Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/12 E. 2026/4565 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/12
Karar No
2026/4565
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/911 Esas, 2025/1615 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2018/900 E., 2022/54 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin yangın emniyet tertibatları ve alarmları ile yangın söndürme sistemleri konularında ticarette bulunmak üzere kurulduğunu, müvekkilinin 11.06.2008 tarihli Mühendislik Sistemleri Distribütörlük Sözleşmesi ile Türkiye distribütörü olarak, ... yangın güvenlik sistemlerinin ithalatı ve kendi nam hesabına yürüttüğü projelerde satışı, montajı ve satış sonrası bakım hizmetlerini yürüttüğünü, müvekkilinin çok sayıda kamu kurum ve kuruluşu ile özel kuruluştan kazandığı ihalelerle bu sektörde iş yaptığını, ...'nin Türkiye'de ... Türkiye İrtibat Bürosu ünvanı ile bir irtibat bürosu açarak doğrudan tanıtım ve reklam faaliyetine başladığını, bunun üzerine müvekkilinin başlangıçta distribütör olarak yürütmesine rağmen hiçbir haklı gerekçe olmaksızın müvekkilinin yıllarca büyük emek ve gayretle yarattığı pazar payının bizzat davalı tarafından kullanılmak istenmesi sonucu sözleşmenin usulsüz şekilde feshedildiğini, sözleşmenin gerekçe gösterilmeden ve usulsüz şekilde feshedilmesinden sonra irtibat bürosu ile birlikte daha önce müvekkilinin teklif vererek sözleşmesini imzaladığı projeleri yapmaya devam ettiklerini, .... Noterliğinin 09.12.2016 tarihli fesih ihtarnamesi ile haksız suçlamalarda bulunulduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için yapılan görüşmelerde protokol hazırlama aşamasına geçilmesine rağmen protokolün gerekçesiz biçimde reddedildiğini, bunun üzerine .... Noterliğinin 13.02.2017 tarihli cevabi ihtarı ile feshin haksız olduğunun belirtilerek müvekkilinin taleplerinin iletildiğini, davalıların haksız rekabet oluşturan gerçek dışı iddialarla müvekkili şirketle ilgili suçlama ve iftiralarda bulunduklarını, müvekkili şirketin eski çalışanları ile özel toplantılar yapılarak müvekkilini kötüleme suretiyle ticari itibarını zedelediklerini, müvekkili şirketin sertifikalı ürünleri hakkında sahte ürünler olduğunu iddia ederek haksız rekabet eylemleri gerçekleştirdiklerini, distribütörlük sözleşmesinin feshinden önce yapılmış ... marka ürün teslimini gerektiren üç ayrı projede, muhatap firmalarca sözleşmesi ve ödemesi yapılmış projelerin bedellerinin iade edildiğini, daha sonra davalı firmanın yeni temsilcisi firma üzerinden 23.000,00 euro farkla aynı malın dolaylı olarak satışının sağlandığını, diğer projede müvekkili şirketin sözleşmesinin feshettirilerek irtibat bürosu kanalı ile satışın gerçekleştirildiğini, müvekkili hakkında yapılan suç duyurusu ve delil tespiti dosyalarındaki asılsız suçlamaların da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55. maddesi anlamında haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin yarattığı pazar payının ele geçirerek haksız faydalanıldığını, müvekkiline ait tüm ticari sır ve bilgilerin davalılarca müşterek ve planlı şekilde ele geçirilmeye çalışıldığı ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, masrafı davalılardan alınmak suretiyle kararın ilanına, haksız rekabet nedeniyle 50.000,00 TL maddi tazminat ile tek satıcılık yetkilerinin ihlali nedeniyle uğranılan müşteri portföyü kaybı ve verilen manevi zararlar için 50.000,00 euro tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... Europe B.V.B.A Türkiye İrtibat Bürosu vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin ... Ltd. ile yapıldığını ve davalı olarak gösterilen irtibat bürosunun sözleşmenin tarafı olmadığını, irtibat bürosunun ticari işletme statüsü ile herhangi bir faaliyet gelirlerinin bulunmadığını, kazanç elde etmediğini, irtibat bürosunun haksız rekabet eylemi gerçekleştirmesi mümkün olmadığından taraf ehliyeti bulunmadığını, 11.06.2008 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinin 17. maddesinde uygulanacak hukuk ve mahkemenin belirlendiğini ve uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanamayacağını, Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, talebin haksız rekabete ilişkin TTK'nın 60. maddesinde düzenlenen, denkleştirme tazminatına ilişkin TTK'nın 122/5 hükmünde yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü süreden sonra açıldığını, müvekkilinin 1945 yılında ABD'de kurulan ... şirketler grubu bünyesindeki ... Ltd.'nin Türkiye İrtibat ofisi olduğunu, ... 