Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/8063 E. 2026/5362 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/8063
- Karar No
- 2026/5362
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/427 Değişik iş SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık KARAR : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin ek karara yönelik itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırılık suçundan sanık ...'nin anılan Kanunun 65/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 6.640,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2024 tarihli ve 2023/351 Esas, 2024/181 sayılı Kararının, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 30.09.2024 tarihli ve 2024/1135 Esas, 2024/1854 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteâkip, hükümlü müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2025 tarihli ve 2023/351 Esas, 2024/181 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.06.2025 tarihli ve 2025/427 Değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.11.2025 tarihli ve 94660652-105-07-29077-2025-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2025 tarihli ve KYB-2025/133408 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2025 tarihli ve KYB-2025/133408 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Kentsel ve 3. derece arkeolojik sit alanında, 1 20... parselde bulunan tescilli taşınmazda projesine aykırı olarak inşai ve fiziki müdahale ile izinsiz uygulamalarda bulunulduğundan bahisle açılan kamu davasına ilişkin yargılama sonunda, sanığın yazılı şekilde mahkumiyetine ilişkin Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2024 tarihli kararının, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 30.09.2024 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yeni delil bulunduğundan bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu, ancak Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2025 tarihli ek kararı ile bu talebin reddine karar verilmesi üzerine anılan ek karara karşı yapılan itirazın da mercii kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Somut olayda, sanık müdafiinin yargılamanın yenilenmesi gerektiğine ilişkin dilekçesinde özetle, yargılama aşamasında hiç gündeme gelmediği belirtilen yeni somut deliller olarak;
1- Sanığın işyeri olarak kullanılan ilgili taşınmazda yargılamaya konu restorasyon çalışmasını yaptırmakla birlikte bu işin yapımını, uzmanlık isteyen teknik bir konu olması sebebiyle, ... ile anlaşarak kendisine verdiği, maddi delil ve belge olarak sanığın işi üstlenen mimara 'mimari proje bedeli' açıklamasıyla ücretini gönderdiğine dair dilekçe ekinde sunulan 13.03.2020, 20.05.2020, 14.09.2020, 09.11.2020 tarihli banka dekontları,
2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ... ve ... Dairesi Başkanlığı'nın 11.04.2025 tarihli ve ... sayılı yazıları ile sunulmuş olan 02.07.2021 tarihli ve ... sayılı yazı ekinde bulunan rapor ve ekindeki fotoğraflar,
3- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı, ... ve ... Dairesi Başkanlığı'nın 11.04.2025 tarih ve ... sayılı yazıları ile sunulmuş olan 22.11.2017 tarihli ve ... sayılı yazı ekinde bulunan tespit tutanağı ve ekindeki fotoğraflar,
4- Yargılama konusu eylemlerle ilgili 2017 suç tarihli, 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan şüpheli ... hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19.01.2022 tarihli ve 2021/30324 soruşturma, 2022/4796 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar,
5- Başka bir sanık (... 'ın) aynı suçtan beraatine ilişkin Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2020 tarihli ve 2018/297 Esas, 2020/115 sayılı 03.03.2021 tarihinde kesinleşen dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde,
Somut olayda sanık ve müdafiin ısrarla bu konunun aydınlatılması için adı geçen mimarın (...) mahkemede dinlenilmesini istedikleri halde mahkemece bu hususa riayet edilmeksizin hüküm kurulduğu, ilgili taşınmazın kiracısı olan ... A.Ş. isimli firmanın 17.11.2017 tarihinde kurulduğu, kuruluşundan itibaren sırasıyla 17.11.2017 - 03.02.2020 tarihlerinde ..., 03.02.2020 - 27.01.2022 tarihlerinde sanık ... ve 27.01.2022 - 20.09.2022 tarihlerinde de ... isimli kişiler tarafından münferiden temsil edildiği, tespit edilebildiği kadarıyla 2017 yılında 2863 sayılı Kanunun 65. maddesine muhalefet suçundan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca 3 ayrı soruşturma yürütüldüğü, bunlardan ilkinde ilgili işyerinin önceki kiracısı sanık ... hakkında atılı suçtan açılan kamu davasına ilişkin olarak yapılan yargılama sonunda Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2020 tarihli ve 2018/297 Esas, 2020/115 sayılı kararı ile adı geçen sanığın beraatına kararı verildiği, aynı konudaki ikinci soruşturmanın ilgili taşınmazın sahibi olan ... hakkında 2021/30324 sor. sayısıyla yapıldığı ve bu soruşturma hakkında 19.01.2022 tarihli ve 2022/4796 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, üçüncü soruşturmanın ise ... hakkında yürütülerek kendisi hakkında 17.03.2022 tarihli ve 2022/7214 esas sayılı iddianame ile açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonunda Antalya 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.06.2023 tarihli ve 2022/208 esas, 2023/343 sayılı beraat kararının verildiği,
