmıştır. Mağdur ..., soruşturma evresinde; altı yaşında olduğunu, annesi, babası, kardeşleri ... ve ... ile birlikte yaşadığını, babasının inşaatta çalıştığını, dedesi, babaannesi ve amcası olan sanığın ise köyde yaşadıklarını, babasının dövmesi nedeniyle sanığın köyden gittiğini, kendisine kötü hareketler yaptığı için sanık ile ilişkilerinin kötü olduğunu, erkek cinsel organını lili olarak isimlendirdiğini, dedesinin evinde kaldığı zamanlarda sanığın dört yaşından altı yaşına kadar kendisine kötü ve terbiyesiz davranışlarda bulunduğunu, ''Bunları annene, babana söyleme!'' dediğini, sanığın kıyafetleri üzerinden cinsel organı ile özel bölgesine sıyrık attığını, sanığın cinsel organını bir kez babaannesinin odasında iken gördüğünü, sanığın, kendi vücuduna dokunmasını istemediğini, sanığın kendisine kötü davrandığını, yalan söylediğini, araba alacağını söylemesine rağmen almadığını, para vermediğini, kendisine vurduğunu kovuşturma evresinde ise; sanığın kendisine bir şey yapmadığını, annesi kendisini sıktığında ''Amcam gibi sıkma!'' dediğini, annesinin ise ''Amcan sana birşey mi yaptı?'' diye sorduğunda ''Evet.'' şeklinde karşılık verdiğini, zira sanığa sinir olduğunu, daha sonra babasının köye giderek sanığı dövdüğünü, önceki ifadesinde yalan söylediğini, ablasının annesine anlattıklarını duymadığını, ilk ifadesi nedeniyle kendisine kızılmış olabileceğini, babaannesinin kızdığını, ablasına ise kimsenin sinirlenmediğini, Mağdur ..., soruşturma evresinde; on iki yaşında olduğunu, yedinci sınıfta okuduğunu, babaannesi ve dedesiyle köyde yaşayan ve amcası olan sanığın, üçüncü ya da dördüncü sınıftan altıncı sınıfa kadar kendisine cinsel istismarda bulunduğunu, kıyafetlerinin üzerinden kendisine cinsel amaçlı dokunurken kardeşlerinin kendilerini görmüş olabileceğini, sanığın cinsel organını gördüğünü ancak kendi vücuduna dokunmasını istemediğini, bu davranışları kaç kez yaşadığını hatırlamadığını, bu olayların sanığın kendi evinde de yaşandığını, böyle durumlarda sanığın kendisine ve kardeşlerine para veya telefon verdiğini, bir keresinde kimseye söylememesi için 70 TL parayı kendisine verilmek üzere annesi ...'ya bıraktığını, aynı şeyleri kardeşine de yaptığını kardeşi bunu söyleyince öğrendiğini, sonrasında kardeşi ... ile birlikte yaşadıklarını annesine anlattıklarını, Kovuşturma evresinde ise; önceki ifadesini aradan geçen zaman nedeniyle hatırlamadığını, okunan ifadesindeki olayların yaşanmadığını, bir gün kahvaltıda annesinin kardeşi ...'ı kucağına aldığını ve sıktığını, kardeşinin ''Anne ... Amcam gibi beni sıkma.'' dediğini, bu tepki nedeniyle annesinin tedirgin olduğunu, ''Kızım sana da böyle yapıyor mu, yani böyle sıkıyor mu seni?'' diye sorduğunu, konunun ne olduğunu anlamadığı için annesinin sorduğu sorulara ''Evet.'' şeklinde cevap verdiğini, annesinin, cinsel organının olduğu yeri göstererek ''Burana değdi mi?'' sorusunu da aynı biçimde yanıtladığını, ama ne olduğunu bilmediğini, anlamadan başka bir konudan bahsettiğini zannettiğini, sonra annesinin, söylediklerini babasına ilettiğini, babasının sinirlendiğini, köye gittiklerini, babasının sanığa vurduğunu, sonrasında çok korktuğu için sözlerini geri alamadığını, doğruları söylerse babasının kendisine de vuracağından korktuğunu, polise gittiklerini ve ifade verdiklerini, ancak daha sonra babasına doğruları anlattığını, babasının kendisine kızmadığını ve annesine durumu anlattığını, ifadesindeki olayların hepsini uydurduğunu, kimsenin kendisine akıl vermediğini, zaten televizyonda gördüğü şeylerden bahsettiğini, ayrıca kimsenin ifadesini geri alması için de kendisini tembihlemediğini, amcasını sevdiği için ifadesini geri aldığını, Şikâyetçi ... soruşturma evresinde; Alo 183 hattına, çocuklarının amcaları olan sanık tarafından istismara uğradığını bildirdiğini, görgüsünün olmadığı olayı, çocuklarının anlattığı kadarıyla bildiğini, 04.07.2020 tarihinde mağdur ...'