'un dünyanın önde gelen şirketleriyle iş yaptığını, şirketin 1999 yılından beri distribütörleri aracılığı ile Türkiye pazarında faaliyet gösterdiğini, ... markasının Türkiye'de tescil edildiğini, davacı ile ... Ltd. arasındaki sözleşme ile davacıya münhasır olmayan lisans hakkı verildiğini, sözleşmenin 01.05.2016 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, fesih bildiriminden önce sözleşmesi imzalanan Türk Telekom ... binası projesinin fesih bildirimine istisna tutulduğunu, ancak başka projelerde de davacının sahte yetki belgesiyle kendisini ... distribütörü gibi tanıttığını, davacının Çin'de ürettiği veya ürettirdiği sahte ... ürünlerin öğrenilmesinden sonra tanınan istisnanın da sona erdirildiğini, .. Telekom'un talebi üzerine yeni distribütör aracılığıyla ürün tedarik edildiğini, davacının feshe rağmen sahte yetki belgesi ile sahte ... ürünleri üreterek/ürettirerek faaliyetlerine devam etmesi nedeniyle 09.12.2016 tarihli ihtarname ile davacının uyarıldığını, davacının kullandığı sahte ... ürünlerinin tespiti için mahkemeden tespit talep edildiğini, davacının sahte ürünler kullandığının belirlendiğini, bu nedenle şikayetçi olunduğunu, davacının tek satıcı olarak faaliyet göstermediğini ve inhisar yetkisi bulunmadığından portföy tazminatı talep edemeyeceğini, manevi zarar talebine ilişkin açıklamaya yer verilmediğini, maddi kayıpları ile aynı kalemde ileri sürülen manevi tazminat talebinin anlaşılmadığını savunarak davanın öncelikle usulden ve zamanaşımından aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin görevli olduğu irtibat bürosu ile değil ... Ltd. ile akdettiği distribütörlük sözleşmesinin, uygulanacak hukuka ve sözleşme hükümlerine göre 01.05.2016 tarihinde feshedildiğini, müvekkilinin haksız rekabet teşkil edecek bir eylemde bulunmadığını ve kazanç sağlamadığını, müvekkilinin diğer davalının çalışanı olduğundan kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, distribütörlük sözleşmesinin 17. maddesinde Missouri hukuku uygulanacağı ve Missouri Eyaleti Mahkemeleri veya Amerika Birleşik Devletleri Missouri Bölge Mahkemesinin yetkili olacağının kabul edildiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin görev aldığı irtibat bürosunun Türk hukukuna göre ticari işletme statüsünde olmadığını, herhangi bir faaliyet geliri bulunmadığını, davacının feshe rağmen sahte ürünler kullanması nedeniyle uyarıldığını, sahte ürünlerin delil tespiti ile belirlendiğini ve davacı şirket hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, sözleşmede münhasırlık yetkisi bulunmadığından denkleştirme tazminatı talep edilmeyeceğini, distribütörlük sözleşmesinin feshi ile birlikte davacının faaliyetlerine son vererek elindeki malları iade etmekle yükümlü olduğunu, davacının mağdur olmaması için tanınan Türk Telekom ... projesi dışındaki projelerde de sahte yetki belgesi ile yetkisinin kötüye kullandığının öğrenmesinden sonra, ... için tanınan istisnaya da son verildiğini, diğer distribütörlerle iletişime geçilerek Türk Telekom'un mağduriyet yaşamaması adına projenin tamamlatıldığını, davacının distribütörlük sözleşmesi nedeniyle talep ettiği tazminat kalemlerinin açık ve belirli olmadığını, maddi ve manevi tazminat istemlerinin aynı kalem altında talep edildiğini, bu safhadan sonra iddianın genişletilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen bir kısım tanıklarca davacı tarafça ileri sürülen kötüleme iddialarını destekler bir kısım beyanlar sunulmuş olmakla birlikte, her birinin davacı çalışanı olması, bundan başka anlatımlarının hiçbirinin görgüye dayalı olmayıp, duyuma dayalı bilgi içermesi, aktarım şeklinde olması nedeniyle, tanıklıktan umulan ispat gücünü içermediği, beyanlarının, davacı tarafça ileri sürülen haksız rekabet iddiasının sübutuna yetmeyeceği, hükme esas alınamayacağı değerlendirildiği, dinlenen diğer tanıklarca ise ileri sürülen haksız rekabet teşkil edecek mahiyette eylemlere ilişkin bir beyan sunulmadığı, mevcut delil durumu itibariyle haksız rekabet mahiyetinde haksız eylemin, ispat külfeti üzertinde bulunan davacı tarafça usulünce ispat olunamadığından maddi ve manevi tazminat isteminin davalı ... yönünden sübut bulmadığı, davalı ... Türkiye İrtibat Bürosu yönünden ise, irtibat bürolarının ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmadığı gibi merkezi temsil yetkisinin de olmadığı, davanın asıl şirkete izafeten irtibat bürosuna yöneltilmediği, isnat edilen haksız eyleme nazaran davalı İrtibat Bürosunun husumetinin bulunmadığı gibi taraf ehliyetinin de olmadığı gerekçesiyle davalı ... . Türkiye İrtibat Bürosu yönünden açılan davanın usulden reddine, davalı ...'a yönelik davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile irtibat bürosunun sadece akit taraf adına Türkiye'deki faaliyetleri yürüten ve tüzel kişiliği bulunmayan bir şube niteliği taşıdığı, tüzel kişiliği bulunmayan bir oluşumun davada taraf ehliyeti bulunmadığından mahkemece bu davalıya yönelik davanın husumet yönünden reddinin yerinde bulunduğu, davacı ile distribütörlük sözleşmesi bulunan şirket tarafından Türkiye'de açılan irtibat ofisinin müdürü olarak atanan davalı ...'ın haksız rekabet oluşturacak somut bir eyleminin iddia ve ispat edilmediği, irtibat ofisinin faaliyetleri çerçevesinde şirket yönetiminin talimatlarıyla yapılan işlemlerin kanıtlanması halinde bunlardan şirket tüzel kişiliğinin sorumlu olacağı, dava dosyasında doğru hasma yöneltilerek açılmış bir dava bulunmadığından, haksız rekabete ilişkin bir tespitin yapılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,14.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/12, K. 2026/4565, T. 14.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2026-12-e-2026-4565-k-4c52f8de8a11