Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11917 E. 2026/3771 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11917
- Karar No
- 2026/3771
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1986 E., 2025/467 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/312 E., 2023/314 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; sigortalının 25.03.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın tamamen davacının kusurundan kaynaklandığını, makinenin bilgisayarında herhangi bir arıza bulunmadığını, makinenin dengesiz çalışması yahut sensör algılama gibi bir sorunu olmadığını, müvekkili iş yerinde bahse konu makinenin bıçak kısmında sensör bulunmadığını, mahiyeti gereği makinenin bıçak kısmında sensör uygulanabilecek bir pozisyon olmadığını, davacıya gerekli iş güvenliği eğitimleri verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; Davanın kısmen kabulüne, 1-Net 1.078.901,25 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 25.03.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, davalı tarafça ödenen 10.000,00 manevi tazminatın mahsubu ile net 140.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 25.03.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; .. SGM 12.3.2019 tarihli raporu ile davacının kaza nedeniyle uğradığı sürekli işgöremezlik derecesinin %12,3 olarak; YSK 24.6.2019 tarihli kararı ile %12,3; itiraz üzerine aldırılan ATK 3. İhtisas Dairesinin kararı ile %19,2 ve en son ATK Üst Kurulunun kararı ile %19,2 olarak mütalaa edildiği, eldeki dosyada davacının dava konusu kaza sonucu sürekli iş göremezlik derecesinin %19,2 olarak kesinleştiği, Mahkemenin hükme esas aldığı kusur bilirkişi raporunda ve yanların itirazı üzerine alınan ek raporda; davacı işçinin %20, davalı şirketin %80 oranında kusurlu bulunduğu, raporun gerekli hukuki ve teknik verileri içerdiği, denetime elverişli olduğu, aktüerya bilirkişi raporunun gerekli hukuki ve teknik verileri içerdiği, tespit ve hesaplama yönteminin, tazminat hesabına esas alınan ücret miktarının dosya kapsamı ile oluşa uygun olduğu, davalı vekili ihtiyari arabuluculuk nedeniyle davanın konusuz kaldığını ileri sürmüş ise de, açık orantısızlık nedeniyle belgenin makbuz hükmünde kabulü ile raporda bu miktar düşülerek yapılan hesaplamanın dosya kapsamı ile oluşa uygun olduğu, tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, iş göremezlik oranı, davacının yaşı, kaza tarihi, kazanın meydana geliş şekli, yukarıda belirtili .. dikkate alındığında Mahkemece, ihtiyari arabuluculuk tutanağında yazılı miktar düşülerek takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamı ile oluşa uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Dava sırasında, tarafların uyuşmazlık konusunun tamamı hakkında ihtiyari arabuluculuk yolu ile anlaştıklarını, bu nedenle davanın konusuz kaldığının kabulü gerektiğini, yapılan anlaşmada usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, b.Davacının ihtiyari arabuluculuk sürecini kendi iradesi ile sürdürmediği kanaatine, gerçeğe aykırı davacı tanık anlatımı ile varıldığını, tanık ...'ın iş kazasının olduğu gün davacı ile farklı vardiyalarda olduğunu olayı görmediğini, davacıdan duyduklarına göre beyanda bulunduğunu, bu nedenle tanık beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini, c.Cevap dilekçesinde yemin deliline dayandıklarını, Mahkemenin 4.7.2023 tarihli celsesinde yemin teklif hakkını kullanmak istediklerini, taleplerinin Mahkemece usule aykırı olarak reddedildiğini, hakkın kullanımının gerekçesiz olarak engellendiğini, d.Bilirkişi raporunda davacıya ödenen maddi tazminatın ödeme tarihinde olması gerektiği belirtilen rakama oranlandığını, sonrasında ise rapor tarihinde ödenmesi gerektiği belirtilen rakama göre oranlanarak mahsup edildiğini, ancak bu hesaplama yönteminin manevi tazminat ve yargılama gideri/vekalet ücreti alacakları açısından kullanılmadığını, davacıya karar tarihinde ödenmesine karar verilen 150.000,00 TL'den 2018 tarihinde ödenen 10.000,00 TL çıkartılarak toplam 140.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 2018 yılında ödenen 10.000,00 TL'nin günümüzde 10.000,00 TL olarak kabulünün mümkün olmadığını, davacıya arabulucuk anlaşması kapsamında yargılama gideri/vekalet ücretine istinaden ödenen 5.000,00 TL'nin yok sayıldığını, e.Mahkeme tarafından tazminat hesabına dayanak gösterilen maluliyet oranına ilişkin düzenlenmiş Adli Tıp Kurumu raporunun hatalı olduğunu, ... Yüksek Sağlık Kurulu raporunda dahi, maluliyet oranı olarak %12,3 belirtildiğini, Adli Tıp Kurumu raporunda, maluliyet oranının %19,2 olduğunun belirtildiğini, bu oranın ve bu oran gözetilerek yapılan tazminat hesaplamasının kabulünün mümkün olmadığını, yeni rapor düzenlenmesine ilişkin talepleri olduğunu, ancak taleplerinin karşılık bulmadığını, f.Dosyadaki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, raporda müvekkili aleyhine yüksek oranda kusur atfedilirken hangi eksiklikten dolayı kusurlu olduğu veya hangi hatanın yapıldığı gibi bir tespite dayanılmadığını, g.Hesap bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan ücret miktarını kabul etmediklerini, raporda, davacının en son ücret bordrosunun ibraz edildiği 2018 yılındaki yemek, yol ve AGİ hariç, fazla mesai ücretleri ile ... harçlıkları dahil giydirilmiş aylık net ücreti esas alındığını, ancak davacının dava dilekçesinde böyle bir talebinin olmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. 3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere; “Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.” 3.Aynı Kanun'un “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” 4. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik yok ise de Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün gerekçe kısmında maddi hata yapılarak dava konusu ile ilgisi olmayan hususlara yer verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. 5.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçe kısmının son paragrafının; "..Sonuç olarak; Tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin; manevi tazminatın az olduğuna ilişen istinaf nedeni ile davalılar vekilinin maddi tazminat hesabına esas temel ücretin hatalı belirlendiğine ilişen istinaf nedeninin haklı olduğu, tarafların diğer tüm itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmış, her iki taraf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.." gerekçe kısmından çıkarılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.