Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/5384 E. 2026/3448 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5384
Karar No
2026/3448
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 29.05.2019 gün, 2016/11044 E., 2019/7019 K. sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı ... vekili ve davalı ... vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması temyiz eden davalı ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davalı ... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. ...’ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'ndan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibine geçildiğini, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı gayrimenkulünü akrabalık ilişkisi bulunan ...'na ondan da ...'na devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili ayrı ayrı verdikleri dilekçeler ile açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 2012/237 E.-2016/69 K. sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 29.05.2019 gün, 2016/11044 E., 2019/7019 K. sayılı ilamı ile; "davalı borçlunun aczi halinin değerlendirilmesi gerektiği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davalı borçlunun acz halinde olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş karar davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin ise aşağıdaki bent dışında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-İptal davasından maksat İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Özellikle İİK'nın 278. maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nın 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nın 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İİK'nın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü veya ondan sonraki kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeridir. Somut olayda, davalı boçlu ... adına kayıtlı Çankırı İli, ... İlçesi, ... Köyü, 139 Ada, 8 Nolu Parsel, 149 Ada, 11 Nolu Parsel, 217 Ada, 1 Nolu Parsel, 217 Ada, 2 Nolu Parsel 21.12.2010 tarihinde ...'na ondan da 08.02.2011 tarihinde davalı ...'na devredilmiştir. Mahkemece; bilirkişi raporlarında belirlenen davalı-borçluya ait payların karşılığı olan bedellerin toplamı ile icra müdürlüğünden celp olunan takip dosyasının güncel borç miktarı karşılaştırıldığında ve yine Şabanözü icra müdürlüğünce yapılan kıymet takdir raporundaki bedeller dikkate alındığında davalı-borçlunun devirlerin yapıldığı tarihte acz içinde olduğunun anlaşılmış olmasına; davalı-borçlu ile taşınmazları devralan diğer davalı ...'nun aynı köyden oldukları gibi, uzaktan akraba da olmalarına, davalının, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek durumda olmasına göre her iki davalı arasındaki satışın İİK'nın 279/2. ve 280/1. maddeleri gereğince iptale tabi olduğu, Davalı ... ile davalı ... arasında yapılan satış

işleminin de; tarafların aynı köyden olmaları, aralarında önceye dayalı bir ticari ilişkinin bulunması karşısında, borçlunun mali durumu ve borçlarını bilebilecek durumda olmaları karşısında bu tasarrufların da İİK'nın 279. ve 280. maddeleri gereğince iptale tabi olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda davacı alacaklı tarafından dava konusu gayrimenkulün davalı borçlu tarafından düşük bedel ile davalı ...'na; ondan da davalı ...'na devredilmiş olduğu, davalı ...'nun davalı borçlunun durumunu İİK 280/1. hükmü gereğince bilen ve bilmesi gereken kişi olduğunun anlaşılması ve dava konusu gayrimenkullerin gerçek değerlerinden daha düşük bedeller ile devredilmiş olması sebebi ile İİK madde 278/2 gereğince davanın kabulüne karar verilmesi doğru ise de dosya kapsamına göre davalı 4. kişi ... yönünden varılan sonuç doğru değildir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı ... ile davalı borçlu arasında iş, arkadaşlık, tanıdıklık gibi herhangi bir ilişkinin, kötü niyetinin olduğunun, davacı tarafından somut deliller ile ispatlanamamasına göre, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden ise İİK 283/II hükmü gereğince işlem yapılması gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle; davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle; davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde iadesine, Karar düzeltme yolu açık olmak üzere dosyanın kararı veren mahkemesine gönderilmesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılardan ... ile ...'na verilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/5384, K. 2026/3448, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-5384-e-2026-3448-k-6a7231094f69