Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/6850 E. 2025/734 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6850
Karar No
2025/734
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Kıymet taktirine itiraz üzerine verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, kıymet takdirine itiraza (vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediğine) ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 2- Meskeniyet şikayeti üzerine verilen karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İpotekli takipte rehnin paraya çevrilmesi ve rehin açığı belgesi düzenlenmesi üzerine borçluya ait 1048 ada 4 parsel sayılı taşınmaza 02.03.2018 tarihinde haciz tatbik edildiği, bilahare borçlunun bu hacze yönelik meskeniyet şikayetinin kısmen kabulüne karar verildiği, alacaklının yeniden haciz talebinde bulunması üzerine taşınmaza son olarak 19.10.2023 tarihinde haciz tatbik edildiği, kıymet takdiri işlemi yapıldığı ve bilirkişi raporunun 26.12.2023 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 22.12.2023 tarihinde icra mahkemesine başvurusunda, 02.03.2018 tarihli hacze yönelik meskeniyet şikayeti üzerine belirlenen haline münasip taşınmaz değerinin düşük olduğunu, taşınmazın değeri yeniden belirlendiğinden haline münasip taşınmaz değerinin de yeniden belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek şikayette bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince; borçlunun şikayetinin 02.03.2018 tarihli hacze ilişkin olduğu ve süresinde satış istenmediğinden haczin düştüğü gerekçesi ile şikayetin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiği, borçlunun istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince benzer gerekçe ile esastan reddedildiği anlaşılmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nda, taşınmaz üzerine konulan haczin yenilenmesi şeklinde bir müessese mevcut olmayıp, aynı takip dosyasından da olsa, konulan her haciz, yeni bir haciz olmakla borçlunun her hacze yönelik olarak yeni bir şikayet hakkı bulunmaktadır. Alacaklı 02.03.2018 tarihli taşınmazın hacizi için süresinde satış istemediğinden İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmesi sonrası yeniden haciz talebinde bulunduğu 19.10.2023 tarihinde taşınmaz üzerine yeniden haciz konulduğu ve düşen hacizle birlikte o haciz için yapılan kıymet takdiri de geçersiz hale geldiğinden yeniden taşınmazın kıymet takdir edildiği görülmektedir. Şikayetçi borçlu icra mahkemesine verdiği 22.12.2023 tarihli dilekçede 19.10.2023 tarihli hacizle ilgili olarak meskeniyet şikayeti ile birlikte kıymet takdirine itiraz etmiştir. Şikayet tarihi itibariyle o tarihte geçerli bir haciz var iken, borçlunun düşmüş olan 02.03.2018 tarihli hacizle ilgili meskeniyet şikayetinde bulunduğundan söz edilemez. Borçlu zaten düşmüş olan hacizle ilgili olarak meskeniyet şikayetinde bulunmuş olup şikayeti kısmen kabul edilerek hacizli taşınmaz hissesinin hale uygun ev değerinin 116.000,00 TL'den az olmamak üzere satılmasına karar verilmiştir. Şikayetçi dilekçesinde mahcuz taşınmazın ev değerine paralel olarak haline uygun TL değerininde aradan geçen yıllar içinde artmış olduğunu, mahkemece alacaklının kıymet takdir raporunda haline uygun ev değerinin güncel faizlere göre belirlenmesini talep etmiş olup bu talep önceki hacizle ilgili meskeniyet şikayetinde belirlenmiş hale uygun ev değerinin güncellenmesi talebi olarak yorumlanamaz. Bu durumda, 02.03.2018 tarihli hacze yönelik meskeniyet şikayeti üzerine verilen kararın kesin hüküm oluşturmayacağı, alacaklının talebi doğrultusunda taşınmaza 19.10.2023 tarihinde haciz konulduktan sonra yeniden kıymet takdiri yapıldığı, borçlunun şikayet dilekçesinde taşınmazın değeri yeniden belirlendiğinden haline münasip taşınmaz değerinin de yeniden belirlenmesi gerektiğini ileri sürdüğü anlaşıldığından, borçlunun iş bu dosyadaki haczedilmezlik şikayetinin 19.10.2023 tarihli hacze ilişkin olduğunun kabulü gerekir. O halde, İlk Derece Mahkemesince, meskeniyet şikayetinin esası incelenmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 17.09.2024 tarih 2024/1021 Esas 2024/1108 Karar sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, Afyonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 11.07.2024 tarih 2024/157 Esas 2024/236 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre şikayetin esasına ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2025 gününde, (1) nolu kısım yönünden oy birliği ile (2) nolu kısım yönünden oy çokluğu ile karar verildi. Sn. ...'