Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/9051 E. 2026/1942 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9051
- Karar No
- 2026/1942
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde alacaklının icra mahkemesine başvurusunda, örnek 7 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra dairesine verdiği dilekçe ile borca itirazı üzerine duran takibin devamı amacıyla açılan itirazın iptali davası sonucunda mahkemece, davanın kısmen kabulü ile borçlunun itirazının 1.241.477,40 TL yönünden iptaline, takibin takip talebindeki diğer koşullarla birlikte devamına karar verildiğini, anılan ilamın ibrazı ile takibe konu emtiaların icra müdürlüğüne başvuru tarihindeki İstanbul Altın Borsası satış değeri üzerinden icra emri düzenlenmesi taleplerinin icra müdürlüğünce reddedildiğini, kararının itirazın iptali ilamına aykırı olduğunu ileri sürerek icra müdürlüğü kararının iptaline karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, itirazın iptali ilamının hüküm fıkrasının aynen infazının zorunlu olduğu, hükümde takibin ‘takip talebindeki diğer koşullarla birlikte devamına’ karar verildiği gerekçesi ile şikayetin kabulüne, icra müdürlüğünün 16.10.2023 tarihli işleminin iptaline karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür. Takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı tarafından 11.319 gr. altın (8.742,73 gr. Has altın) ve 12.750 gr. gümüş (9.406,019 gr. has gümüş), 1.241.477,40 TL asıl alacağın tahsili için genel haciz yolu ile takibe başlandığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.06.2023 tarih ve 2017/946 E.-2023/277 K. sayılı ilamı ile “Açılan davanın kısmen kabulü ile, ... itirazın, 1.241.477,40 TL asıl alacak tutarı kadar ... itirazının iptali ile takip talepnamesindeki diğer koşullarla birlikte iş bu miktar üzerinden devamına,” karar verildiği, alacaklı tarafından itirazın iptali ilamının ibrazı ile takibe konu 8.742,73 gram Has altın ve 9.406,019 gram has gümüşün takibin yenilendiği tarihteki İstanbul Altın Borsası satış değeri üzerinden Türk Lirası olarak hesaplanarak icra emri düzenlenmesinin talep edildiği, icra müdürlüğünce, ilamda açıkça miktar belirtildiği gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği görülmektedir. İtirazın iptali davası sonucunda verilen karar uyarınca, ilamsız icra takibinin başlatıldığı dosya üzerinden, takipte istenip de mahkemece de takibin devamına karar verilen
asıl alacak ve faizi hakkında takibe devam edilmesine engel yoktur. Bunun için icra emri gönderilmesine de gerek bulunmamaktadır. Ancak, itirazın iptali kararının fer'isi niteliğinde olan tazminat, harç, vekalet ücreti ve yargılama gideri ilama dayandığından, borçluya aynı dosya üzerinden icra emri düzenlenerek tebliğ edilmesi gerekmekte olup, icra emri gönderilmeden alacaklının talebi ile bakiye borç hesabı yapılmak sureti ile itirazın iptali ilamının fer'isi niteliğindeki tazminat, harç, vekalet ücreti ve yargılama giderinin talep edilmesi mümkün değildir. Somut olayda, itirazın iptali ilamı ile devamına karar verilen asıl alacak tutarının ilamsız takipte talep edilen tutar ile aynı olduğu, alacaklı tarafından yalnızca asıl alacağa yönelik icra emri düzenlenmesi talebinde bulunulduğu, ilamla ilk kez hükmedilen ferilerin tahsilinin talep edilmediği görülmüştür. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, itirazın iptali ilamı ile devamına karar verilen asıl alacak tutarının ilamsız takipte talep edilen tutarla aynı olduğu, bu nedenle asıl alacak yönünden takibe ilamda belirtildiği üzere takip talepnamesindeki koşullarla aynen devam edileceği ve bu alacak için icra emri düzenlenemeyeceği gerekçesiyle şikayetin kabulü ile icra müdürlüğü kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile icra müdürlüğü kararının iptaline karar verilmesi doğru değil ise de sonuçta icra müdürlüğü kararının iptaline karar verildiğinden, sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması cihetine gidilmiştir. SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddesi uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 26.