Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/2436 E. 2026/4681 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2436
- Karar No
- 2026/4681
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/4143 E., 2026/18 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii, katılan Kurum vekili ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; her ne kadar katılan Kurum vekili hükmü temyiz etmiş ise de, ... ve ... Bakanlığının 5271 sayılı CMK'nın 237. maddesinin birinci fıkrası uyarınca taksirle öldürme suçundan açılan kamu davasına katılma hakkının ve 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yönünden ise 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 82/1-f, 21/2 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin 27.01.2025 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin, katılan Kurum vekilinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen 07.05.2025 tarihli bozma ilâmı üzerine İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba ilişkin 06.11.2025 tarihli kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-c maddeleri uyarınca istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan Kurum vekilinin temyiz isteminin reddine, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren 10.03.2026 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanığın olay gecesi uyuşturucu madde etkisinde yüksek hızda seyir halinde olduğuna, bozma sonrası hukuki nitelendirmenin yanlış yapıldığına, sanığın doğrudan veya olası kast ile cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın meydana gelen kaza nedeniyle kız arkadaşını kaybettiğine, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 22/6. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğine ve sanığa hükmedilen cezanın fazla olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE VE KARAR A. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu gerek Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 tarihli ve 65–69, 22.10.2002 tarihli ve 234–366, 04.07.2006 tarihli ve 127–180, 03.05.2011 tarihli ve 155–80, 21.02.2012 tarihli ve 279–55, 15.04.2014 tarihli ve 599-190, 28.03.2017 tarihli ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında;
Taksirle öldürme suçunun mağduru olmayan ve bu suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen katılan ... ve ... Bakanlığının yargılamaya konu suç yönünden kamu davasına katılma hak ve yetkisinin olmadığı anlaşılmakla; hükmü temyiz etme hakkı bulunmayan ... ve ... Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin ve Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden Kabul edilebilir temyiz başvuruları üzerinde yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 27.01.2025 tarihli ve 2024/147 Esas, 2025/39 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin, katılan Kurum vekilinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2025/1180 Esas, 2025/1080 Karar sayılı kararı ile "sanığın bilinçli taksirle suçu işleyip işlemediğinin tartışılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde olası kastla öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi" şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında bozma tarihi itibariyle belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2025/1180 Esas, 2025/1080 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.11.2025 tarihli ve 2025/255 Esas, 2025/475 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde karar verildi.