Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6311 E. 2026/374 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6311
- Karar No
- 2026/374
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/694 E., 2025/884 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ve irsen intikal, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle temyize konu 1 20... ve13 parsel sayılı taşınmazlar ... ve ... adlarına, 1 05... parsel ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı; miras yoluyla gelen hakka dayanarak 32 parça taşınmazda tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmış, yargılama sırasında davacının vefatı üzerine mirasçıları davaya devam etmiş ve 1 20... , 13... ada 36 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki parsellere yönelik davalarından feragat ettiklerini bildirmişlerdir. Davalılar; dava konusu taşınmazların muris tarafından davalılara hibe edildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 1 20... parsel ve 1 20... parsel sayılı taşınmazların tarafların murisi ... oğlu ... tarafından eşi ... kızı ... ve oğlu ...'a hibe edildiği, 1 05... parselin tarafların murisi ... oğlu ... tarafından eşi ... kızı ...'a hibe edildiği, tapusuz taşınmazların taşınır mal hükmünde olduğu, TMK'nın 763. maddesi uyarınca taşınır mallarda zilyetliğin devrinin mülkiyetin nakli için yeterli görüldüğü, yapılan hibenin geçerli olduğu, dava konusu 1 05... parsel, 1 20... parsel ve 1 20... parsel sayılı taşınmazlarda davacının hakkı bulunmadığı, davacıların kadastro tespitinin aksini ispat edemediği, davacıların 30.03.2018 tarihinde mahallinde yapılan keşifte 1 05... parsel, 1 20... parsel, 1 20... parsel sayılı taşınmazlar dışındaki parseller için açılan davadan kayıtsız ve şartsız olarak feragat ettikleri gerekçesi ile davanın; 1 05... parsel, 1 20... parsel ve 1 20... parsel yönünden esastan, diğer parseller yönünden feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kök murisin dava konusu taşınmazları kadastro tespitinden önce davalılara hibe edip zilyetliğini de devrettiği, Mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; çekişmeli taşınmazlar öncesinde tapusuz olup menkul mal hükmündedir. Bu nitelikteki taşınmazların mülkiyeti zilyetliğin nakli suretiyle intikal etmektedir.
Toplanan delillere ve iddia ile savunmanın mahiyetine göre çekişmeli taşınmazların öncesi itibariyle müşterek muristen intikal ettiği kuşkusuzdur. O halde taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazların zilyetliğinin muris tarafından davalılara devredilip-devredilmediği noktasında toplanmakta olup bu husustaki mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları çelişkili olduğu halde Mahkemece bu çelişki yöntemince giderilmemiş, davalıların tutunduğu hibe senedinin çekişmeli taşınmazlara aidiyetleri zeminde yapılacak uygulama suretiyle kesin olarak tespit edilmemiş, taşınmazların zilyetliğinin murisin sağlığında davalılara teslim edilip-edilmediği, ölümüne kadar muris tarafından mı kullanıldığı, yoksa zilyetliğin devir senediyle yahut elden teslim suretiyle iddia edildiği gibi davalılara intikal edip-etmediği, taşınmazların kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldıkları, müstakilen ve kendi adına davalılar tarafından mı kullanıldığı hususları maddi olaylara dayalı olarak çözüme kavuşturulmadan hüküm kurulması cihetine gidilmiş, keşifte yer alan beyanlar ve gerekçe arasında çelişki yaratılmıştır.
Hâl böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi uyarınca hâkimin davayı aydınlatma görevi kapsamında, muris tarafından zilyetliğin davalılara devredilip edilmediği hususunda davalıların tutunduğu senetlerde imzası bulunan senet tanıkları da hazır edilerek mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımı ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı; yerel bilirkişiler, senet tanıkları ve taraf tanıklarından murisin sağlığında, zilyetlik devir senedinin yapıldığı tarihten ölüm tarihine kadar çekişmeli taşınmazların kim tarafından kullanıldığı, muris tarafından taşınmazların zilyetliğinin davalılara fiilen devredilip-edilmediği, zilyetliğin hangi tarihten beri hangi nedenle kimde olduğu ve ne şekilde sürdürüldüğü ile senette yazılı yerler hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle usulünce giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; fen bilirkişisinden uygulanan senedin kapsamını gösterecek şekilde krokili rapor alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek müşterek muristen geldiği sabit olan taşınmazlar yönünden davalılar tarafından hibe ve zilyetliğin devri iddiasının ispat edilip-edilmediği hüküm yerinde tartışılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.