Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/8185 E. 2026/3456 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8185
Karar No
2026/3456
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ile ... vekili ve davalı ... vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması temyiz eden davalı ... ile ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı ...Ş. vekili Av. ... ve davalı ..., ... vekili Av. ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra uygun görülen Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile ... İşletmeleri Orm.Ür.Loj.Nak.İnş.Tur.Kim.San. ve Tic.Ltd.Şti. arasında imzalanan kredi sözleşmesine davalı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı borçlu ile diğer borçlular hakkında Kocaeli 3. İcra Müdürlüğünün 2013/5427 E. sayılı dosyası ile icra takibine geçtiklerini, davalı ... aleyhine başlatılan icra takibinde, davalı borçlu adına kayıtlı araç ve taşınmaz kaydı tespit edilemediğini, davalı ...'ın muvazaalı olarak yaptığı devir işlemi ile müvekkili bankanın alacağını tahsil edebilmesini engellediğini, adına kayıtlı dava konusu taşınmazlarını davalı ...'a devrettiğini, ...'ın da davalı ...'e ve ...'a devrettiğini, taşınmazların semt ve konumları dikkate alındığında satış bedelinin piyasa değerinin çok altında kaldığını, iptale konu taşınmaz mal varlıklarını devralan kişilerin borçlunun yakınları olduğunu belirterek tasarrufların iptalini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; adına kayıtlı ve dava konusu edilen taşınmazları ilk olarak şuyulandırma işlemlerini takip edebilmesi ve bürokratik engellerin kolayca aşılabilmesi adına davalı ...'a devrettiğini, bu bağlamda davalı ...'ın gerçekte malik olmadığını, nitekim söz konusu taşınmazları davalılardan ... ile ...'e kendisinin sattığını ve bedellerini de kendisinin tahsil ettiğini

belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde; davalı ... adına kayıtlı bulunan ve dava konusu edilen taşınmazların ilk olarak şuyulandırma işlemlerinin takip edilebilmesi ve bürokratik sürecin kolayca takip edilebilmesi için kendi üzerine temlik aldığını, bu nedenle kendisinin gerçek malik olmadığını, emanetçi olduğunu, taşınmazların satış bedelini tahsil etmediğini, davalı ...'ın daha sonra taşınmazları yeğeni olan ... ile ...'e sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu edilen taşınmazlardan ikisini yatırım amaçlı olarak satın aldığını, taşınmazların satım bedelini çek keşide ederek peşin ödediğini, davacı banka ile davalı ... arasındaki borç ilişkisini bilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tasarrufun iptali talep edilen satışın daha önceden kararlaştırılıp bedeli tamamen ve nakden ödenmek suretiyle satın alınmış gerçek satış işlemi olduğunu, taşınmazın gerçek rayiç değerinin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'ın satış sözleşmesinin 15.11.2012 tarihinde kurulduğu ve havaleler ile o tarihte ödeme yaptığı, tapu işleminin daha sonra yapıldığı savunmasında bulunmuş ise de ödeme yapılan tarihlerde taşınmaza malik olmadığı, resmî senette yazılı bedel ile gerçek satış bedeli arasında misli fark bulunduğu, satış bedellerinin ödendiğinin davalılarca ispat edilemediği, taşınmazların kısa sürelerle el değiştirdiği ve davalılar arasında yapılan satışların alacaklıdan mal kaçırma saiki ile muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davaya konu Kocaeli İli, ... İlçesi, ... Mah., 385 Ada, 5, 6, 10... Parsel numaralı şuyulandırma ve ifraz ile Kocaeli İli, ... İlçesi, ... Mah. 3 61... nolu Parsel, 4 17... nolu parselde (5227/1164 48... /116448 hisseler), 3 75... nolu Parsel ve 4 23... Parsel sayılı taşınmazlara dönüşen taşınmazlarda davalılar arasında yapılan satış ve devir işlemlerine ilişkin tasarrufların davacının Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2020/49597 E. (Kapanan Kocaeli 3. İcra Müdürlüğünün 2013/5437 E.) sayılı takip dosyasındaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere davacı yönünden tasarrufların iptaline, davacıya Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2020/49597 E. (Kapanan Kocaeli 3. İcra Müdürlüğünün 2013/5437 E.) sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere İİK 277 vd maddeleri uyarınca cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ile ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'ın satış sözleşmesinin 15.11.2012 tarihinde kurulduğu ve havaleler ile o tarihte ödeme yaptığı, tapu işleminin daha sonra gerçekleştiği savunmasının taşınmazları resmî senette davalı Mustafa Koşar'dan aldığından ve taşınmazların 15.11.2012 tarihinde hâlâ borçlu adına kayıtlı olmasından dolayı inandırıcı olmadığı; resmi senette yazılı bedel ile gerçek satış bedeli arasındaki farkın banka havaleleri yoluyla ödendiği iddiasının havalelerin tarihi, parsel numaralarını içermemesi nedeniyle kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda tapudaki satış bedelleri ile taşınmazların devir tarihlerindeki rayiç bedelleri arasında misli fark bulunduğu ve İİK'nin 278/2. maddesindeki iptal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekili ile ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş;

hüküm, davalılar ... ve ... vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1.İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK md. 283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan ... bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. İİK'nın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkûm edilmeleri gerekir. Bu halde dördüncü kişi yönünden bedel farkı yeterli olmayıp kötü niyetinin somut delillerle ispatlanması gerekir. Somut olayda, davalı borçlu ... tarafından borcun doğumundan sonra dava konusu 4 adet parselin 13.02.2013 tarihinde davalı ...'a, onun tarafından da bu parsellerden 2 tanesinin 07.03.2013 tarihinde davalı dördüncü kişi ...'e, diğer 2 tanesinin de yine 07.03.2013 tarihinde davalı dördüncü kişi ...'a devredildiği anlaşılmıştır. Dördüncü kişi konumundaki davalılar ... ile ... yönünden davanın kabulü için ivazlar arasındaki fahiş fark yeterli olmayıp kötü niyetlerinin ispatlanmış olması gerekir. Bu davalılar yönünden (İİK 282. maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçüncü kişi) İİK 280/3. maddesinde uygulama yeri yoktur. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, davalı dördüncü kişiler ... ile ...'ın kötüniyetli olup olmadıklarının, bir başka deyişle davalı borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olup olmadığının karar yerinde tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 2.Kabule göre de; dava konusu parsellerin ifraz gördüğü, kabulüne karar verilen parsel hisseleri içinde dava dışı parsellerden gelen hisselerin de olduğu, bu konuda 30.07.2024 tarihli bilirkişi raporunun alındığı ve dava konusu parsellerden gelen hisselerin tek tek belirtildiği anlaşılmış olup, söz konusu bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar ... ve ... vekili ile ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; HMK 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılardan ... ile ...'a verilmesine, peşin alınan harcın istek hâlinde ilgililere iadesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/8185, K. 2026/3456, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-8185-e-2026-3456-k-32dd0304b573