Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8854 E. 2026/5788 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8854
- Karar No
- 2026/5788
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1403 E., 2022/822 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 53/1-2-3, 63... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve adlî emanete alınan eşyanın müsaderesine ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4, 63... sayılı CMK 283. maddeleri gereğince 48.600,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmedilen adlî para cezasının 24 eşit taksitler halinde ödenmesine; ancak katılanların şikâyetten vazgeçmek suretiyle katılan sıfatlarının kalmaması nedeniyle sanığın ödenmeyen adlî para cezasının ilk derece mahkemesinden almış olduğu sonuç ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanığın katılanların zararını karşılamış olduğuna, kusur oranının objektif olarak belirlenemediğine, sanığın iş yerinde alınması gereken her türlü güvenlik tedbirini aldığına, iş güvenliği uzmanının da iş güvenliği tedbirini aldırtması gerektiğine, illiyet bağının bulunmadığına, ölenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirini aldığına, sanığın kiracı konumunda olduğuna, söz konusu yük asansörünün bakım yükümlülüğü yönetmelik gereği mal sahibine ait olduğuna, bilirkişi raporlarının hatalı olduğuna, sanık hakkında hükmolunan cezanın fazla olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...'ün olay tarihinde .. .. ... Cadde No: .. ../.. adresinde faaliyet gösteren .. Otomotiv İnş. Teks. Bes. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti.nin sahibi ve yetkilisi olduğu, ...'ın 09.02.2017 tarihinde motorlu taşıt makas tamircisi olarak SGK’ya bildiriminin yapıldığı, 16.02.2017 tarihinde saat 17:45 sıralarında işçi ...'ın iş yerinde bulunan yük asansörü şeklinde kullanılan yük platformu ile zemin kattan bir alt kata yük indirmek için vincin kenarında bulunan düğmeye bastığı, vincin çalışmadığı, çalıştırmak için bir ayağını asansörün içerisine koyduktan sonra vincin emniyet pimine elindeki çekiç ile vurduğu, bu sırada vincin boşta kaldığı, ...'ın sağ kolu ve sağ bacağının vinç ile duvar arasında sıkıştığı, iş yerinde bulunan şahıslar tarafından vincin alt kattan kaldırılarak maktülün sıkıştığı yerden çıkarıldığı ancak aynı gün öldüğü; söz konusu olayın 6331 sayılı Kanun gereğince iş kazası olduğu, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin işyeri tehlike sınıfları tebliğine göre, işin tehlikeli işler sınıfında yer aldığı, olay yeri inceleme raporuna göre iş yerinde asansör kazasının meydana geldiği iş yerinin giriş asma kat ve bodrumdan oluştuğu, bodrum ve giriş kat arasında demir kafes şeklinde yük asansörünün (motorlu halatlı yük taşıma platformunun) bulunduğu, asansör motoru üzerinde uç kısmı kopmuş çelik halat olduğu, olay yerinde çekiç ve murç gibi malzemelerin bulunduğu, söz konusu yük asansörünün derme çatma imal edilmiş, korsan, TSE'siz, markasız, güvenlik donanımları bulunmayan, asansör yönetmeliğine uygun şekilde imal edilmemiş olan yük taşıma platformu olduğu, iki yıldan beri kiracı olan sanığın, işyerinde tehlike arzeden asansörün kullanımını yasaklaması ya da bakım, kontrol ve iyileştirmesini yaparak mevzuata uygun hale getirdikten sonra işçilerin kullanımına sunması gerektiğinden kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, kişisel güvenliğini koruyup kollamada gereken özeni göstermeyen ölen ...'ın tali kusurlu olduğu kabul edilerek, bir kişinin ölümünden dolayı sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından orantılılık ilkesine aykırı biçimde temel cezanın 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa az ceza tayin edilmesinin, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyet halinde uygulanma olanağı bulunan 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının, taksirli suçtan mahkum olan sanık hakkında uygulanamayacağının gözetilmemesinin ve 5237 sayılı TCK'nun 54. maddesinde "kasıtlı suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın" müsaderesine hükmolunacağı düzenlenmiş olup, taksirli suçla ilgili olarak müsadereye karar verilemeyeceği gözetilmeden, Adli Emanetin 2017/.. sırasında kayıtlı iki adet svap ile sanığın işyerinde ele geçirilen aynı emanette kayıtlı çekiç ve murçun müsaderesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1.maddesindeki taksirle öldürme suçundan yeniden hüküm kurulmuş ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ancak katılanlar vekilinin istinaf incelemesi aşamasında 04.04.2022 tarihli dilekçe ile şikayetten vazgeçtiklerini bildirmesi nedeniyle katılanların katılan sıfatları hükümsüz kalmakla, aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 283. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek, ödenmeyen adli para cezasının, en fazla ilk derece mahkemesince hükmolunan 1 yıl 8 ay süreyle hapis cezasına çevrilebileceği hususunun infaz aşamasında gözetilmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Olay tarihinde yürürlükte bulunan 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 9. maddesi gereğince 26.12.2012 tarihinde çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğine göre icra edilen iş kolunun tehlikeli işler kapsamında yer aldığı; 6331 sayılı Kanunun 17. maddesine göre ise, mesleki ... alma zorunluluğu olan tehlikeli sınıfta yer alan işlerde yapacağı işle ilgili mesleki ... aldığını belgeleyemeyenlerin çalıştırılamayacağı düzenlemelerine yer verildiği, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Meslek Eğitimlerine dair Yönetmelik hükümlerine göre de ... alma zorunluluğu bulunan işçi ...'ın icra ettiği faaliyete uygun mesleki eğitimler verilmediği, ayrıca iş yerinde kazanın gerçekleştiği yük platformunun üzerinde çalışanlara iş ekipmanın kullanımına ilişkin yeterli bilgiyi içeren iş ekipmanı kullanım talimatının olmadığı, yük platformunun güvenli olduğunu belgeleyen kontrol belgesinin olmadığı, platformda zemin ve bodrum kat kapısı yakınında tehlike anında yük taşıma platformunu derhal durduracak acil durdurma butonu olmadığı, iş güvenliği uzmanı tarafından öneri ve tespitte yılda en az bir kere periyodik kontrolün olması gerektiği belirtilmiş ancak yük platformunun kontrolünün yapılmadığı, yük taşıma platformunun hangi katta olursa olsun kapısı açıldığında motora giden enerjiyi kesen ve platformda var olan emniyet kontağının derhal devreye girerek anlaşılmakla, sanığın eyleminde 5237 sayılı TCK'nın 22/3. fıkrası uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde karar verildi.