Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9522 E. 2024/13177 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9522
- Karar No
- 2024/13177
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2769 E., 2023/901 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/599 E., 2022/442 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine davacı vekilinin temyiz başvurusunun reddine dair ek karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından, ek kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı sigortalının 06.06.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek sigortalı ve yakınları için maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin madencilik alanında faaliyet göstermekte olup üretim sahası ve tesislerin ise Bağyurdu - Kemalpaşa'da bulunduğunu, davacılardan ...'ın söz konusu işyerinde halen çalışmakta olup 06.06.2015 günü şantiye üretim havzasında görevli iken iş bu davaya konu iş kazasının meydana geldiğini, dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine işverenin kazanın oluşumunda İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuatı gereğince hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/595 Esas sayılı dosya münderacatı ve savcılık tahkikat dosyasında eldeki davaya konu iddiaların asılsız olduğunun belgelendiğini, olay yeri fotoğrafları, davacının almış olduğu eğitimlere yönelik sertifikalar, kaza mahallinde bulunan ikaz ve uyarı levhaları da dikkate alınarak anlatılanın aksine davacı ...'ın yaşı, tecrübesi ve aldığı eğitim gereği tedbirsiz çalışma sergileyen bir tutum içersinde kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, işveren davalının kazanın olduğu andan itibaren gerekli tüm desteği maddi ve manevi vermiş öncelikle ilk müdahale için şantiye sorumlusu tarafından Turgutlu Devlet Hastanesine sonrasında el ve mikro cerrahi servisi bulunan ... Üniversitesi Hastanesine götürüldüğünü ancak burada da ameliyathane ekibinin hazır olmaması sebebiyle ... ve Mikro Cerrahi Hastanesine sevk edilerek gereken ameliyatın yaptırıldığını, dilekçede de belirtildiğinin aksine davacının halen işveren şirkette çalışıyor görünmekte olup çıkışının verilmediğini belirterek, haksız ve mesnetsiz yere açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile 1-Net 508,849,13 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 2-Net 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-Net 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 4-Net 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 5-Net 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 6-Net 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 7-Fazlaya ilişkin talebin reddine, …” şeklinde karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama safahatında alınan kusur oranlarına ilişkin raporların çelişkili olup fiili gerçekle örtüşmediğini, bozma ilamı üzerine 18.11.2021 tarihli bilirkişi raporu düzenlenmiş olup bu rapor neticesinde davacının %20, davalı şirketin ise %80 oranında kusurlu olduğu yolunda rapor tesis edildiğini ancak kusur oranlarındaki değişikliği somut ... getirecek herhangi bir yeni veri ya da olgu tespit edilmediğini, hem kusur oranları hem de tazminat yönünden davanın kabulünün mümkün olmadığını, davacının "kaynak teknikeri" sıfatıyla tüm mesleki tecrübesini ağır ve tehlikeli işler üzerinden kazandığını, davacının kaza tarihinden önce gerekli tüm eğitimleri aldığını, işveren tarafından ağır ve tehlikeli işler bağlamında alınması gereken tüm önlemlerin kendisine anlatıldığını, davacının kaza tarihi itibariyle 55 yaşında olup, hayatında ilk defa işverence tehlike sınıfı yüksek bir işte çalıştırılmışçasına bir kanaate varmanın mantığa aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda bir kazanın olabilmesi için iki önemli olgu vurgulanarak bunlardan biri "tehlikeli durum" diğeri ise "tehlikeli hareket" olarak tanımlandığını, tehlikeli durumun işveren tarafından önlenmesi gerekirken, tehlikeli harekette bulunmamanın da işçinin yükümlülüğü olduğunu, kazanın gerçekleştiği gübre eleme makinesinin hem acil butonu, hem acil stop teli bulunan bir makine olup yine çalışma sahasında tüm uyarı ve güvenlik önlemlerinin alınmış olduğunu, davacının kapandığından ... olmadığı öğütücü nitelikte bir makineye, herhangi bir alet (demir çubuk, tahta parçası vs.) kullanmadan çıplak eliyle müdahale ettiğini, sıkıştığını gördüğü taşı çıkarmaya çalıştığını ve yine hiçbir acil müdahale ekipmanı kullanmaması nedeniyle kazaya maruz kaldığını, olayın oluş biçiminin gayet açık ve net olup, kazada asli kusurlunun kazazede davacı olduğunu, yapılan tazminat hesabının ülkenin değişen ani ekonomik koşulları ışığında hakkaniyet indirimine muhtaç olduğunu, zira tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığı gibi, aleyhine hükmedilen tarafa verilen bir ceza da olmadığını, davacı işçinin eşi ve çocukları için daha önce manevi tazminata hükmedilmiş iken istinafa konu edilen karar ile yeniden hükme konu edilmesinin mükerrer olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına göre, SGK'nin açtığı rücuan tazminat davası dosyasının da temini ile kusura ilişkin alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekçesi ile verilen Dairenin kaldırma kararı sonrasında alınan ve Mahkemece hükme esas kabul edilen 18.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesini önleme yönünden işverenin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin neler olduğu, hangi önlemlerin alınmadığı, kazalı işçinin yapması gereken hususların neler olduğu gibi ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hususlarının saptandığı, bu kapsamda davaya konu iş kazasının meydana gelmesine etken olan kusur aidiyet ve oranları olarak; kazalı işçi ...'