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Uyuşmazlık; alacaklı vekilinin 13.10.2023 tarihli talebinin reddine dair 16.10.2023 tarihli müdürlük kararının iptali istemidir. İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün 2024/9498 Esas sayılı (önceki esas 2017/21281 Esas) takip dosyasında, alacaklı tarafından borçlu hakkında örnek 7 nolu ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun yasal sürede itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda şikayetin kabulü ile İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün 2017/21281 Esas sayılı dosyasından düzenlenen 16.10.2023 tarihli müdürlük işleminin iptaline karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; "...Davacı - alacaklı tarafından davalı - borçlu aleyhine açılan itirazın iptali davasında İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/946 - 2023/277 E. K sayılı 15/06/2023 tarihli ilamı ile "...davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 1.251.477,40 TL asıl alacak tutarı kadar alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazının iptali ile takip talepnamesindeki diğer koşullarla birlikte iş bu miktar üzerinden devamına... " şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı - alacaklı tarafından davalı - borçlu hakkında başlatılan 04/07/2017 tarihli takip talebinde ve ödeme emrinde 1.245.456,93 TL toplam alacağın...11.319 gram (8.742,73 has) altın ve 12.750 gram (9.406,019 has) gümüş alacağının ödeme günündeki İstanbul Altın Borsası Satış Değeri Üzerinden Türk Lirası Karşılığına işletilecek ticaret faizi ile birlikte tahsili talebidir. İbarelerinin yazılı olduğu görülmektedir. İlamların infaz edilecek kısmının, hüküm bölümü olduğu, hükmün içeriğinin aynen infazı gerektiği ve gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili icra mahkemesinin ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay ESAS NO : 2025/9051
Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 gün ve E:1997/12-517, K:1997/776; 22.03.2006 gün ve E:2006/12-92, K:2006/85; 25.06.2008 gün ve E:2008/12-451, K:2008/453; 03.03.2010 gün ve E:2010/12-124, K: 2010/110 sayılı ilamları). Somut olayda; şikayete konu müdürlük kararının dayanağını oluşturan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/946 - 2023/277 E. K sayılı 15/06/2023 tarihli ilamı ile "...davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 1.251.477,40 TL asıl alacak tutarı kadar alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazının iptali ile takip talepnamesindeki diğer koşullarla birlikte iş bu miktar üzerinden devamına... " şeklinde karar verildiği, bu durumda icra dairesince ilam doğrultusunda düzenlenecek icra emrinde ilk takip talebinde yer alan 1.245.456,93 TL toplam alacağın...11.319 gram (8.742,73 has) altın ve 12.750 gram (9.406,019 has) gümüş alacağının ödeme günündeki İstanbul Altın Borsası Satış Değeri Üzerinden Türk Lirası Karşılığına işletilecek ticaret faizi ile birlikte tahsili talebidir. İbarelerine yer verilmesi gerektiği şikayete konu müdürlük kararının usul ve yasaya ve takibin dayanağı olan ilama aykırı olduğu görülmektedir. O halde ilk derece mahkemesince şikayetin kabulüne ve müdürlük kararının iptaline karar verilmesi gerekir ki, ilk derece mahkemesi kararının aynı doğrultuda olduğu ileri sürülen istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır..." şeklinde karar verildiği, bu kararın da borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. İlamların infazında esas alınacak bölüm hüküm fıkrası olup, ilamın kapsamı ve infaz şekli yorum ve te'vil yoluyla değiştirilemez veya daraltılamaz. İcra dairesi ile icra mahkemesinin görevi, dayanak ilamı aynen infaz etmekten ibaret olup, hüküm fıkrasında yer alan hak ve yükümlülükleri değiştirecek, sınırlandıracak veya farklı bir içerik yükleyecek şekilde değerlendirme yapılması mümkün değildir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarında da ilamın infazında hüküm fıkrasının esas alınacağı, icra organlarının ilamı yorumlama yetkisinin bulunmadığı açıkça kabul edilmiştir. Somut olayda, şikâyete konu müdürlük kararının dayanağını oluşturan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.06.2023 tarihli, 2017/946 Esas-2023/277 Karar sayılı ilamında, borçlunun itirazının 1.251.477,40 TL asıl alacak yönünden iptaline ve takibin takip talepnamesindeki diğer koşullarla birlikte bu miktar üzerinden devamına karar verildiği görülmüştür. Mahkemece takibin takip talepnamesindeki diğer koşullarla birlikte sürdürülmesi açıkça hüküm altına alındığından, takip talebinde yer alan “1.245.456,93 TL toplam alacağın 11.319 gram (8.742,73 has) altın ve 12.750 gram (9.406,019 has) gümüş alacağının ödeme günündeki İstanbul Altın Borsası satış değeri üzerinden Türk Lirası karşılığının tahsili” yönündeki kayıtların da ilam kapsamında bulunduğunun kabulü zorunludur. Belirtilen tüm bu nedenlerle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yalın şekilde onanmasına karar verilmesi gerektiğinden, Dairemizin Sayın çoğunluğunun farklı gerekçeyle onama kararına iştirak edemiyorum.26.03.2026