Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/8255 E. 2026/4814 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/8255
- Karar No
- 2026/4814
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/729 E., 2024/889 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 13.06.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 28.10.2025 tarihli ve 2024/34769 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2025 tarihli ve KYB - 2025/125485 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2025 tarihli ve KYB - 2025/125485 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın müsnet suçu 28.08.2006 tarihinde işlediği, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise 24.11.2015 tarihinde kesinleştiği, denetim süresi içerisinde 14.12.2017 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince 24.11.20 15... .12.2017 tarihleri arasında dava zamanaşımı süresinin durduğu, 14.12.2017 tarihinde zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, suç tarihi olan 28.08.2006 tarihi ile hükmün açıklanarak mahkûmiyet kararının verildiği 13.05.2024 tarihleri arasında 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 28.08.2006 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 04.10.2006 tarihli ve 2006/64108 Soruşturma, 2006/21631 Esas, 2006/5138 sayılı iddianamesi ile İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.11.2007 tarihli ve 2006/914 Esas, 2007/1490 sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 04.01.2008 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, C. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 21.04.2008 tarihli yazısı ile, sanığın müdürlüğe başvurmadığının bildirilmesi üzerine, 28.05.2008 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek sanık savunmasının 09.06.2008 tarihinde ilk kez alındığı ve İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.10.2008 tarihli ve 2008/518 Esas, 2008/1552 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu,
D. Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 03.06.2015 tarihli ve 2015/2266 Esas, 2015/1342 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, E. Bozmadan sonra, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2015/563 Esas, 2015/768 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 24.11.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, F. Sanığın denetim süresi içerisinde 14.12.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 13.05.2024 tarihli ve 2024/729 Esas, 2024/889 Karar sayılı kararı ile, basit yargılama usulü uygulanarak hükmün açıklanmasına ve sanığın TCK' nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün 13.06.2024 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. G. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında;
Sanığın atılı suçu 28.08.2006 tarihinde işlediği, zamanaşımı süresinin, sanık hakkında İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesince verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair kararın kesinleştiği 04.01.2008 tarihi ile mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı 28.05.2008 tarihi arasında durduğu, yargılamanın başladığı tarihte yeniden işlemeye başladığı, yine, sanık hakkında verilen 05.11.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 24.11.2015 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlediği suç tarihi olan 14.12.2017 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin durduğu, denetim süresinde işlenen suçun tarihi olan 14.12.2017 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımını kesen ve durduran sürelerin hesaplanması sonucunda, suç tarihi olan 28.08.2006 tarihi ile hükmün açıklanarak mahkûmiyet kararının verildiği 13.05.2024 tarihleri arasında 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi;
"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05.2024 tarihli ve 2024/729 Esas, 2024/889 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;
Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2026 tarihinde karar verildi.