Yukarıda belirtilen inceleme dışı bir KYOK kararı ve iki beraat kararından sonra soruşturma ve kovuşturmalara konu aynı eylemlerden bu defa sanık ... hakkında soruşturma yürütülerek açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonunda inceleme konusu mahkumiyet kararının verildiği, dava konusu ... İlçesi, ... Kentsel ve 3. derece arkeolojik sit alanında kalan 1 20... parseldeki binada Anıtlar Kurulu tarafından onaylı projesine aykırı esaslı tadilat yapıldığı gerekçesiyle aynı eylemle ilgili 1 soruşturma 3 ayrı dava şüpheli ve sanıklar lehine sonuçlandıktan sonra, suç tarihleri farklı olarak zikredilse bile sanığın yargılanıp mahkum olduğu eylemlerin mahiyetinin aynı olduğu, yukarıda 2 ve 3 maddede yeni delil olarak belirtilen 'tespit tutanağı' ve 'rapor' başlıklı denetim raporlarının mahiyeti itibariyle aynı olduğu; diğer bir ifadeyle sanığın yargılandığı eylemin daha önce soruşturma ve kovuşturma konusu olan şüpheli ve sanıklara isnat olunan eylemler ile aynı olduğu, sanığın suçlandığı 2863 sayılı Kanun 65/1 kapsamında esaslı tadilat oluşturan eylemleri sanığın gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller olmadığı gibi yeni somut deliller ile müvekkilin sorumluluk döneminden önce söz konusu eylemlerin başkaları tarafından gerçekleştirildiği, bu nedenle sanığın beraati yönünde karar verilmesi gerektiğinin iddia edilmesi karşısında,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/1-e maddesinde yer alan 'Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa' şeklindeki düzenleme uyarınca, kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan ve yukarıda bahsedildiği gibi yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen iddiaların diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Kanununun 311/1-e maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, merciince itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE Kanun yararına bozma, 5271 sayılı CMK'nın 3 09... . maddelerinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde, hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi hâlinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozmaya, ancak istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık hâlinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Ciddi boyuta ulaşmayan ve sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi, bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. Bu bağlamda delillerin takdir ve tercihinde hataya düşüldüğünden bahisle hükmün kanun yararına bozmaya konu edilmesinin, bu olağanüstü kanun yolunun amaç ve kapsamıyla bağdaşmayacağında kuşku bulunmamaktadır.
5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinde, kanun yararına bozma talebine konu edilemeyecek hâllerden bahsedilmemiştir. Buna karşılık 26.10.1932 tarihli ve 29-12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hataları dışında kalan, hâkimin kanaat ve takdirine ait fiili sorunlardan dolayı kanun yararına bozmaya gidilemeyeceği vurgulanmıştır. Aynı şekilde 14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile erteleme isteği hakkında olumsuz bir değerlendirme içeren ya da yasal gerekçe gösterilmeden bu isteğin reddine ilişkin olan kararlara karşı kanun yoluna başvurmanın olanaklı olmadığı kabul edilmiştir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarihli ve 2008/5-19 Esas, 2008/31 Karar sayılı kararında, hâkimin takdir yetkisini hatalı kullanmasına bağlı olarak ortaya çıkan ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hukuka aykırılıkların, 23.03.2010 tarihli ve 2010/2-29 Esas, 2010/56 Karar sayılı kararında da, kabul edip etmemenin mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararların kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 25.10.1993 tarihli ve 260/281 sayılı kararında, olaya ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilmişse delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı ifade edilmiştir.