ın Karşı Oy Yazısı; Şikayetçi/borçlu vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan takipte satış işlemleri başlatılan 154/308 hissede müvekkili adına Afyonkarahisar İli ... Mah. 1048 ada 4 parselde tapuda kain ev ve arsası vasıflı taşınmazın tekrar kıymet takdiri yapıldığını, eldeki itiraza konu icra takip dosyasında alınan 11.12.2023 tarihli bilirkişi raporu ile satışa esas daha önce alınan raporlar ile kıymet takdiri yapılmasına rağmen günümüz koşullarında taşınmazın tamamının değeri 3.682.215 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin hissesine isabet eden kısmın değerinin 1.841.107,50 TL olarak belirlenmekle kıymet takdirini kabul ettiğini, bilirkişi raporunda taşınmazın olumsuz yönlerinin değerlendirilmediğini, sunduğu mahkeme kararıyla müvekkili açısından taşınmazın haline münasip ev iddiasıyla yaptığı şikayette mahkemece talebin kısmen kabul edilerek, taşınmazın cebri icrada 116.000,00 TL bedelin üstünde satılması halinde mezkur bedelin müvekkiline ödenerek bakiyenin borç tutarında alacaklıya ödenmesine karar verildiğini, akabinde bir önceki kıymet takdirine itirazında ise müvekkili lehine kazanılmış ve kesinleşmiş meskeniyet iddiasına karşılık Afyonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 09.12.2021 tarih, 2021/215 Esas-2021/500 Karar sayılı ilamında satış bedelinin 161.962,26 TL bedelden daha az satılamayacağı ve mezkur bedelin müvekkiline ödenmesi yönünde karar verildiğini, aradan geçen iki yıl içinde müvekkilinin hissesine düşen hisse bedelinin 2021 yılında 325.809,33 TL olmasına karşılık son 2023 yılı kıymet takdir raporunda yaklaşık 6 kat artışla 1.841.107,50 TL hesaplandığını ancak müvekkilinin haline münasip ev alması için kendisine ödenmesi zorunlu bedelde de artış göstermesine rağmen haline münasip ev bedelinin bilirkişi tarafından göz ardı edilerek müvekkilinin haline münasip evi almak için kendisine verilen hak tutarı olan 161.962.26 TL'nin güncellemesinin yapılarak, 11.12.2023 tarihli kıymet takdirinin iptalini ve haline münasip ev alabilmek için mahkemece kendisine ödenmesi zorunlu 161.962,26 TL'nin de güncellenerek yeni değerin belirlenmesini istemiştir. HMK'nın 26. maddesinde Taleple Bağlılık İlkesi başlığı altında "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü yer almaktadır. Şikayetçi/borçlunun Afyonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/215 E. sayılı dava dosyasında açtığı meskeniyet şikayetinin dava tarihi 30.07.2018 olup, bu şikayet tarihi itibariyle taşınmaz üzerindeki haciz tarihi 02.03.2018'dir. 02.03.2018 tarihli haciz; alacaklı tarafça yasal süresinde satış talep edilip, avans yatırılmadığından İİK'nın 106 ve 110. maddelerine göre şikayet tarihinden (22.12.2023) evvel düşmüştür. Bu durumda, şikayetçi/borçlunun kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit haline münasip ev bedelinin (161.962,26 TL'nin) güncellenmesine yönelik talebinde hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmıştır. HMK'nın 26. maddesine göre; hâkim tarafların talepleri ile bağlı olup, bu talepten başka bir şeye karar veremez. Şikayet dilekçesi bütüncül olarak okunduğunda ve yorumlandığında; şikayetçi/borçlunun Afyonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 09.12.2021 tarih, 2021/215 Esas-2021/500 Karar sayılı kesinleşmiş ilamda şikayetçi borçluya ayrılacak 161.962,26 TL satış bedelinin güncellenmesini istediği açıkça belirtilmiştir. 19.10.2023 tarihli yeni hacze yönelik bir şikayetinin de olmadığı görülmüştür. Bu durumda; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre ve özellikle HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen "TALEPLE BAĞLILIK" ilkesi dikkate alınarak, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki Dairemizin sayın çoğunluğunun kararının (2) nolu kısımdaki bozma görüşüne katılamıyorum. 05.02.2025

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/6850, K. 2025/734, T. 05.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2024-6850-e-2025-734-k-a2b33773de08