ın %20, davalı işverenin %80 kusurlu olduğu yönündeki oranların iş ve sosyal güvenlik mevzuatı ile maddi veri ve vakıalara uygun olduğu, Dairenin kaldırma kararı sonrası değişen kusur oranları doğrultusunda alınan 29.01.2022 tarihli ek hesap raporunda, TRH 2010 Tablosuna (bakiye ömür 22 yıl) ve bilinen son asgari ücrete göre hesaplama yapılmış ise de Mahkemenin ilk kararına esas alınan 07.01.2020 tarihli hesap raporunda PMF 1931 Tablosu (bakiye ömür 18 yıl) ve bilinen son asgari ücrete göre hesaplama yapıldığı, Mahkemenin ilk kararına karşı davacı tarafın istinaf başvurusunda bulunduğu, fakat maddi tazminat hesabına ilişkin bir istinaf sebebi ileri sürmediği gibi 07.01.2020 tarihli hesap raporuna karşı beyanında yaşam tablosu ve ücrete ilişkin itirazının da bulunmadığı, diğer yandan davalı vekilinin ise kaldırma kararı sonrası alınan hesap raporuna karşı beyan ve istinaf başvuru dilekçelerinde maddi tazminat hesabının bileşenlerine karşı itirazda bulunduğu dikkate alındığında, 07.01.2020 tarihli hesap raporunda yer alan PMF 1931 Tablosu ve bilinen son ücrete göre yapılan hesaplamanın davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği, Mahkemenin Dairenin kaldırma kararı sonrasında değişen kusur oranları doğrultusunda alınan 29.01.2022 tarihli ek hesap raporunda yer alan TRH 2010 Tablosuna (bakiye ömür 22 yıl) ve bilinen son asgari ücrete göre yapılan hesaplama uyarınca maddi tazminat alacağına hükmetmesinin isabetli olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilerek 07.01.2020 tarihli hesap raporuna değişen kusur oranları uygulanıp diğer bileşenler (yaşam tablosu, ücret ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı) sabit tutularak Dairece resen yapılan hesaba göre, 2.927,24 TL bakiye geçici işgöremezlik zararı, 310.766,11 TL sürekli işgöremezlik zararı olduğu, sonuç olarak davacı ...'ın 2.927,24 TL + 310.766,11 TL = 313.693,35 TL maddi tazminat alacaklısı olduğu kanaatine varıldığı, davacı vekili tarafından Dairenin kaldırma kararı sonrasında ilk derece yargılaması sırasında bu defa HMK'nın 176 ve devamı maddeleri uyarınca maddi tazminat alacağı ile ilgili olarak ıslah talebinde bulunulmuş ise de, Mahkemenin ilk kararına karşı davacı vekilince kusura ilişkin istinaf sebepleri ileri sürüldüğü ve Dairece bu istinaf sebebi yerinde bulunarak kusura ilişkin bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu gerekçesi ile kaldırma kararı verildiği, Mahkemece kaldırma kararı sonrası alınan ve Dairece yerinde bulunan bilirkişi raporunda davacı işçinin kusur oranının azalması nedeniyle maddi tazminat alacağı hesabının arttığı dikkate alındığında; dava dilekçesi ile belirsiz alacak davasına konu edilen maddi tazminat alacağının Dairenin kaldırma kararı sonrasında yapılan tahkikat sonucu maddi tazminat alacağı miktarı artmış olmakla, davacı vekilince yapılan ıslah işleminin HMK'nın 107. maddesi uyarınca talep arttırım niteliğinde olduğu, Mahkemece talep arttırım niteliğinde olan ıslah dilekçesi dikkate alınarak maddi tazminat alacağına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi bahse konu hususun davalı tarafça istinaf sebebi de yapılmadığı ve kamu düzeniyle de ilgili olmadığı kanaatine varıldığı, HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi dikkate alınmaksızın kazalı işçi ...'a verilmesi gereken maddi tazminatın davacılara verilmesine karar verilmiş olmasının aynı HMK'nın 297/2. maddesine uygun olmadığı ve bu yanlışlığın da düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle; A)Davalı vekilinin istinaf yolu başvurusunun kısmen kabulü ile Manisa 2. İş Mahkemesinin 05.10.2022 tarih, 2019/599 Esas - 2022/442 Karar sayılı kararının, düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına; Davanın kısmen kabulü ile 1-Net 313.693,35 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Net 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-Net 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 4-Net 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 5-Net 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 6-Net 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 7-Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. 2.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ek kararı ile "..yapılan açıklamalar kapsamında dava konusu maddi tazminat yönünden ret kararı verilen 195.155,78 TL'nin Dairemizin 09.05.2023 karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı altında olması nedeniyle de davacı vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin, (kararın kesinliği) temyiz hakkı olmadığından reddine karar verilmesi gerektiği " şeklinde belirtilmek suretiyle karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davacılar vekili ek karara karşı sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; maddi tazminat alacağının tek bir alacak kalemi olup bu alacak kaleminin kabul ve reddedilen kısım şeklinde ikiye bölünerek tarafların birisine temyiz hakkı verip diğerine temyiz hakkı vermemenin açıkça adil yargılanma hakkının ihlali ile savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacağını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının ve yakınlarının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'nun 13. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. ve 77 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. maddeleridir. 3. Değerlendirme A. Asıl Hükme Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesi; 1.Davalı vekilinin hükmedilen tüm manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. 3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. B. Davacılar vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan ek kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin hükmedilene tüm manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Davacılar vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililerinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.