Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15328 E. 2026/3911 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15328
Karar No
2026/3911
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1251 E., 2025/1534 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yozgat İş Mahkemesi SAYISI : 2022/47 E., 2025/10 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, serbest çalışan fayans ve seramik ustası olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda dosyada tanık olan ... ... isimli taşerona bağlı olarak çalıştığını, ... ... adlı taşeronun müvekkiline kaza tarihinden 12 gün kadar önce davalıya ait ... .. Caddesi No:.. .. adresinde bulunan inşaatın fayans ve seramik işlerini yapması için teklif sunduğunu, bunun üzerine davacının 14.09.2012 günü sabah saat 08:30 civarında davalının şantiyesine işbaşı yapmak için gittiğini, inşaatın giriş kapısının müsait olmaması nedeni ile arka taraftan inşaata atılı olan kalas üzerinden geçip inşaata girmek isterken 6-7 metre yüksekten düşerek kaza geçirdiğini, .. Devlet Hastanesi, .. Devlet Hastanesi ve en son .. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesine nakil yapıldığını ve tedavisinin devam ettiğini, müvekkilinin başından geçen bu olayın iş kazası olduğunun tespiti ile davacının iş göremezlik derecesinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Kurum kayıtlarına göre .. sicil numarası ile 5510 sayılı Kanun 4/a kapsamında sigortalı işçi olarak 1984 yılından 20 12... . ayına kadar kesintili olarak değişik işyerlerinde çalıştığı, davacının iş kazası geçirdiğini iddia ettiği 14/09/2012 tarihinde herhangi bir işyerinde sigortalı işçi olarak çalışmasının olmadığını, .. İl Müdürlüğü Sosyal Güvenlik Denetmenliği birimine 16.10.2012 tarih ve 249 sayılı yazı ile olayın iş kazası olup olmadığı hususunun sorulduğu ve sonucunun beklendiğini, davacının mağduriyetinin ve iş kazası olup olmadığı hususunda araştırmaların devam etmekte olduğunu ve davacının talebinin reddinin söz konusu olmadığını, açıklanan nedenlerle davacının kurum işlemleri bitmeden dava açmakta hukuki yararı olmadığını, bu nedenle de açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ne davacı ile ne de davacının alt taşeron olarak nitelediği ... ... ile iş hukuku veya borçlar hukuku anlamında yazılı veya sözlü hiçbir akdinin olmadığını, 506 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereği açılmış olan bu davanın reddi gerektiğini, davacının müvekkiline bağlı sigortalı veya sigortalı olması gereken işçisi olmadığını, müvekkili ile ... ... arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisinin olmadığını, davacı işçi ile müvekkili arasında herhangi bir iş sözleşmesi, işçi işveren ilişkisi olmadığı gibi herhangi bir istisna akdi de olmadığını, davacının savcılık ifadesinde de bu durumu kabul ettiğini ve işe bakmak için inşaata gittiğini beyan ettiğini, davacının iş kazası iddiasının 506 sayılı Kanun'un II. maddesinde belirtilen şartları taşımadığını, tüm bu gerekçelerle açılan davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... yönünden; dava konusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; ...’nin görev ve sorumluluğunun bulunmadığına dair tespitleri içeren raporun hatalı olduğunu, bilimsel veriler içermemesi, denetime uygun olmaması ve hükme esas alınması mümkün olmaması nedenleriyle yaptıkları itirazların gerekçesiz olarak incelenmediğini ve reddedildiğini, nitekim bir çok Yargıtay içtihadı gereğince iş sahibinin emir ve talimat verme yetkisi, yapılan işi kontrol ve denetleme yapması halinde iş kazasından sorumlu olacağının her türlü izahtan vareste olduğunu, gerek tanık beyanları gerekse dosya kapsamından hareketle .. Şirketi ortaklarının ...’nin kuvvetle muhtemel kardeşi ... ile Eniştesi .. olmasının iddiasını tevsik ederken bilirkişilerce eksik inceleme yapılarak bu durumun göz ardı edildiğine dair itirazlarının yerel mahkemece dinlenmemiş olup istinaf incelemesinde de hukuka aykırı olarak dikkate alınmadığını, buna karşılık hiçbir geçerliliği bulunmayan, dava konusu inşaat ile ilgili olduğuna dair hiçbir emare