Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5620 E. 2026/2717 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5620
- Karar No
- 2026/2717
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1190 Esas, 2025/978 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Biga 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/480 E., 2021/392 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın, .. ... Vinç Hafriyat İnşaat Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisi ve tek ortağı, davalı ...'in ise .. Otomotiv isimli firmanın sahibi olduğunu, müvekkilinin davalının satışa sunduğu beş adet aracı şirketi için almak üzere davalı ile anlaştığını, karşılığında 13.08.2018 tanzim tarihli adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, devamında bu sözleşmenin eki olarak cezai şart mahiyetinde düzenlenen dava konusu bononun tanzim edildiğini, ilgili sözleşmede "...İşbu sözleşme .. İli, . İlçesi, .. Mah. 209 parsel sayılı taşınmazın dükkan katı tapudaki maliki ... tarafından en geç 10/09/2018 tarihine kadar ...'e devredecektir. Eğer yukarıda ayrıntıları belirtilen söz konusu tapu 10/09/2018 tarihine kadar ...'e devredildiği takdirde aşağıda fotokopisi gösterilen 31/12/2018 vade tarihli, 13/08/2018 tanzim tarihli 350.000,00 tutarlı, borçlusu ..., alacaklısı ... olan söz konusu bono hükümsüz kalacaktır. Diğer yandan söz konusu tapu ...'e devredilmediği takdirde işbu sözleşmenin eki niteliğindeki senet vadesi geldiğinde işleme girecektir. İşbu sözleşme 2 nüsha olarak hazırlanmış olup taraflar özgür iradeleri ile imzalanarak taraflara birer nüsha verilmiştir...." şeklinde olduğunu, adi yazılı sözleşme ile sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olan dava konusu bononun müvekkili tarafından davalı lehine tanzim edilip imzalandığını, davalıya teslim edilerek karşılıklı imzaların atıldığını, aradan geçen sürede davalı tarafça yüklenilen edimlerin yerine getirilmediğinden sözleşme tarihinde müvekkilinin adına kayıtlı bulunmayan gayrimenkulün de tescilinin davalı adına gerçekleştirilmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından dava konusu bononun iadesi için davalıya defalarca talepte bulunulduğu ve uzun süre beklendiği, ancak ilgili bononun iade edilmediğini, bononun vade tarihinin de gelmek üzere olması sebebiyle işbu davanın açıldığını, taraflar arasındaki 13.08.2018 tarihli sözleşmenin şekil şartlarına uymadan tanzim edilmiş olması sebebi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. maddesi ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 60/b.3 hükmüne göre geçersiz olduğunu, geçersiz bir sözleşmenin icrasını temin için kararlaştırılan cezai şartın da geçerli sayılamayacağını, böyle bir cezai şart alacağını somutlaştıran bononun da geçerlilik taşımadığını ileri sürerek hükümsüz bulunan ve davacı müvekkilinin, davalı lehine keşide ettiği; 13.08.2018 düzenleme tarihli, 31.12.2018 vade tarihli borçlusunun müvekkili, alacaklı-lehdarının davalı olduğu 350.000,00 TL bedelli bono karşılığında davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 13.08.2018 tarihli sözleşmenin davacının iddia ettiği gibi gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olmadığını, müvekkili ...'in .. Otomotiv Nakliye San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin yetkilisi bulunduğunu, araç alım satım işi yaptığını, müvekkilin gerek şirketi adına gerek yengesi .. adına kayıtlı 10 adet aracı, dava dışı ...’ye devrettiğini, dava dışı ... ve davacı ...'ın ortak faaliyet gösterdiğini, ...’ye devri yapılan araçların davacıya devredilerek, üçüncü kişilere satışı yapıldığını, dava dışı ...’ye 13.08.2018 tarihine kadar yapılan araç devirlerinden kaynaklı olarak müvekkilinin 350.000,00 TL alacağının bulunduğunu, yapılan görüşme sonucu ... ve müvekkili arasındaki alacağın temlikin sözleşmesi uyarınca, davacının mevcut borcunun; arkadaşı ..’e ait .. İli, .. İlçesi, .. Mah., 209 parselde kayıtlı taşınmazın 10.09.2018 tarihine kadar müvekkiline devredilerek borcun tasfiye edileceğini, taşınmaz devri yapılamaz ise 31.12.2018 vade tarihli 350.000,00 TL bedelli senedin vadesinde ödenerek borcun tasfiye edileceğinin ifade edildiğini, dolayısıyla dava konusu bononun taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini tasfiye edilebilmesi için verildiğini, sözleşme içeriğinde müvekkiline yüklenmiş