Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6297 E. 2026/3249 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6297
- Karar No
- 2026/3249
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/941 Esas, 2025/1513 Karar
HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/186 E., 2022/253 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilinin, davalıya ev tekstil ve eşyası ürünü için sipariş verdiğini, siparişin kabulü ile kurulan sözleşme uyarınca davalının 12.06.2020 tarihli fatura düzenlediğini, fatura karşılığında emtianın tesliminden önce 17.06.2020 tarihinde fatura bedeli olan 100.000,00 TL'nin davalıya ödendiğini, ancak gönderilen emtianın bir çoğunun kırık ve kullanılamaz halde olması nedeniyle davalı şirket yetkilisine WhatsApp yazışmaları ile ayıp bildirimde bulunulduğunu, 17.09.2020 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 227/1 hükmü uyarınca satılanın geri verilerek bedelinin iadesi seçimlik hakkının kullanıldığının bildirildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 219. maddesi uyarınca satılandaki maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 17.09.2020 tarihinde davalıya yapılan 100.000,00 TL ödemenin faiziyle birlikte tahsilini, bu miktarının ödenmesi için çekilen kredinin faizi olan 18.657,00 TL ile emtianın saklanması için yapılan 3.500,00 TL depo masrafı ve davacının uğradığı prestij ve kâr kaybının tazmini için 40.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, emtianın ayıplı olduğuna dair her hangi bir tespit yapılmadığını, davalıya ait ikinci kalite ürünlerin 17.08.2020 tarihinde davacıya ait ... ilçesindeki depoda teslim edildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan iki adet resimden bir kısım ürünlerin kırıldığı tespit edilerek davalı şirket çalışanına bilgi verildiğini, ancak resimlerdeki ürünlerin kasten ayıplı olarak gönderilmediğini, ürünlerin nakliye sırasında hasara uğradığını, davacıya toplam 6557 adet ürün teslim edildiğini, 100.000,00 TL bedelli toplam 6557 üründen kırılmaya müsait olmayan 1669 ürün bulunduğunu, bunların bedelinin de 67.384,83 TL olduğunu, davacının geçerli mevzuat uyarınca hiçbir tespit yaptırmaksızın 6557 ürün arasından yaklaşık 50 adedinin hasarına ilişkin iki kare fotoğraf çekerek sözleşmeden dönmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, teslim edilen ürünlerin teslimden sonra ne şekilde depolandığının müvekkilince bilinmediğini, davacının sözleşmeden tümden dönme hakkının bulunmadığını, taraflar arasında bir durum değerlendirmesi yapılarak, satılamayacak derecede hasara uğrayan ürünler ve sorunun çözülmesinin amaçlandığını, TBK'nın 227. maddesinde belirtilen taleplerin şirket yetkilisine yapılması gerektiğini, yazışmaları yapan kişilerin şirket yetkilisi olmadıklarını, davacının, ayıplı ve hasarlı ürün bedelinin üstünde bir taleple bulunamayacağını, çekilen kredinin faizinin talep edilemeyeceğini, deponun davacıya ait olması nedeniyle kira bedeli isteme şartlarının oluşmadığını, prestij ve kâr kaybı adında bir tazminat da istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ticari ilişki kapsamında 12 Haziran 2020 tarihli faturaya istinaden davacı tarafça satış bedeli olan 100.000,00 TL'nin davalıya ödendiği, davaya konu malların 17.08.2020 tarihinde davacıya teslim edildiği, dava konusu malların bulunduğu depoda yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuna göre dava konusu malların yaklaşık %80-90 oranında ayıplı olduğu, mallarda kırık çizik, küf gibi açık ayıpların görüldüğü, davacı tarafça ayıp ihbarına ilişkin olarak sunulan whatsapp yazışmaları incelendiğinde, ilk olarak malların teslim edildiği 17.08.2020 tarihinde davalı yana "ev testili bizim can alıcı noktamız, bu grubun yarısı kırık çatlak çöpe gidiyor inanın" şeklinde ürünlerdeki ayıpların bildirildiği, sonrasında 18.08.2020 tarihinde de "bol kırık", "küf kokan pikeler" şeklinde başkaca ayıp bildirimlerinde bulunulduğu, bu ayıp ihbarlarının tarihi itibariyle süresinde olduğu, TTK'nın 18/3 hükmündeki tacirler arasındaki bildirim usullerinin geçerlilik değil ispat şartı olması ve ayıp ihbarının TTK'nın 18. maddesinde sayılan işlemlerden olmaması nedeniyle davalı satış sorumlusu ile davacı şirket yetkilisi arasında yapılan WhatsApp mesaj içeriklerine göre ayıp ihbarının usulüne uygun yapıldığı, davalı yanın, malların teslimi öncesinde oluştuğu tespit edilen ayıplara ilişkin olarak davacıya karşı sorumlu olduğu, ürünlerin kabul edilemeyecek derecede kusurlu ve ayıplı olması nedeniyle davacı/alıcının seçimlik haklarını kullanma koşullarının gerçekleştiği, davacı yanın da sözleşmeden dönme ve bedel iadesini talep ettiği gerekçesiyle 12.06.2020 tarihli faturaya istinaden davacıya teslim edilen malların davalıya iadesi ile ödenen 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu malların bulunduğu deponun davacıya ait olması nedeniyle depo kira bedeline ilişkin talebin reddine, davacı tarafça çekilen krediye ilişkin faizin ödenmesine ilişkin talebin, davacı tarafça çekilen kredi ve kredi faizine ilişkin sorumluluğunun davacıya ait olması nedeniyle reddine, davacı tarafça prestij kaybı ve kâr kaybına ilişkin taleplerin ise bu hususlarda delil sunulmaması ve iddiaların ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 12.06.2020 tarihli, 100.000,00 TL bedelli fatura konusu emtianın, bir çok tekstil ve mutfak malzemesinden oluştuğu, emtianın tesliminden sonra süresi içerisinde bir kısım emtiada ayıp bulunduğuna ilişkin taraflar arasında yazışma yapıldığı, davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde ve cevap dilekçesinde, davacı şirket yetkilileri ile davalı şirket çalışanlarının yazıştığını, ayıp ve TBK'nın 227. maddesindeki seçimlik hakların bu kişilere yöneltildiğinin belirtildiği, bu durumda usulüne uygun şekilde ayıp ihbarının yapılmadığının savunulmasının dürüstlük ilkesine aykırılık taşıdığı, ayıp ihbarının mutlaka şirket yetkilisine yapılacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, satış konusunda yetkili olan davalı çalışanlarının tacir yardımcısı kabul edilmesi gerektiği, ayıp ihbarının bu kapsamda süresinde yapıldığı, satılan emtiada kullanıma engel olacak nitelikte açık ve gizli ayıplar görüldüğü, bu haliyle emtianın satın alınma amacına uygun şekilde kullanılamayacağının yapılan bilirkişi incelemesinden anlaşıldığı, hasarlanan emtia miktarının bilirkişi tarafından doğru şekilde belirlendiği, bu haliyle satım konusu edilen tüm emtianın iadesi ile bedelinin birlikte ifa kuralına göre tahsiline karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TBK'nın 227. maddesi uyarınca, ticari satıma konu malların ayıplı olduğu iddiasına dayalı mal bedelinin iadesi ve uğranılan zararların tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.