bulunmayan, imzasız kat karşılığı inşaat sözleşmesi hakkında değerlendirmelerde bulunan bilirkişilerin raporunun eksik inceleme ile hatalı olarak hazırladıklarının tevsik edilmesine rağmen itirazlarının dinlenmediği gibi söz konusu adi yazılı imzasız belgeye yerel mahkemece gerekçeli kararda yer verilerek, istinaf incelemesinde bu husustaki itirazı da dinlenmeyerek kararın hukuka uygun olarak tecelli etmediğinin ispatlandığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesidir. Maddenin birinci fıkrasında iş kazası, “a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) (Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) (Değişik bend: 17.04.2008-5754 S.K./8. mad) Bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır. İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi öncelikle Kurumun zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olduğunu kabul etmesine bağlıdır. İş kazası olgusu Kurumca kabul edilmezse somut olayda olduğu gibi sigortalının ya da hak sahiplerinin olayın iş kazası olduğunu dava yolu ile tespit ettirmesi gerekmektedir. İş kazasını meslek hastalığından ayıran en önemli husus iş kazasının ani meydana gelen bir olay olmasıdır. Ani olayın gerçekleşmesinden sonraki bir vakitte sigortalıda bedenen veya ruhen zararlar meydana gelebilmektedir. Burada önemli olan husus meydana gelen zarar ile ani olay arasında illiyet bağının olup olmadığı meselesidir. Kanunda iş kazası tanımlanırken dıştan gelen bir etkinin varlığından bahsedilmemiştir. Bu nedenle sigortalının kalp krizi veya beyin kanaması geçirmesi ile intihar etmesi de iş kazası kapsamında değerlendirilmektedir. Burada önemli olan bir husus, olayın iş kazası sayılması ile işverenin kazanın meydana gelmesinde kusuru olup olmadığı halinin karıştırılmaması gerektiğidir. Zira bir olayın iş kazası sayılması ile işverenin kusurunun bulunması durumu aynı değildir. Önemine binaen belirtmek gerekir ki illiyet bağının varlığı için sigortalının yaptığı iş ile gerçekleşen kaza arasında bir bağ olması gerekmektedir (Özdemir, Halil, Türk Mevzuatında İş Kazasının Tespiti Davaları, Yargıtay Dergisi, Temmuz 2018, cilt 44, sayı 3). 3.HMK. 119. maddesi, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Davanın, hasımda değil temsilcide yanılma sonucu hatalı açılması halinde husumetten reddedilmeyip gerçek temsilciye davanın yöneltilmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124. maddesinde; “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükme göre taraf değişikliği; karşı tarafın muvafakati ile gerçekleştirilebilirken, maddi hata bulunması, dürüstlük kuralına aykırı olmaması veya yanlışlığın kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinin varlığında ise karşı tarafın muvafakati aranmaksızın hakim tarafından kabul edilmek suretiyle yapılabilmektedir.

4.Somut olayda davalı ...'nin salt inşaatın yapı sahibi olduğu, dava dışı ... Kuyumculuk Müc. İnş.Gıda Işık ve Ses Sis. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davacının işvereni olduğu ancak davalı ... ile dava dışı şirket ve davacı arasında iş ilişkisinin bulunduğunun tespit edilemediği nazara alınarak davalı ...'ye karşı açılan davanın reddine karar verilmiş ise de eldeki davanın 14.09.2012 tarihli olayın iş kazası olduğunun tespiti hakkında olması karşısında ve dava dışı işverenlere husumetin yöneltilmemiş olduğu gözetilerek davacının talebi doğrultusunda verilecek hükmün bu işverenlerin hak alanını ilgilendirdiği anlaşıldığından, HMK'nun 124. maddesi gereğince anılan dava dışı işverenliklere usulüne uygun bir biçimde husumet yöneltilerek davaya katılımları sağlanmalı gösterecekleri deliller toplanmalı, gerçek işverenler ve dolayısıyla 14.09.2012 tarihinde davacının hangi işverenler nezdinde çalıştığı her türlü şüpheden uzak bir biçimde açıkça belirlenmeli, toplanan deliller takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca her bir davalı hakkında olumlu yahut olumsuz bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/15328, K. 2026/3911, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-15328-e-2026-3911-k-15e0cb2a36d8