Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5466 E. 2026/2631 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5466
Karar No
2026/2631
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/994 Esas, 2025/1131 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/16 E., 2023/18 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, .. Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 1987 yılında kurularak deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, ... no.lu ".." markasının yanı sıra ".." çekirdek/asli unsurunun kullanıldığı ".." "..", "..", ".. ..", "..", ".. .. .." ve ".." gibi pek çok markayı tescil ettirdiğini, davalı şirketin 2020/.. sayılı "..-.." ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, dava konusu markanın müvekkili markalarının bir alt markası algısı yarattığını, markalar arasında müvekkilinin tanınmış "..." markasının ortaklığından kaynaklanan benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının kötüniyetli olarak başvuruya 0-16 rakamlarını eklediğini, müvekkilinin ... unvanına dayalı olarak da üstün hakkının bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınır olduğunu, davalı şirketin bu tanınırlıktan yararlanmayı amaçladığını ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK'in 2021-M-9534 sayılı kararının iptaline, marka tescil başvurusunun reddine, davalı tarafça gerçekleştirilen başvurunun müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine ve men'ine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, kıyafet üretimi konusunda uzmanlaşmış uluslararası faaliyet gösteren .. menşeli bir şirket olan müvekkilinin dünya çapında bilinen .., .., ... ve .. markalarının bulunduğunu, davacının müvekkilinin faaliyet alanına giren 25. sınıf kapsamındaki ürünlerde kullanımının ve tescilinin bulunmadığını, müvekkili markaları ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin doğmadığını, müvekkili markasının İngilizce “ben yaparım” anlamına gelen “i ...” ibaresinden oluştuğunu, davacının markalarının kullanımının ispatına yönelik talepleri hakkında davacı tarafça dosyaya delil sunulmadığını, davacının tanınmışlık iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ayrıca müvekkilinin faaliyet gösterdiği alanının tamamen farklı olması nedeniyle de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü koşullarının oluşmayacağını, müvekkilinin davacı markalarının koruma kapsamını ihlal eden bir eylemde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin davacıya ait 2005/58644, 2006/08880, 2012/77736 sayılı markalar bakımından SMK'nın 19/2 hükmü uyarınca kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davacının kullanım ispatı talebine konu 35. sınıftaki hiç bir alt grupta mevzuat kapsamında aranılan kriterlerde kullanımını ispatlayamadığı, davacının 2005/58644, 2006/08880, 2012/77736 sayılı markalarının kapsamında yer alan 37, 39, 41... . sınıf hizmetlerin, dava konusu marka kapsamında 25. sınıfta yer alan “moda tekstil giyim ürünleri” ile bu ürünlerin satışına özgülenmiş 35. sınıf hizmetler ile herhangi bir bağlantısının olmadığı, ancak davacının 2014/96520 sayılı markası kapsamında 35. sınıf 05 alt grubunda 25. sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetlerinin yer aldığı, bu hizmetler bakımından taraf markalarının 35. sınıf açısından aynı ya da aynı tür, 25. sınıf mallar bakımından ise benzer nitelikte mal ve hizmetleri kapsadığı, her ne kadar davacı dayanak markaları kapsamında doğrudan 25. sınıf mallar yok ise de mal üreten işletmenin karineten ürettiği malı satışa konu edeceği de kabul edilmesi gerektiğinden, davacı markasında 25. sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri ile dava konusu markadaki 25. sınıf malların benzer oldukları, bu bağlamda karıştırılma ihtimalinin öncelikli şartı olan emtia benzerliği kriterinin somut uyuşmazlıkta 2014/96520 sayılı marka bakımından meydana geldiği, davacının SMK'nın 6/1 hükmü kapsamında dikkate alınması mümkün görülen tek markasının 2014/96520 "..." olduğu, “i-...