Öte yandan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 13.03.2024 tarihli ve 2023/1-111 Esas, 2024/117 Karar sayılı kararında, "... YCGK'nın 14.11.1988 tarihli ve 427-466 sayılı kararında da; '...Sübut bulmayan veya yasal unsurları itibarıyla suç oluşturmadığı görülen bir eylemde, uygulamaya veya sair yasaya aykırılıklara ilişkin hususların yazılı emir üzerine incelenmesini mümkün görüp yargılamanın temelini ve esas amacını oluşturan sübut ve suçun tekevvün edip etmediğine ilişkin incelemeyi mümkün görmemek hukuken ve mantıken izahı mümkün olmayan bir husustur.' şeklindeki kabul ile suçun oluşup oluşmadığının bu yolla denetlenebileceği; 20.09.1993 tarihli ve 201-201 sayılı kararında ise, yargılama hukuku ile maddi hukuk kurallarına aykırılık yanında, mevcut delillerin mahkûmiyet için yeterli olmaması veya delil bulunmaması hâllerinde de bu yola başvurulmasının olanaklı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır... Sanığa atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığına yönelik kanun yararına bozma isteminin, hâkimin takdir ve kanaat hakkına ilişkin olmayıp maddi ceza hukukunu ilgilendiren ve başka yolla da denetlenme imkânı bulunmayan ciddi bir hukuka aykırılık iddiası taşıması karşısında, somut olayda mahkûmiyet hükümlerine esas teşkil edecek şekilde delil bulunup bulunmadığı ile mevcut delillerin yerinde değerlendirilip değerlendirilmediği, bu bağlamda suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı hususlarının, kanun yararına bozma talebine konu edilebileceği..." şeklindeki açıklamalar ile delillerin veya hukuk kurallarının yanlış değerlendirilmelerinden kaynaklanan, hüküm ve kararlardaki hukuki değerlendirme hatalarıyla ilgili olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir.
5271 sayılı Kanunun "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311/1-e maddesinde; Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava; "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür." hükmü yer almaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında; "...yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nın 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir... " denilmektedir.
Sonuç olarak kanun yararına bozma, olağanüstü, istisnai ve dar kapsamlı bir denetim yolu olup, hukuk güvenliği ve kesin hükmün otoritesinin korunması amacıyla, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümdeki her türlü hukuka aykırılık için değil, ancak uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hataları ve kanunda sınırlı olarak belirlenen nedenler üzerine gidilebilecek bir kanun yoludur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık hakkında, kentsel ve 3. derece arkeolojik sit alanında kalan taşınmazdaki kafenin yetkilisi olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahale bulunduğundan bahisle 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan kamu davası kapsamında, Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli ve 2022/151 Esas, 2023/97 Karar sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, sanık müdafinin istinaf yasa yoluna başvurduğu, istinaf dilekçesinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunurken de ileri sürmüş olduğu "Restorasyon onayını veren ...'ın tanık olarak dinlenmesi" hususuna ilişkin talebini istinaf sebepleri arasında gösterdiği, bozma ilamı sonrası İlk Derece Mahkemesine sunduğu dilekçesinde, aynı taşınmazda gerçekleştirilen eylemlere ilişkin olarak ... ve ... hakkında verilen beraat kararlarının, iş yeri sahibi ... hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın araştırılması hususlarına ilişkin talebini dosyaya sunduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 30.09.2024 tarihli ve 2024/1135 Esas, 2024/1854 sayılı Kararı ile sanık müdafinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2024 tarihli, 2023/705 Esas sayılı, 2023/653 Karar sayılı birleşen dosyası incelendiğinde dava dışı sanık ... hakkında yapılan yargılamada sanık ...'nin tanık olarak dinlendiğinin ve mahkemece sanık ...'ın beraatine karar verilip, sanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin ek karara yönelik itirazın reddine dair merci kararının kanun yararına bozulması talep edilmiş ise de; yargılamanın yenilenmesi talebini konu alan dilekçede belirtilen hususların, yargılama sırasında da dile getirilen ve mahkemece kabul edilmeyen ya da dosya kapsamında mevcut olan bilgi ve belgelere dayanan hususlara ilişkin olduğu, bu doğrultuda istinaf aşamasında da ileri sürülen, değerlendirilen olaylara ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmanın mümkün olmadığı; yargılamanın yenilenmesi kurumu, kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasa yolları arasında yer aldığından, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olmasının gerektiği, dosya kapsamına ve ileri sürülen hususlara göre 5271 sayılı Kanunun 311. maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden herhangi birisinin gerçekleşmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanunun 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.