hiçbir edim bulunmadığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiği ve alacaklı konumda olduğunu, sözleşmede senedin teminat olduğuna ya da ceza-i şart tazmini için verildiğine ilişkin bir kaydın yer almadığını, dolayısıyla davacının senedin teminat ve/veya cezai şart mahiyetinde düzenlenmiş bir bono olduğu iddiasını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddi ile davacının %20’den aşağıda olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların beş adet aracın satımı karşılığında gayrimenkul devri vaadettiği, her ne kadar gayrimenkul devri vaadi sözleşmelerinin noterce düzenlenmesi gerekse de tarafların bu duruma rızaları ile sebebiyet verdiği görüldüğünden aralarındaki sözleşmenin geçersizliğini davacının öne sürmesinin çelişkili davranış yasağı kapsamından olup sözleşmenin geçerliliği düşünülerek irdeleme yapıldığı, gerek sözleşmede bulunan devir yapılamadığı takdirde bononun vadesi gelerek işleme konulacağı kaydı gerekse de sözleşme aşamalarına tanıklık etmiş tanık beyanları doğrultusunda gayrimenkul devrinin gerçekleşmemesi durumu nedeniyle bononun verildiği, bu sebeple bononun bir cezai şart olmayıp araçlar ve karşı edim olan gayrimenkul bakımından düzenlendiği bedel kadar ifa uğruna edim niteliği taşıdığı, teminat senedi unsuruna da haiz olmadığı, dava dışı ..., davalı ve davacı arasında ticari alım satım ilişkileri boyunca belli araçların alacak miktarları kadarıyla likit yerine kullanıldığı ve devrinin gerçekleştiği, davacı ile ... arasında organik bağ bulunmadığı aşikar olmakla cevap dilekçesinde belirtilen araçların bir bütünlük halinde beş araç olarak davacıya devredilmediğinin ruhsat kayıtlarından görüldüğü, ...'ye yapılan devirlerin davacıya yapılmış sayılamayacağı, nitekim bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ..'nin hali hazırda belirtilen tarih itibariyle davalıya borcu olup menfi tespite konu bono kadar da davacının ... borcuna mukabil yine bono verdiği görüldüğünden, davalının araç teslimlerini gerçekleştirmediği gerekçesiyle geçerliliğine çelişkili davranış yasağı ve fiili akit hükümleri gereğince itibar edilecek sözleşmede yer alan ifa uğruna edim olarak kabul edilen bonodan kaynaklı davacı müteveffanın bu sebeple borcu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça senedin davalıdan satın alınan beş adet araç karşılığında yapılan sözleşme kapsamında verildiği, araçlara yönelik edimin ifa edilmemesi sebebiyle senedin bedelsiz kaldığının ileri sürüldüğü, davalı tarafça ise senedin dava dışı üçüncü kişi ile yaptığı araç alım satım ilişkisinden kaynaklı alacağına karşılık davacının üçüncü kişiye olan borcunun temlik alınması sebebiyle verildiğinin savunulduğu, taraflar arasında imzalanan ve dava konusu senedin tanzimine dair kayıt içeren belgede taraflar arasında bir alım satım ilişkisine dair kayıt bulunmadığı, bu sebeple davacının öncelikle sözleşme ve senedin tanzim sebebine dayanak gösterdiği olgunun (5 adet araç alım ilişkisini) varlığını kesin deliller ile ispat etmesi gerektiği, davacı tarafından bu yöndeki ispatı sağlayan delil sunulamadığı, sözleşmenin üçüncü kişiye ait taşınmazın belirli tarihe kadar devredilmesi halinde senedin bedelsiz kalacağını, devrin olmaması halinde ise senedin işlem göreceğini ifade ettiği, bu durumda dava konusu bononun bedelsizliğini sağlayacak tek durumun taşınmazın devrinin yapılması olacağı, öte yandan, sözleşmede davalıya herhangi bir edim yüklenmemesi ve edimin sadece davacıya yönelik olması sebebiyle sözleşmenin mevcut borcun tasfiyesi amacına yönelik düzenlendiğinin kabul edildiği, sözleşmede yer alan taşınmazın devrinin yapılmadığı hususunun çekişmesiz olduğu, bu durumda, kambiyo senedinin mücerretliği gereği borç tasfiyesi amacı dışında verildiğinin ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından yasal deliller ile ispat edilememesi, ispatın tanık delili ile sağlanmasının mümkün olmaması karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulünün doğru görülmediği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72/IV maddesi gereği dava konusu miktarın (350.000,00 TL) %20'si oranındaki tazminatın davacı mirasçılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, İİK'nın 72. maddesine dayalı takipten önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 07.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.