-cep” şeklinde telaffuz edileceği, markada asıl vurgunun “...” kökü üzerinde olduğu, dava konusu marka başvurusunun “i”, “0-16” ve “...” ibarelerinden oluştuğu, ülkemizde ortalama tüketicinin markayı, davalı iddiasının aksine “ay du” şeklinde değil, doğrudan “...” şeklinde telaffuz edeceği, taraf markaları arasındaki benzerlik tüketicinin iki marka arasında bağlantı kurmasına neden olacak düzeyde olduğundan somut uyuşmazlıkta iltibas ihtimalinin bulunduğu, “...” markasının tanınırlığı hususunda tereddütsüz kanaat oluşturacak delil sunulmadığı, tanınmış olduğu yönünde bir kanaate varılsa dahi bu tanınırlığında sadece 39. sınıftaki “deniz taşımacılığı” hizmetleri bakımından olacağı, davacının, ... unvanın kılavuz unsurunu, uyuşmazlık konusu 25... . sınıf mal ve hizmetlerde, markasal etki yaratacak şekilde aktif ve fiili kullandığını gösterir herhangi bir delil dosyada bulunmadığından davacının SMK'nın 6/6 hükmü uyarınca ... unvanına dayalı daha geniş bir koruma elde edemeyeceği, dolayısıyla SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca da uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde fiili bir kullanımını ortaya koyamadığı görüldüğünden bu çerçevede değerlendirilebilecek bir üstün hakkın da tespit edilemediği, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötüniyetli olduğuna yönelik iddianın ispatlanmadığı, davalının davacının tescilli markalarından doğan haklarını ihlal ettiği yönünde delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'in 2021/M-9534 sayılı kararının tescile konu tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, dava konusu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacı vekilinin tecavüzün tespiti ve tecavüze konu eylemlerin durdurulmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 2020/.. sayılı "...-.." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2014/.. sayılı “...” ibareli markası arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacı markasınının tescilli olduğu 25. sınıf malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetleri ile dava konusu markadaki 25. sınıf malların benzer olduğu, bu itibarla davacının anılan markası yönünden SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu; davalı şirket vekilinin hükümsüzlük kararına yönelik istinaf itirazlarına gelince, dava dilekçesinde, YİDK kararının iptali ile birlikte marka tescil başvurusunun reddinin talep edildiği, bunun dışında dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin talep ileri sürülmediği, iddianın genişletilmesinin mümkün olduğu cevaba cevap dilekçesinde de marka hükümsüzlüğü talebinde bulunulmadığı, her ne kadar ön inceleme celsesi yapıldıktan sonra, 01.12.2022 tarihli ikinci celsede davacı vekiline hükümsüzlük talebi ile ilgili beyanda bulunmak üzere süre verilmiş ve davacı vekili 08.12.2022 tarihli dilekçesi ile “tescil başvurusunun reddine karar verilmesi yönündeki taleplerinin hükümsüzlük talebini de içerdiği ve davalı şirket adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne" karar verilmesini talep ettiklerini belirtilmiş ise de, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 141/1 hükmüne göre iddianın genişletilmesi ancak dilekçelerin teatisi aşamasında mümkün olup, bundan sonra iddianın genişletilmesinin davanın ıslahı ya da karşı tarafın açık muvafakati ile yapılabileceği, eldeki davada, davacının cevaba cevap dilekçeleri ile de dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmediği, hükümsüzlük talebini ilk kez ileri sürdüğü aşamada ise karşı tarafın açık muvafakatinin sağlanmadığı, bu durumda işbu davada, davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edilmediği, yalnızca markanın tescil başvurusunun reddinin istenildiği, idarî işlem niteliğindeki bu talebin mahkemenin yetkisinde bulunmadığı, sonuçta dava konusu markanın hükümsüzlüğü talep edilmediğinden ve hakim talepten fazlaya karar veremeyeceğinden, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, YİDK kararının iptali istemi yönünden davanın kabulüne, davacı vekilinin tecavüzün tespiti ve tecavüze konu eylemlerin durdurulmasına ilişkin talebinin reddine, tescil başvurusunun reddi talebi idarî nitelikte olduğundan bu yönden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir,

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali, marka tescil başvurusunun reddi, marka hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i taleplerine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.İlk Derece Mahkemesince 01.12.2022 tarihli celsede, davacı vekiline "tescil başvurusuna ilişkin taleplerinin hükümsüzlük talebini içerip içermediği"nin sorulmuş olması HMK'nın 31. maddesi uyarınca davanın aydınlatılması yükümlülüğü kapsamında olup, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin bu hususta "tescil başvurusunun reddine karar verilmesi yönündeki taleplerinin hükümsüzlük talebini de içerdiği" yönündeki beyanının HMK'nın 141. maddesine atıfla iddianın genişletilmesi olarak değerlendirilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5466, K. 2026/2631, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5466-e-2026-2631-k-d1a8e7408083