ı kucağına sevmek için aldığında "Anne, amcam gibi s... yapma." diye tepki göstermesi üzerine şok olduğunu, "Anne amcam sürekli bana öyle yapıyor." dediğini, yanında bulunan mağdur ...'nın kardeşini susturmaya çalıştığını, kızına sorduğunda ''Anne, utanıyorum ve korkuyorum.'' şeklinde karşılık aldığını, mağdurları sakinleştirince istismara uğradıklarını anlattıklarını, sanığın eylemlerinin eşinin ailesinin köyde bulunan evlerinde gerçekleştiğini, çalıştığı için çocuklarını hafta içi eşinin ailesinin köydeki evlerine bıraktığını, oğlunun hafta içi köyde kaldığını, kızının ise köye ara sıra gittiğini, Kovuşturma evresinde ise; aynı hususlara genel itibarıyla yer vererek çocuklarının anlattıklarını eşiyle konuştuğunu, eşinin de köye gidip hiçbir şey söylemeden sanığı dövdüğünü, kayınvalidesi ve kayınpederiyle arasının çok iyi olmadığını, mal paylaşımı sırasında payın çoğunu sanığın aldığını ve bundan rahatsızlık duyduğunu, ancak şikâyetçi olmadığını, fevri davranıp olayın iç yüzünü anlamadan 183'ü aradığını, kendisine sert davrandığı için kızının korkmuş olabileceğini, Şikâyetçi ... soruşturma evresinde; sanığın çocuklarına yönelik istismarda bulunduğunu hiç görmediğini ve duymadığını, çocuklarında bir anormallik olsa hissedeceğini, eşinin psikolojik rahatsızlıklarının olduğunu ve ilaç kullandığını, aile büyüklerinin sanığa yardımlarda bulunmasını eşinin hazmedemediğini, bu nedenle sanığa husumet beslediğini, sanığın çocuklarına istismarda bulunduğuna ihtimal vermediğini, çocuklarının, annelerinin baskısıyla ifade verdiklerini düşündüğünü; Kovuşturma evresinde ise; eşinin, çocuklarının anlattıklarını kendisine aktarması üzerine kimseye birşey sormadan çocukları arabaya bindirip köye gittiğini, zaten iki gün önce attığı odunun arabasına çarpması nedeniyle sanıkla arasında sıkıntı bulunduğunu, köye vardığında bir şey demeden önce yumrukla sonra da kuru bir odunla sanığı dövdüğünü, mal paylaşımı ve ailesinin yardımları sebebiyle aralarında zıtlaşma olsa da çocukları konusunda sanığa güvendiğini, oğlu ...'ın da tanık olarak dinlenmesini istediğini, eşi şikâyet ettikten üç veya dört gün sonra arabada ''Amcan sana bir şey yaptı mı?'' diye sorduğunda kızının ''Bir şey yapmadı.'' diyerek karşılık verdiğini, Tanık ...; sanığın annesi olduğunu, mağdur ...'ın sürekli kendisi ile kaldığını, mağdur ... ile ...'ın ise anne ve babasıyla kaldıklarını, sanığın köyde bir evi olduğunu ve gelini olan şikâyetçinin bu duruma biraz tepkili olduğunu, Tanık ...; sanığın babası olduğunu, köyde sanığın ayrı bir evinin olduğunu, mağdurların hafta sonu anne ve babalarıyla gelip yine onlarla birlikte geri döndüklerini, mağdur ...'ın hafta içi kendilerinde kaldığını, sanığı bekâr olması nedeniyle mal paylaşımı konusunda kayırdığını, bu nedenle şikâyetçiler ile aralarında çekememezlik olduğunu, İfade etmişlerdir. Sanık; abisi olan şikâyetçi ... ile arasında husumet veya anlaşmazlık olmadığını, yengesi ...'nın ise kendisine ait evin bulunması ve babasına ait mal ve arazi meseleleri nedeniyle kendisini kıskandığını, mağdurları köye geldiklerinde gördüğünü, mağdur ...’nın hiçbir zaman tek başına annesi ile babasının evinde kalmadığını, ancak mağdur ...’ın ara sıra kendileriyle kaldığını, mağdurlara para vb. bir şey vermediğini, hediye almadığını, mağdur ...'ya cep telefonunu hiç vermediğini, mağdur ...'a ise telefonunu bazen verdiğini, iddiaları kabul etmediğini, şîkayetçi ...'nın ilaç kullandığını, çocuklarına şiddet uyguladığını ve bu nedenle çocukların psikolojilerinin bozulduğunu, mağdurların annelerinin yönlendirmesiyle ifade vermiş olabileceklerini, mağdur ...'ı kucağına alıp amca yeğen ilişkisi çerçevesinde sevdiğini, mağdurlar yüzünden bir ya da iki hafta önce abisi ve yengesinin kendisine hiçbir şey söylemeden odun ile kafasına vurduklarını, olayı o zaman öğrendiğini savunmuştur.
IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-2 94... .04.2025 tarihli ve 308-180 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B.Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanığın, öz amcası olduğu mağdurlara, babaannelerinin köy evinde zincirleme şekilde cinsel istismarda bulunduğu Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; İletişim bilgilerinden de anlaşılacağı üzere 08.07.2020 tarihinde Alo 183 hattını arayan şikâyetçi ...’nın bildirimi üzerine görevli sosyoloğun kolluğu bilgilendirmesiyle adli mercilere intikal eden olaya dair ilk aşamada alınan mağdur ... şikâyetçi ifadelerinin sanık aleyhine olduğu, 16.07.2020 tarihli adli görüşme raporlarında da mağdurların anlatımlarının güvenilir bulunduğunun belirtildiği, buna karşılık kovuşturma aşamasında her iki mağdurun beyanlarından dönerek olayların yaşanmadığını, içinde bulundukları korku ve annelerinin yönlendirmesi nedeniyle söz konusu isnatlarda bulunduklarını öne sürdükleri, şikâyetçi ...’nın da mahkeme huzurunda olayın iç yüzünü tam olarak anlamadan Alo 183 hattını aradığını ve sinirli şekilde yönelttiği sorulardan çocuklarının etkilenmiş olabileceklerini açıkça dile getirdiği; şikâyetçi ...’un ise sanığa çocukları konusunda güvendiğini ve sanığın kendisine bir şey yapıp yapmadığını sorduğu mağdur ...'dan ''Bir şey yapmadı'' cevabını aldığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Adli görüşme raporlarında; mağdur ...’nın önceki beyanını annesinin baskı ve yönlendirmesiyle verdiğini, bazı hususların annesinin anlatımından, bazılarının ise kurgusundan ibaret olduğunu, mağdur ...’ın da önceki ifadesini kabul etmeyerek istismar olaylarının yaşanmadığını, annesinin sinirlenmesinden korktuğunu belirttikleri, her iki mağdurun yönlendirmeye açık olduklarının gözlemlendiği tespitlerinde bulunulmuştur. Şikâyetçi ...'nın sanık ... ailesi ile mal paylaşımı gibi meselelerden kaynaklanan bazı sorunlarının bulunduğu da nazara alındığında, isnada konu olayın aile içi ihtilaflardan tamamen bağımsız bir biçimde ortaya çıktığının söylenebilmesi mümkün görülmemiştir. Gerek mağdurlar gerekse şikâyetçi ..., mağdur ...'ın adı geçen şikâyetçinin kucağında iken söylediği bir söz üzerine gelişen olaylara dair ilk ifadelerini neden verdiklerini anlaşılabilir şekilde açıkça izah etmişlerdir. Kaldı ki izlenen görüntüler ve tanzim olunan adli görüşme rapor ile alınan ifadelere nazaran mağdurların tasvire dayalı anlatımlarının güvenilirliği, ciddi biçimde tartışmalı hâle gelmiştir. Şu hâlde, tüm dosya muhtevası bir bütün olarak değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmeyen sanığın isnat olunan eylemi işlediği yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçlardan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesi direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1- Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2022 tarihli ve 149-237 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin gerekçelerinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin, sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçlarının sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 06.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.